ÇOMÜ Deprem Araştırma ve Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Bekler, Biga'da oğlu 3 patlamada meydana gelen sismik hareketliliğin yeni olmadığını söyledi. Biga Yarımadası'nın önemli tektonik aktivite bölgelerinde biri olduğunu belirten Prof. Dr. Tolga Bekler, son 25-30 yıl içerisinde teknolojik gelişmelerle ölçümlerin sağlandığını ancak bu hareketliliğin bölgelerinin devam ettiğini belirtti. Biga'nın mikro deprem yapısının yoğun bir şekilde bir bölge olduğunu aktaran Prof. Dr. Bekler, aynı anda şiddetli depremlerin de meydana geldiğini vurguladı.
Biga bölgesi yarım deprem bölgesini değerlendiren Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Bekler, "Bigaadası olarak adlandırdığımız Türkiye'nin Kuzeybatı Ege Bölgesi'nin önemli bir tektonik aktivite bölgelerinden bir tanesidir. Esasında bu bölge hem farklı geometrilerdeki fayların oluşturulduğu bu yoğun depremlere sahip farklı fay bölgelerine sahip bir bölge. Aynı zamanda mikro depremlerin de en çok olduğun bir yerlerde" dedi.
Tolga Bekler, "Ülkemizin bilinen bir tarihi deprem, coğrafi durum olan esas kaynağımız, bizim sismik kaynak olarak adlandırdığımız faylar. Sadece bu bölgede değil, Türkiye'nin birçok bölgede hem aletsel bölgede hem de geçmiş dönem olarak adlandırdığımız 1900'lü yıllardan önce tarihi zamanlarda meydana gelen çok sayıda var. Bu depremlerin de önemli bir kısmı da niteliğe sahip oldukları.
Biga'da farklı fayların bulaştığı ve bunların anında de şiddetli depremleri ortaya çıktığını aktaran Bekler, "Biga özeline kökenimizde ise, Biga hakikaten Anadolu'nun tektonik unsurların zararlı olduğunu kapsayan, geçmişte önemli olan tektonik unsurların zararlı olduğu, yıkıcı olanlardan çıkartan bir bölge. Son olarak 2017'de Ayvacık'ta meydana gelen deprem 5.4 ülkede meydana gelen deprem. 2019'da 5.3 kişilik Ahmetçe'de meydana gelen deprem.
Biga'daki küçük depremlerin iki nedeni olduğunu ifade eden Bekler, sözlerine şöyle devam etti; "Şimdi tabii bu depremler bize yırtılmasının sürekliliğini anlatıyor. Bu ne anlama geliyor. Sadece bu bölge değil, bu bölgede bu tektonik hareketlerin içinde bu iletişimi sağlayan farklı fayların bir araya gelerek uyguladıkları belli transferleri olabiliyor, birinci neden bu. belli büyüklükteki depremleri biz görüyoruz."
Son 25-30 sene içerisinde teknolojiyle depremler hakkında daha iyi gözlem ve ölçüm yapılabildiğini kaydeden Bekler, "Bunlar yeni değil. Son 2-3 aya ya da daha kısa bir süre içinde meydana gelen depremler değil. Yüzyıllar oluyor. Ancak biz dijital olarak bunları gözlemlemeye, yani sismometre dediğimiz deprem kayıtçılarına, bunları gördüklerini son 25-30 sene içinde daha fazlalarını arayarak daha iyi sonuçlar alabiliyoruz" dedi.
(İHA)