burcu.arik@gmail.com, https://dogakultur.net
Bu hafta sizlere kuru otların güzelliğini ya da birbirinden ilginç deniz kabuklularını yazacaktım ama vazgeçtim. Yazı için arşivimde fotoğraf ararken önce kızımla ve eşimle Geyikli’de daha önce bilinmeyen bir yerde bularak bilim dünyasına katkıda bulunduğumuz şehit karanfilininin (Dianthus ingoldbyi) fotoğrafını gördüm. Ardından yine kızımın sahilde anneanne ve dedesiyle kumda oynarken bulduğu, benim daha önce canlı halini hiç görmediğim kum şırlanı (Donax/Donacilla sp.) fotoğrafını buldum. Hal böyle olunca arşivimizde Çanakkale+Ağustos+Eylül diye tarama yaptım ve kızımla yaptığımız bazı doğa keşiflerimizi paylaşmaya karar verdim.
Şehit karanfili, benim için çok özel türlerden biri. Kızımla ve eşimle Geyikli’de yürümeyi çok sevdiğimiz rotalar var. Yolları değiştire keşfede yürüyüşler yapmayı çok seviyoruz. Bildiğimiz bilmediğimiz türlü türlü canlıyla karşılaşıyoruz. Bu gezilerden birinde, açmış bir çiçek görünce şaşırmıştık. İnce kuru çiçek öbeklerinin olduğu bir yamaçtaydık. Öbeklerde minicik beyaz çiçekler görmek bizi heyecanlandırmıştı. Çiçek şeklinden ve kuru tohum kapsüllerinden karanfil olduğunu çıkardım. Ancak türünü tam bilemedim. O dönemlerde türleri anlayabilmek için Türkiye Bitkileri Veri Servisi sayfasına bakıyordum. Burada illeri seçip, tür listelerine bakıp, hangi karanfil türleri görülüyorsa tek tek arayıp bulmaya çalışıyordum.
|
|
Fotoğraf: Geyikli’de soldaki çiçek öbeklerinde minicik beyaz çiçekler açmıştı. Burcu Meltem Arık
Araştırmalarım sonucunda şehit karanfili olabileceğini anladım ve bunu çalışan bir uzmanın arayışına girdim. ÇOMÜ’de bu türü çalışan bir hoca bulunca hemen yazdım ve hızlı yanıt aldım. Bulduğumuz bölgede bu türün olduğu bilinmiyormuş. Geldiler ve kayıt aldılar. Teşekkür ettiler, havalara uçtuk. Bilim dünyasına bir katkımız olduğuna çok sevindik!
Görsel: Şehit karanfilinin dağılım haritası. Çok dar yayılışlı bir tür. Ülkemizde Trakya ve Çanakkale’de görülüyor. Kew
Adı üstünde Şehit Karanfili (Dianthus ingoldbyi Turril) Çanakkale savaşlarında şehit düşen askerlere atfen adlandırılmış. 1924 yılında tespit edilmiş. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından tür ve yaşam alanı düzeyinde izleme programına alındı. Dianthus Antik Yunancada tanrı anlamına gelen dios ile çiçek anlamına gelen anthos kelimesinin birleşimiyle oluşturulmuş. Tezini bu konuda yazan Onur Esen’e göre “Yunan filozofu Theophrastus’ un, karanfilden Dios Anthos (Tanrıların Çiçeği) olarak bahsetmesi nedeniyle Dianthus ön adını almış.

Fotoğraf: Kızımın Geyikli’de
bulduğu bu kum şırlanı, kuma konar konmaz ayağıyla kendini kuma
gömüyor. Burcu Meltem Arık
Kum şırlanını hep görürdüm ama canlı hallerini Geyikli’de kızım oynarken gördüm. Dedesiyle kumları kazıyıp kum şırlanlarını çıkarıyorlar, kuma bırakıyorlardı. Kum şırlanı da bizim oyunculardan kurtulur kurtulmaz kendini güçlü, kaslı ayaklarıyla hemen kuma gömüyordu. Ne kadar hızlı gömdüklerine şaşırırsınız! Tellina olarak da biliniyor. Küçük, çift kabuklu bir yumuşakça olan kum şırlanı temiz ve ince kumların bulunduğu sığ kıyı alanlarında, çoğunlukla 0–2 metre derinlikte yaşıyor. Fitoplankton ve suda asılı küçük organik parçacıklarla besleniyor. İki sifonu var. Biriyle oksijen ve besin taşıyan suyu içeri alıyor, diğeriyle suyu ve sindirim atıklarını dışarı veriyor. Sifonların uçlarında çevreyi algılamaya ve büyük parçacıkları ayıklamaya yarayan duyusal tentaküller bulunuyor. Bir avcı sifonu koparırsa sifon yeniden oluşabiliyor. Kendisini de balıklar, yengeçler ve kıyıda beslenen kuşlar yiyor.
