yandexmetrikacounter
"Rezerv alan" değil, Kentsel dönüşüm: "Kims | Çanakkale Olay

"Rezerv alan" değil, Kentsel dönüşüm: "Kimse evinizi alamaz!"

Çanakkale Sosyal Konutlar bölgesinde "fısıltı gazeteciliği" nedeniyle oluşan kaos, kentsel dönüşümün önündeki en büyük engel haline geldi. Vatandaşın "Rezerv Alan" korkusunun aksine, yürütülen süreç tamamen "Kentsel Dönüşüm" adı altında, maliklerin kendi kararlarıyla şekilleniyor. İşte 18 yıllık sürecin dünü, bugünü ve 2026 itibarıyla yeni yasal gerçekler.

300

Çanakkale’nin uzun yıllardır çözüm bekleyen en önemli kentsel sorunlarından biri olan Sosyal Konutlar bölgesinde, 18 yılı aşan belirsizlik süreci vatandaşları yormuş durumda. Bu süreçte ortaya çıkan bilgi kirliliği ise endişeleri daha da artırıyor. Özellikle “Devlet yerimize el koyacak” yönündeki söylentiler, bölge sakinlerinin tedirginliğini büyütürken, kentsel dönüşüm sürecine dair kafa karışıklığına neden oluyor. Peki gerçekte süreç nasıl ilerliyor? “Rezerv alan” iddiaları doğru mu? Yeni yasal düzenlemeler 860 konutluk bu bölgeyi nasıl etkileyecek?

121533_wuciwug_296ff1a9_rezerv-alan-deg.jpeg

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından yapılan net açıklamalara göre, Sosyal Konutlar bölgesinde yürütülen çalışmalar “rezerv alan” kapsamında değil, tamamen kentsel dönüşüm yasası çerçevesinde ilerliyor. Yetkililer, 50+1 çoğunluk şartı, müteahhit teminatı ve vatandaşların yasal haklarına ilişkin önemli detayları paylaşarak, kamuoyunda oluşan yanlış bilgilerin önüne geçmeyi amaçlıyor. 18 yıllık bekleyişte, 2026 düzenlemeleriyle birlikte dönüşüm süreci nasıl hız kazanıyor? İşte tüm detaylar.

18 Yıllık bir bekleyişin anatomisi: Nerede hata yapıldı?

Çanakkale Belediyesi’nin 18 yıl önce başlattığı, ancak zaman içerisinde siyasi çekişmeler, bürokratik engeller ve uzlaşma problemleri nedeniyle yılan hikayesine dönen Sosyal Konutlar projesi, bugün vatandaşın kaderine terk edildiği bir noktaya ulaştı. Eğer bu proje, ilk gündeme geldiği 17-18 yıl önce kararlı bir şekilde hayata geçirilmiş olsaydı, bugün 860 dairede yaşayan yüzlerce aile, müteahhitlerle karşı karşıya kalmadan, daha güvenli ve modern konutlarda yaşamlarını sürdürüyor olacaktı.

121533_wuciwug_2b44af3a_rezerv-alan-deg.jpeg

Zaman, kentsel dönüşüm için en büyük düşmandır. Yapıların ömrü tükenirken, maliyetler artmış, vatandaşın güveni azalmıştır. Bugün gelinen noktada en büyük mağdur yine bölge halkıdır. Bölgedeki nüfusun yarısından fazlasının 65 yaş ve üzeri olması, bu mağduriyeti sadece ekonomik değil, insani bir krize de dönüştürüyor. Yaşlı vatandaşlarımızın, evlerini kaybetme korkusuyla yaşadığı stres, projenin en acı yanıdır.

"Rezerv Alan" Efsanesi ve bilgi kirliliği

Bölgede son dönemde yayılan en büyük yanlış kanı, bölgenin "Rezerv Alan" ilan edildiği ve devletin mülklere zorla el koyacağı yönündeki iddialardır. Sosyal Konutlar bölgesindeki mevcut durum, merkezi hükümetin veya yerel yönetimin "Rezerv Alan" projesi değildir.

121533_wuciwug_f870d70c_rezerv-alan-deg.jpeg

Peki nedir bu "Rezerv Alan"?

