bilgecetinkaya96@gmail.com
Hayata ve kendine dair arayışta olan tüm okurlara yeniden içten merhaba.
Geçenlerde ilginç bir konuşmaya tanık oldum. Birisi yetmişli yaşındaydı ve gülümseyerek “Ben kendimi hâlâ kırklarımda hissediyorum.” dedi. Bir başkası ise henüz ellili yaşlarındaydı ama uzun bir iç çekişle “Kendimi çok yaşlı hissediyorum.” diye cevap verdi. O an aklıma şu soru geldi: İnsan gerçekten kaç yaşındadır? Nüfus cüzdanında yazan sayı kadar mı, yoksa kendisini hissettiği kadar mı?
Doğduğumuz günden itibaren yaşımızı sayılarla öğreniyoruz. Beş yaş, on sekiz yaş, otuz yaş… Hayatımızın pek çok dönüm noktası bile bu sayılarla tanımlanıyor. Fakat aynı yaşta olan iki insanın kendisini bambaşka hissetmesi de oldukça tanıdık bir durum. Demek ki yaş, yalnızca takvimde ilerleyen bir sayıdan ibaret olmayabilir.
Belki de bunun nedeni, zamanı yalnızca takvim yapraklarıyla yaşamıyor olmamızdır. Aynı bir saat bazen hiç bitmeyecekmiş gibi uzarken, bazen yıllar tek bir anın içine sığabiliyor. Çocukluğumuzdaki bir yaz tatilini dün gibi hatırlarken, geçen ay yaşadığımız bir günü güçlükle anımsayabiliyoruz. Aynı yılları yaşasak da aynı zamanı yaşamıyoruz.
Düşündüğümde, kendimizi kaç yaşında hissettiğimizi yalnızca yılların belirlemediğini fark ediyorum. Kurduğumuz ilişkiler, yaptığımız işler, kayıplarımız, umutlarımız, merak ettiğimiz şeyler ve geleceğe dair kurduğumuz hayaller de bu hissi şekillendiriyor. Bazen yeni bir şey öğrenirken kendimizi yıllar öncesindeki kadar canlı hissedebiliyor, bazen de ağır bir yaşam olayından sonra olduğumuz yaştan çok daha yorgun hissedebiliyoruz.
Belki de bu yüzden “Kendini genç hissetmek” ya da “Kendini yaşlı hissetmek” yalnızca bir yaş meselesi değildir. Daha çok, insanın yaşamla kurduğu ilişkinin o günkü halidir. Çünkü kimi günler merakımız önde olur, kimi günler yorgunluğumuz. İkisi de insana aittir.
Toplumun da bu konuda bize sessizce fısıldadığı bazı cümleler var. “Artık bu yaştan sonra…” diye başlayan bazı cümleler, bazen fark etmeden kendimize çizdiğimiz sınırların parçası olabiliyor. Oysa aynı yaş, bir başkası için yeni bir üniversiteye başlamak, ilk kez resim yapmak ya da uzun zamandır ertelediği bir hayalini gerçekleştirmek anlamına gelebiliyor.
Yazımızı yine zihnimizde bir soru bırakarak bitirmek istiyorum: Siz bugün kendinizi kaç yaşında hissediyorsunuz? Belki bu sorunun cevabı doğum tarihinizden çok, yaşamla kurduğunuz ilişkinin bugünkü halini anlatıyordur.
Bu yazının önerisi
Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi: Yaş ile zaman arasındaki ilişkiyi alışılmışın dışında anlatan bu film, “İnsan gerçekten kaç yaşındadır?” sorusunu farklı bir yerden düşünmeye davet ediyor.