Kabukları çevrenin kaydını tutuyor. Büyüme çizgileri sıcaklık, besin miktarı ve su koşullarına göre değişiyor. Bu nedenle kabuk, hayvanın yaşamı boyunca karşılaştığı çevresel koşullar hakkında bilgi taşıyor. Tıpkı ağaç halkaları gibi. Ben henüz bu çizgileri okumayı öğrenemedim. Belki aramızda bilen biri vardır ve bize yazar.
Fotoğraf: Kızımın dört yaşındayken babamla Geyikli’de yaptığı bu keşfe ben de hemen eşlik etmiştim. Burcu Meltem Arık
Çocukken kum şırlanı kabuklarını Arsuz ve Samandağ sahillerinde çok bulurdum, kopmamış olanları bulunca ayrıca heyecanlanırdım. Kanat şekli olurdu. Keşke bize okullarda bunları da öğretselerdi. Yaşadığımız yeri paylaştığımız diğer canlıları! Çocukken kum şırlanını içi boş bir deniz kabuğu olarak değil de bu yeryüzünü paylaştığım yoldaş bir tür olarak tanımayı çok isterdim. Bu arada, Anadolu Ajansı’nın buradaki haberine göre bu türün kaçakçılığı da yapılıyor maalesef. Lütfen dikkatli olalım.
Bunun dışında bu aylarda başka neler keşfetmişiz derseniz bazılarını aşağıda paylaşıyorum.
Fotoğraflar: Solda, deniz kestanesi. Sağda ise Posidonia oceanica türünün oluşturduğu deniz çayırlarının ölü yapraklarından doğan “Neptün topları”. Murat Yetkin’in buradaki yazısına göre, bu toplar çok miktarda denizlerdeki mikroplastikleri barındırıyor. Yetkin şunu da ekliyor: “Nature Scientific Reports’ta yayımlanan bir çalışmaya göre (Sánchez-Vidal A. ve ark., 2021); Posidonia oceanica‘nın oluşturduğu bu lif yığınları, bir kilogram materyalde neredeyse 1500 kadar plastik parçası içerebiliyor, çoğunluğu polimer filament ve fiberlerden oluşuyor. Araştırmacılar, bu deniz çayırlarının adeta doğal bir filtre gibi çalıştığını, mikroplastikleri yakalayıp kıyıya kadar taşıdığını ortaya koyuyor.” Burcu Meltem Arık
Fotoğraf:. Kum boğadikeni (Eryngium maritimum). Burcu Meltem Arık
Fotoğraf: Diken kelebeği. Burcu Meltem Arık
Fotoğraf: Bulmayı en sevdiğimiz tüy, alakarga (Garrulus glandarius) tüyü. Burcu Meltem Arık
Fotoğraf: Ağustos böceklerinin dış iskeletleri. Burcu Meltem Arık
Fotoğraf: İlimizin en önemli sorunlarından biri yollar nedeniyle ölen canlılar. Bunu ayrı bir yazı konusu yapacağım. En çok kirpi, hemen ardından kaya sansarı ölüsü buluyoruz. Tilki de az görülmüyor maalesef. Burcu Meltem Arık
Siz bu aylarda neler keşfediyorsunuz?
Haftaya kum zambaklarından ya da deniz çayırlarından bahsedelim mi?
Sizler de doğa gözlemlerinizi #canakkaledogaguncesi ile paylaşır mısınız? Instagram’da da buna özel bir hesap açtım: https://www.instagram.com/canakkaledogaguncesi/