Bir yerin rezerv alan ilan edilebilmesi için çok daha kapsamlı, devletin (TOKİ veya Bakanlık) koordinasyonunda ve bölgenin bütününe yayılan bir planlama süreci gerekir. Sosyal Konutlar bölgesinde ise süreç, Kentsel Dönüşüm yasası kapsamında işlemektedir. Yani burada devlet veya belediye, vatandaşın malına zorla el koymuyor. Vatandaşlar, müteahhitlerle birebir anlaşarak, binalarını yıktırıyor ve yeni projelere imza atıyor. Ancak, bazı yatırımcıların veya aracıların vatandaşın içine korku salarak, "Anlaşmazsanız devlet el koyacak, yarın bir gün dışarıda kalırsınız" şeklinde telkinlerde bulunması, tamamen bilgi kirliliğinden ibarettir.

121533_wuciwug_6bd181b2_rezerv-alan-deg.jpeg

2026 Yasalarıyla dönüşümde yeni dönem: "Komşu engelini aşmak"

Kentsel dönüşüm süreçlerindeki en büyük tıkanıklık, komşular arasındaki anlaşmazlıklardı. 4 Şubat 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemeler, bu tıkanıklığı açmak için devrim niteliğinde değişiklikler getirdi. Artık dönüşüm, "tüm paydaşların tam mutabakatı" şartından kurtuldu.

121533_wuciwug_0e8303e5_rezerv-alan-deg.jpeg

Yeni dönemde öne çıkan kurallar şunlardır

Salt Çoğunluk (50+1) Kuralı: Eskiden aranan üçte iki (%66) çoğunluk yerine, artık hisse oranına göre salt çoğunluk yani %50+1 yeterli kabul ediliyor. Bu durum, projenin önündeki "inatçı komşu" engelini büyük oranda kaldırıyor.

  • Yıkım Şartı Yok: Karar almak için binanın yıkılmış olması gerekmiyor. Kat karşılığı inşaat veya hasılat paylaşımı gibi kritik kararlar, %50+1 ile yasal geçerlilik kazanıyor.
  • İmzalamayana Yasal Süreç: Karara uymayan veya imzadan kaçınan paydaşlar için süreç oldukça hızlı işliyor. Karar bildirildikten sonra 15 gün içinde imzayı atmayanların arsa payları, açık artırmayla satışa sunulabiliyor. Bu satışta öncelik diğer paydaşlarda (komşularda) oluyor. Eğer komşular satın almazsa, devreye Kentsel Dönüşüm Başkanlığı veya belediyeler giriyor. Bu yasalar, "dönüşümü engelleyen" değil, "dönüşümü koruyan" bir yapıya büründü. Amaç, tek bir kişinin inadı yüzünden 50 ailenin riskli binada ölümü beklemesini engellemektir.

121533_wuciwug_2504d2ff_rezerv-alan-deg.jpeg

Müteahhit ve malik ilişkisi: Sancılı bir süreç

Söz konusu bölgede yaşayan vatandaşların bir diğer korkusu ise müteahhitlerin inşaatı yarıda bırakıp kaçmasıdır. Vatandaş haklı olarak soruyor: "İnşaat durursa, paramız giderse bize kim sahip çıkacak?" Bu endişe, geçmişteki kötü örneklerden besleniyor. Ancak 6306 sayılı kanun kapsamında, artık müteahhitlerin "teminat" göstermesi zorunluluğu var. Müteahhit firma, ruhsat alabilmek için binanın yaklaşık maliyetinin %6’sı oranında bir teminatı (nakit veya teminat mektubu) idareye sunmak zorunda. Eğer müteahhit işi bırakırsa, devlet bu teminatı kullanarak yarım kalan inşaatı tamamlama veya vatandaşı koruma gücüne sahip oluyor.

121533_wuciwug_a62fa9b1_rezerv-alan-deg.jpeg

Vatandaş ne yapmalı?

