yandexmetrikacounter
Bir Kadının En Güzel Hediyesi: Kendini Tanı | Çanakkale Olay
Mine Kandaz

info@ozugurdanismanlik.com

Bir Kadının En Güzel Hediyesi: Kendini Tanımak

Sosyolog/Aile Danışmanı
112

Merhaba Çanakkale, Merhaba Yeni Yolculuk!

Bugün bu satırlarda sizlerle ilk kez buluşmanın heyecanı içindeyim. Bir Sosyolog, Aile Danışmanı ve her şeyden önce bu topraklara, Kuzey Ege’nin bir köyüne kök salmış bir hemşehriniz olarak; zihnin kıvrımlarına, ilişkilerin doğasına ve hayatın "bakmadığımız" taraflarına birlikte bakmak için buradayım. İlk yazımın, takvimlerin 8 Mart’ı gösterdiği o anlamlı haftaya denk gelmesi ise benim için hoş bir başlangıç hediyesi oldu.

Kadın olmayı konuşmak; sadece biyolojik bir gerçekliği değil, asırlardır üzerimize örülen toplumsal ve kültürel kodları konuşmaktır. Biz kadınlar, dünyaya gözümüzü açtığımız andan itibaren kendimizi devasa bir "beklentiler" ağının içinde buluruz. Sosyolojinin bize öğrettiği en çıplak gerçek şudur: Toplum, kadını sadece bir birey olarak değil, bir "sembol" olarak kurgular. Evin düzeni, ailenin onuru, çocukların terbiyesi ve hatta toplumun ahlak anlayışı çoğu zaman kadının omuzlarına yüklenen sessiz birer görevdir.

Yüzyıllardır aktarılan "fedakâr anne", "itaatkâr eş" ya da "her şeye yetişen kadın" prototipleri, bugün modern dünyada bile zihnimizin en kuytu köşelerinde yaşamaya devam ediyor. Bu kodlar bazen bir ninniyle, bazen bir masalla, bazen de bir atasözüyle biz farkında olmadan ruhumuza işleniyor. Kadının başarısı genellikle "iyi bir yuva" kurmasıyla ölçülürken, kendi hayallerinin peşinden gitmesi çoğu zaman "bencillik" etiketiyle gölgeleniyor.

Kültürel mirasımız bize dayanıklılığı, şefkati ve birleştirici olmayı öğretirken; diğer yandan "kendinden vazgeçmeyi" bir erdem gibi sunabiliyor. Oysa gerçek güç, başkaları için yok olmakta değil, kendi varlığını özgürce ve özgün kimliğine göre inşa edebilmektedir. Varlığını özgürce inşa edebilen kadınlar, beraberinde aynı bakış açısında olan çocuklar yetiştirecekleri için, toplumun değişiminde büyük bir alan kaplar. Kadın; sadece birinin kızı, eşi ya da annesi olarak değil; kendi niyetleri, duyguları ve vizyonuyla var olduğunda toplum gerçek anlamda dönüşmeye başlar.

Sevgili okurlar, 8 Mart sadece çiçeklerle kutlanan bir gün değil; kadının toplumsal kodlarını fark etme, bu kodların hangilerinin bizi beslediğini, hangilerinin ise kanatlarımızı kırdığını analiz etme günüdür. Kadın dönüştürücü enerjidir, yapıcıdır, inşa edendir… Kadın aynı zamanda toplumu yetiştirendir. Kadının bu dönüştürücü enerjisinin farkında olması ve özgün kimliğini keşfederek hayata renklerini sunabilmesi çok kıymetlidir. Bu bir isyan değil, bu bir “kendi olma” çabasıdır.

Tüm kadınların, kendi hikâyesinin başkahramanı olduğu bir dünya dileğiyle. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun.

Gelecek hafta, hayatın başka bir renginde buluşmak üzere…

Yazar Hakkında: Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı bir köyde yaşayan Mine Kandaz, bir Sosyolog, Aile Danışmanı ve Kişisel Gelişim Uzmanı’dır. Yazarlık ve danışmanlık çalışmalarını "bakmadığımız yerden bakmak" mottosuyla sürdüren Kandaz, yerel ve dijital platformlarda, bireysel ve toplumsal gelişim projeleri yürütmektedir. Ayrıca alanında yüz yüze ve online danışmanlık ve seminerler düzenlemektedir.

www.ozugurdanismanlik.com

info@ozugurdanismanlik.com

instagram: Koyde.birsosyolog