İYİ Parti Çanakkale Milletvekili ve TBMM Kâtip Üyesi Rıdvan Uz ile gazetemiz Çanakkale Olay’da gerçekleştirdiğimiz röportajda hem ülke hem de Çanakkale gündemi ile ilgili olarak konuştuk.
Röportajımızın ilk bölümü sizlerle…
İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz ile bir aradayız. Rıdvan Bey, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 28. dönem 5. yasama yılı açıldı. Bizzat orada olduğunuz için sizden izlenimlerinizi alabilir miyiz? Neler yaşandı açılışta?
Evet, öncelikle 28. dönem 5. yasama yılımızın hem ülkemize hem Çanakkale'mize hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Tabii zor bir dönem bekliyor bu dönemde. Bütün partilerin memleket adına beklentileri var. Buna dair, ön sonuçları var. Bununla ilgili ön kabulleri var ve bazı konulara da duvar örmüşlükleri var. Bu süreçte meclisimizde de Sayın Numan Kurtulmuş Bey'in saat 11'de çelenk koymasıyla birlikte başlayan törenimiz.
Saat 2'de genel kurulun toplanması Genel kurulda Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanının hitabeti daha sonra da Cumhurbaşkanımızın orada konuşmaları vardı. Bu konuşmayla ilgili her dönem yaşanan tekrar yaşandı. Bu dönem malumunuz hem Yeni Parti hem Cumhuriyet Halk Partisi protestosunu ayağa kalkmayarak gösterdi.
Daha sonra Yeni Parti'de salonu terk ederek gösterdi. İlk Parti'de ve cumhurbaşkanının seçilmiş olması hasebiyle ayağa kalkma eylemini göstermekle birlikte iç rahatlarını ve Türkiye'ye bakışını beğenmediğinden son olayları da göz önünde bulundurarak alkış kısmına katılmayarak ve o da bir noktada kendi tavrını İyi Parti olarak da sergilemiş oldu. Sonra akşam bir resepsiyon yaşadık.
O resepsiyona siyasi partiler katıldı. Cumhurbaşkanı katılmadı. Orada da kendileri yoktu Türkiye Büyük Millet Resepsiyonunda. Resepsiyonu da yakından takip etti Türk millet. Orada iki önemli hadiseyi söyleyebiliriz.
Bir tanesi Bülent Arınç Bey'in bir cümlesi… Hırsızlığın boyutu 23 milyar değil, 800 milyar. Bu fondan kaynaklı hırsızlığın boyutunu ifade etmesi bir şok etkisi yarattı. Çünkü tam sayı, rakam iktidar tarafından söylenmiyor ve gizleniyordu. Bunun 800 milyar civarında olduğunu öğrenmiş olduk. Çok vahim bir rakam. Türkiye'nin ekonomisinin bunu kaldırması ve toparlaması mümkün değil. 460 binin üzerinde de bir yatırımcıyı yani küçük yatırımcıyı ilgilendiren bir soygundan bahsediyoruz ve bu kurumsal yapının gözetiminde olan. Yani bakanın orada açıkça söylediği bir cümle var 10 ay önce. “Burada bir kaçak var. Bu kaçağın engellenmesi lazım” diye bas bas bağıran Mehmet Şimşek var. Fakat buna engel olunmayan ve kamu yönetiminde işin denetiminde bir hırsızlık olayı var.
Tabii bu, büyük depremle eş değer. Yani Türkiye'nin geçirdiği büyük depremdeki kayıpla aynı. iktidarın da her cümlesinde işte Türkiye'nin ekonomisinin kötü olması sebeplerinden bir tanesini de depremden kaynaklı olduğunu söylüyorlardı. Buna ne nasıl bir kılıf bulacaklar, ne diyecekler? Bu da yine bizce merak konusu.
İkinci bir hadise de meclis açılışında MHP lideri Devlet Bahçeli'nin "DEM Partililere işte ne zaman İmralı'ya gittiniz? Bir daha ne zaman gideceksiniz? Çok selam söyleyin." diyerek 50 bin kişinin katiline, bebek katiline, bir hükümlüye selam göndermesi olayı oldu. Meclisin açılışından notlar bunlar.
Meclisin ileriye dönük hem iktidarın söylemlerini her meclis açılışında konuşmalarını çok dikkatli dinliyoruz. Not alıyoruz. Orada enteresan bir şey var. Her seferinde Anayasa'nın yeniden yapılanmasına dair Anayasa'yla ilgili hüküm cümleleri kuruyorlar. Ama bu dönemde maalesef bununla ilgili herhangi bir somut adım da atmışlıkları yok.
Dolayısıyla tamamen gündemi değiştirmeye, son gelişen hadiseyi kapatmaya yönelik çünkü Türkiye'de hiçbir kesimin memnun memnun olmadığı bir dönem yaşıyoruz. Yani üreticinin elde ettiği ürün giderleri, maliyetleri, kazançlarının çok üstünde olmasından mütevellit ne kadar ürün ekerse eksin, Türkiye'de ne ekerse eksin hiçbirinin para etmediği bir dönemi ilk defa yaşattılar bunlar.