Çanakkale Sosyal Konutlar bölgesinde yaşayan vatandaşlarımıza tavsiyemiz şudur;

  • Fısıltı Gazetesine İnanmayın: Komşular arasında yayılan "el konulacak", "devlet alacak" gibi söylemlere kulak asmayın.
  • Resmi Makamlara Başvurun: Bölgeyle ilgili gerçek bilgiyi ne müteahhitten ne de kahvehane sohbetlerinden değil; Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü veya Belediyenin kentsel dönüşüm ofislerinden alın.
  • Sözleşmeleri Hukukçuya İnceletin: Müteahhitlerle yapılan sözleşmeler, bir ömür boyu sürecek bir taahhüttür. Bir avukata danışmadan hiçbir kağıda imza atmayın.
  • Birlik Olun: 860 konutluk bu bölge, birlikte hareket ederse güçlenir. Bireysel değil, ada bazlı veya blok bazlı, ortak akılla hareket eden gruplar, müteahhit karşısında her zaman daha güçlüdür.

121533_wuciwug_b8473a77_rezerv-alan-deg.jpeg

Gönül isterdi ki, vatandaşın en büyük temennisi, bu sürecin sadece özel sektör (müteahhit) insafına bırakılmamasıydı. Keşke Belediye ve TOKİ, projenin bizzat yürütücüsü olsaydı, vatandaş ile müteahhit arasına "kamu güvencesi" gelseydi. Ancak mevcut tabloda, vatandaş kendi haklarını korumak zorunda. Yeni yasaların verdiği "50+1" gücü, maliklerin kendi kaderlerini çizmeleri için bir fırsat sunuyor. Korkarak değil, yasal haklarını bilerek ve resmi kurumların denetimini talep ederek süreci yönetmek, Sosyal Konutların makus talihini değiştirebilir. Unutmayın; kentsel dönüşüm bir rant meselesi değil, can güvenliği meselesidir.

121533_wuciwug_f055f66a_rezerv-alan-deg.jpeg

Bilgi, bu süreçteki en büyük kalkanınızdır. Çanakkale’de yaşayan vatandaşların gündemindeki en önemli konulardan biri olan Sosyal Konutlar bölgesindeki kentsel dönüşüm süreci ve "rezerv alan" iddiaları, Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkililerden alınan doğru bilgi ile açıklığa kavuşturuldu. Vatandaşların mağduriyet yaşamaması adına süreci tüm detaylarıyla anlatan yetkililer, "Zorla el koyma" gibi söylentilerin gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Yetkililerden aldığımız bilgi doğrultunda bunu okuyucularımızla paylaşıyoruz.

121533_wuciwug_97e673bf_rezerv-alan-deg.jpeg

Riskli yapı tespiti ve yasal süreç nasıl işliyor?

Kentsel dönüşüm sürecinin nasıl başladığı ve yasal aşamaların neler olduğu konusunda kamuoyunu bilgilendiren Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri, sürecin maliklerin başvurusuyla başladığını belirtti. Sistemin işleyişine dair detayları paylaşan yetkililer; "Vatandaş, Bakanlığımızca yetkilendirilmiş kuruluşlara ARAAD sistemi üzerinden başvuruyor. Bakanlıkça yetkilendirilmiş kurumlardan bir kuruluşla sözleşme yapılarak, binadan karot numuneleri alınarak laboratuvar ortamında test ediip, rapor hazırlanarak süreç başlatılır. Kentsel Müdürlüğü persolenince bina yerinde denetlenerek bina uygunluğu yerinde tespit edilir. Riskli yapı olarak tespit edilen yapı için Tapu Müdürlüğü'ne şerh koymak için yazı yazılır. Eğer bina riskli çıkarsa, 15 gün askı ve 15 gün itiraz süreci başlıyor. İtiraz olması durumunda Bursa’daki teknik heyetler devreye giriyor. Süreç kesinleştiğinde ilgili belediyece yapının 90 gün içerisinde boşaltılması ve yılımı tebliğ ediliyor" şeklinde ifade etti.

Sürecin yasal bir takvimi olduğunu hatırlatan yetkililer, "90 gün sonunda bina tahliye edilmezse, belediye aracılığıyla elektrik, su ve doğalgaz kesim işlemleri gerçekleştiriliyor. Amaç, vatandaşın riskli yapılarda kalmasını engelleyerek olası bir felaketin önüne geçmektir" ifadelerine yer verdi.

