Hormon Hakkım Kolektifi tarafından hazırlanan ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Çanakkale Şubesi LGBTİ+ Komisyonu’nun da imzaladığı açıklamada, 20 Kasım 2024’ten bu yana Türkiye’de transların hormon erişimine yönelik sistematik kısıtlamaların yaşandığı bildirildi.
Açıklamada, bu kısıtlamaların yalnızca sağlık hakkını engellemekle kalmayıp, transların bedenleri, yaşamları ve gelecekleri üzerinde politik bir denetim oluşturduğuna dikkat çekildi: “Translar için hormon destek süreci keyfi bir tercih değildir; fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik halimizin temel bir parçasıdır. Erişimin engellenmesi yalnızca sağlık hakkımızı kısıtlamakla kalmaz; aynı zamanda politik bir müdahaledir.”
20 Kasım 2024’te Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), hormon ilaçları için e-reçete zorunluluğu ve kota uygulaması getirdi. Hormon Hakkım Kolektifi, bu düzenlemelerin transların reçetelerine erişimini idari onaylara, teknik altyapıya ve keyfi uygulamalara bağımlı hale getirdiğini vurguladı.
“Toplum sağlığını koruma gerekçesiyle sunulan bu düzenleme, gerçekte transların sağlık hakkını sınırlayan bir mekanizmadır. Hormon destek süreci düzenli takip gerektirir; erişimi kota ve teknik engellerle sınırlamak sağlık risklerini büyütür.”
Hormon Hakkım Kolektifi, transların sağlık sürecinin Türk Medeni Kanunu kapsamında son derece ağır ve bürokratik olduğunu hatırlattı. Buna rağmen, transların sağlık hizmetlerine erişimi “denetimsiz” olarak sunularak hedef gösterildi.
30 Ocak 2025’te Sağlık Bakanlığı tarafından kurulan “Cinsiyet Değişikliği Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu”, transların sürecini yürüten hastaneleri incelemeye aldı. Kolektif, bu adımın tesadüfi olmadığını, yoğun medya ve sosyal kampanya ardından geldiğini belirtti.
Yetkililere yöneltilen sorular arasında:
Haziran 2025’te Sağlık Bakanlığı, hormon ilaçlarına 21 yaş altı için fiili yasak getirdi. Oysa Türk Medeni Kanunu’na göre transların sürece başlama yaşı 18’dir. Hormon Hakkım Kolektifi, bu durumun genç transların sağlık hakkını doğrudan ihlal ettiğini vurguladı:
“Bedenlerimiz, kimliklerimiz ve sağlık süreçlerimiz ideolojik kampanyaların aracı olamaz. Bu karar özellikle 18–21 yaş arası trans gençleri hedef alıyor. Hormon destek sürecini kesmek, fiziksel ve ruhsal sağlık risklerini doğuruyor.”
Bugün birçok hastanede F64 tanı kodu kullanılarak hormon reçetesi yazılamıyor. Doktorlar, takip ettikleri translara hormon reçete edemiyor ve bu yasak kamuoyuna açıklanmamış durumda. Kolektif, bu durumun transların sağlık süreçlerini kesintiye uğratan açık bir nefret politikası olduğunu belirtti: “Hormonların bir süre kullanılmaması ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Devlet, kendi sağlık sistemini engelleyerek transları kazanımlarını kaybetmeye sürüklüyor.”
Hormon Hakkım Kolektifi, hormon destek sürecinin translar için isteğe bağlı bir uygulama olmadığını; aksine fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik halinin temel parçası olduğunu vurguladı. Yasakların ve kısıtlamaların transları intihara sürüklediği örneklerle ifade edildi.
Geçtiğimiz haftalarda, hormon erişimi engellenen genç bir trans kadın olan Zeynep’in yaşamını yitirdiği hatırlatıldı. Kolektif, yetkililere şu soruları yöneltti:
Hormon Hakkım Kolektifi, ulusal ve uluslararası insan hakları mekanizmalarını, sağlık meslek örgütlerini, kadın ve feminist örgütleri sürece destek olmaya çağırdı. Açıklama şu ifadelerle sona erdi: “Transların sağlık ve yaşam hakkının nefret politikalarıyla gasp edilmesine izin vermeyeceğiz. Hormon haktır. Ve biz bu hakkımızı geri alana kadar mücadeleye devam edeceğiz.”
Açıklama, çok sayıda LGBTİ+ ve insan hakları örgütü tarafından imzalanarak desteklendi. Aralarında İHD Çanakkale Şubesi LGBTİ+ Komisyonu, Kaos GL Derneği, Pembe Hayat, İstanbul Trans Onur Haftası, Ankara Pride ve birçok kadın platformu yer aldı.
Kaynak - Fotoğraf: Eylül Koçak
(YUSUF SONKURT)