Üretici memnun değil. Sanayici zor durumda, büyük sıkıntılar içerisinde. Esnaf keza ağlıyor ama esnafın tezgâhında maliyeci oturuyor maalesef. Bir taraftan da emeklilere bakıyoruz. O emekliler de hiçbir şekilde memnun değil.
Türkiye'de hiçbir kesimin memnun olmadığı, bütün kurumların kurumsuzlaştığı bir dönemin sahibi bu hükümet; bu son fon kriziyle kendi bünyelerinde, aile içlerindeki kavgayı milletin sırtından, millete yükleyerek vermeleri büyük bir ıstırap ve acı.
Geçen sene bütçe yaptık. Yine bütçe dönemi geliyor mecliste. O bütçede 3,4 milyar sadece tarıma ayrılan paraydı. Bunun anayasaya göre üreticiye, %1 tarıma aktarılması gereken para var. O da 15 milyar yapıyor. Fakat 15 milyarı vermeyi bırakın 3,4 milyar veriyorlar. Ama sadece bir genel başkan yandaşlarının fondan götürdüğü para 23 milyar TL. Dolayısıyla 8 yılını çiftçinin de çalmış oluyorlar. Sadece çiftçiye endekslersek bu rakama ulaşabiliyoruz. Bu dönem bizi zor bir süreç bekliyor.
Çünkü DEM Parti’nin talepleri daha da ağırlaştı. Yani bölücü başına yapılan villa onları kesmiyor. Statü verilmesi kesmiyor. Dört parçalı Kürdistan'dan bahsediyorlar ve bu dört parçalı Kürdistan'ın sonunda da Musul, Kerkük civarında bölücü başına ikametgâh arzuları da var. Bir Kürdistan kurulması taleplerine kadar işi götürmek arzusundalar. Buna bu hükümet ne kadar daha taviz verecek?
Bu çerçeve yasayla zaten insanların beynini allak bullak ettiler. Gelen 10 yasanın, 12 maddelik yasanın ikisi yürütme, biri 10. madde kendilerini koruyan yani bu işlem iştiraklerden dolayı oluşacak herhangi bir eylem ya da sonuçlarından dolayı hiçbir milletvekili işte ya da buna imza atan hiçbir bürokrat, buna evet oy veren hiçbir kimse yargılanamaz maddesini koydular. Yani biz bir kabahat işliyoruz ama bu kabahatten sorumlu olmuyoruz. Yani biz birini vuracağız ama bunu vuracağız diye ben ceza almayacağım diye bir madde koymak gibi bir şey. Diğer 5 madde komisyon oluşturulması, 4 madde de dışarıdakilerin zaten yurt dışından nasıl getirileceği, cezaevindekilerin nasıl çıkarılacağı, Avrupa'dakilerin nasıl getirileceği, topluma nasıl entegre edilecekleri ve 15 yıl ile 30 yıl ceza almışların işte 10 yıl denetimli serbestlikten yararlanıp 3 yılın sonunda bir suça bulaşması ama ne suçu; terör suçu bulaşmaz ise seçme ve seçilme hakkı ve kamu yönetici hakkı verilmesi.
Yani dağ kadrosuna çünkü 30 yıl alan kişi ya yönetici en üst yönetici tabakasındadır, ya bombalama eyleminde bulunmuşlardır, ya karakol basmışlardır. Yani en ağır cezayı alan kişiler ve bunların parlamentoda önünün açılması, topluma entegre olmaları, aynı otobüsü, aynı daireyi kullanmak gibi getireceği sıkıntıların çözümlerinin ortaya konmamış olması gündemi bu dönem Mecliste ağırlıklı olarak bunlar götürecek.
Mete Han işte bu devletleşme sürecinde bir devlet oluşturalım dediğinde halk diyor ki biz iki sebeple buna izin veririz. Bir güvenliğimizin tesis edilmesi; iki sırtımızın pek, karnımızın tok tutulması. Yani Türk milleti iki önemli hususu; bir yani ekonomi, iki güvenliği ön planda tutar. Şu anda ekonomi yerle yeksan durumda. İkincisi de daha ağırı; bu güvenlik meselesi. Hem güvenlik endişelerimizin arttığı bir döneme giriyoruz. Hem de ekonomik açıdan Türkiye'yi çok zor bir kış bekliyor. Bunun için dirayetli ve güvenilir bir yeni döneme ihtiyaç var. Bu da bu iktidarın gitmesi ile ilgili bir durum artık. Milletimiz bunu görmeli ve 25 yıldır bizi yönetenlerin, 25-26 yaşında olan çocuklarımızın başka bir iktidar görmediğini de göz önünde bulundurarak artık bu gidişe bir son vermeleri gerektiğini düşünüyoruz.
İYİ Parti Çanakkale Milletvekili ve TBMM Kâtip Üyesi Rıdvan Uz ile röportajımızın ikinci bölümü yarın gazetemiz Çanakkale Olay’da.
(HADİYE AYŞE İRİM)