121533_wuciwug_bb44a671_rezerv-alan-deg.jpeg

Rezerv alan iddialarına yanıt; "El konulması söz konusu değil"

Bölgedeki vatandaşların en çok korktuğu konulardan biri olan "Rezerv alan ilan edilirse devlet yerimize el koyacak" söylentilerine de açıklık getiren yetkililer, bu korkunun yersiz olduğunu savundu. Rezerv alanın bir planlama çalışması olduğunu belirten yetkililer; "Rezerv alan ilan edilmesi, oradaki konutların tamamının devlet tarafından el konulacağı anlamına gelmiyor. Rezerv alan çalışması, eski yapılaşmanın yoğun olduğu veya zemin sorunu bulunan bölgelerde konutların bütüncül bir planla ele alınması demektir. Şu an bölgeyle ilgili projelendirme çalışmaları devam ediyor ancak vatandaşın mülküne el konulması gibi bir durum söz konusu değildir. Müteahhitler süreci kentsel dönüşüm başkanlığı denetiminde yönetiyor ve ofislerimiz aracılığıyla vatandaşlarımıza her türlü bilgilendirme yapılıyor" dedi.

121533_wuciwug_a62fa9b1_rezerv-alan-deg.jpeg

Vatandaşlariİçin "Müteahhit Garantisi" ve teminat düzenlemesi

Vatandaşların "Müteahhit inşaatı yarıda bırakıp giderse ne olur?" endişesini gidermek için yasal güvencelerden bahseden yetkililer, 6306 sayılı kanun kapsamında getirilen teminat sistemini hatırlattı. Müteahhit firmalara karşı önlem aldıklarını vurgulayan yetkililer; "Kanun kapsamında, müteahhit firmalar belediyeye ruhsat için başvurduğunda, binanın yaklaşık maliyetinin %6’sı oranında teminat mektubu veya nakit teminat alınması zorunluluğu getirdik. Bu teminat olmadan ruhsat verilmiyor. Bunun temel amacı, müteahhit firmanın işi bırakması durumunda o teminatı kullanarak vatandaşın mağduriyetini gidermektir" şeklinde açıklamalarda bulundu.

121533_wuciwug_796794b5_rezerv-alan-deg.jpeg

4 Şubat 2026 düzenlemesiyle süreç kolaylaştı

Kentsel dönüşümün önündeki engelleri kaldırmak amacıyla 4 Şubat 2026 tarihinde kanunda yapılan değişikliklere değinen yetkililer, sürecin hız kazandığını belirtti. Eskiden yaşanan mahkeme süreçleri ve tıkanıklıkların artık daha kolay aşılabildiğini ifade eden yetkililer; "Kentsel dönüşümdeki mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla kanun güncellendi. Artık arsa payı çoğunluğuyla alınan kararlar, müteahhit ile sözleşme yapılması, ruhsat, tevhit ve ifraz işlemleri daha hızlı yürüyor. Anlaşmayan maliklerin hisselerinin satışı noktasında ise SPK değerlendirme raporuna dayalı, şeffaf bir fiyat tespiti ile mağduriyetlerin önüne geçiyoruz" diye ekledi.

121533_wuciwug_a09f2ff7_rezerv-alan-deg.jpeg

Yetkililerden çağrı; "Bilgi almak için ofislerimize gelin"

Vatandaşların yanlış bilgilendirmelerden kaçınması gerektiğini belirten yetkililer, her türlü sorunun resmi kanallardan öğrenilmesi gerektiğini vurguladı. Vatandaşları bilgilendirme ofislerine davet eden yetkililer; "İsmet Paşa Mahallesi Papatya Sok. No:10 adresinde bulunan kentsel dönüşüm bürosuna veya Çanakkale Kentsel Dönüşüm Müdürlüğümüze her zaman gelip bilgi alabilirler. Hangi aşamada olduğumuzu şeffaf bir şekilde vatandaşımıza aktarıyoruz" diyerek sözlerini noktaladı.

(ERHAN TAYLAN)
Paylaş