yandexmetrikacounter
56 Yıllık İğne-İplik Sevdası: Hanife Abla' | Çanakkale Olay

56 Yıllık İğne-İplik Sevdası: Hanife Abla'nın Terzilik Aşkı

Çanakkale’de Cumhuriyet Meydanı'nın karşısında bulunan Belediye İş Merkezinde hizmet veren,14 yaşında eline aldığı iğne ipliği 56 yıldır bırakmayan 70 yaşındaki terzi Hanife Çetin, 27 yıldır aynı pasajdaki minik dükkanında mesleğine ve müşterilerine duyduğu büyük sevgiyle hizmet vermeye devam ediyor.

142

Çanakkale'de şehrin uğultusundan sıyrılıp Belediye İş Merkezinin içine adım attığınızda, sizi dikiş makinesinin tıkırtısı ve güler yüzlü bir tebessüm karşılar. Tam 27 yıldır bu pasajda, aynı dükkanda terzilik yapan Hanife Çetin,sıcakkanlılığı ve tatlı diliyle pasajın neşesi olmaya devam ediyor. 14 yaşında başlayan bu uzun soluklu meslek yolculuğu, bugün ilk günkü aşkla ve tutkuyla sürdürülüyor.

“Köy Kızıydım, Başka Şansım Yoktu”

Terziliğe başlama hikayesini ve mesleğe ilk adımlarını anlatan Hanife Çetin, bu zanaatı hiçbir eğitim almadan kendi çabasıyla öğrendiğini belirterek, şunları söyledi:

"14 yaşından beri terzilik yapıyorum. Başlama nedenim, başka şansımın olmamasıydı; köy kızıydım. Köyde ne yapabilirsin? Kendi kendime bir şeyler uydurmaya başladım. Herhangi bir okula gitmeden, kendimi çok sevdiğim bir iş olarak adapte ettim. Kesinlikle ara vermeden bu kadar sene çalıştım."

“Usta Yanında Eğitilmedim, İşime Duyduğum Aşkla İlerledim”

Mesleğin inceliklerini bir ustadan değil, tutkusu sayesinde zorlukların üzerine giderek çözdüğünü vurgulayan Çetin, ilk zamanlarını tebessümle hatırlıyor:

"Bir evde dikiş diken birisinin yanına gitmiştim, nasıl yaptığına bakmıştım. Baştan da söyledim ya; eğitim veya öğreten kimse yoktu. İşime olan aşkımdan dolayı terziliği ilerletebildim. Zor olanı seçerek çalıştım. Bir şey zor geliyorsa inatla onu yaptım, kolay gelinceye kadar o modeli denedim.

İlk diktiğim kıyafeti hatırlamak bile istemiyorum! Bir hakim yakayı yapmak için kadını 7 kere provaya çağırmıştım. O kadar bilmeyerek girdim işe. 14 yaşında kapı çalınır, 'Terzi evde mi?' derlerdi. 'Buyurun' derdim; 'Terzi benim' deyince müşterinin şekli şemali değişirdi, o kadar küçüktüm. Ama yılmadım."

“Çocuklarım 'Yeter' Dedi Ama Evde Duramadım”

Çocuklarının isteğiyle bir dönem emekliye ayrılmayı denese de meslek tutkusunun ağır bastığını dile getiren Hanife Abla, dükkanına geri dönüş sürecini şöyle anlatıyor:

"7-8 sene önce çocuklarım 'Yeter artık çalışma' diye terziliği bıraktırdı. Eve geçtiğimde terzilikten ayrı kalmaya dayanamadım. 'Kendi dükkanıma geçerim, biraz oyalanırım' dedim ve tekrar geldim. Şimdi eleman çalıştırmıyorum, çok büyük işler de almıyorum ama kendim çalışıyorum."

“Gençler Yanışmıyor, Zanaatı Öğrenmek İsteyen Yok”

Çırak veya eleman bulmanın zorluklarına da değinen emektar terzi, yeni neslin zanaata ilgi göstermemesinden dertli:

"Çok elemanım oldu, çok kişiye dikiş öğrettim. Ama şimdi öğrenmek isteyen yok zaten. Ben yanımda işi öğrenmek isteyen birini isterim ama hiçbir genç yanaşmıyor. Yardımcı olarak gelmek isteyen çıkıyor ama o da benim işime yaramıyor. Artık kendi çapımda takılıyorum."

“Kıyafet Dikerken Bütün Sorumluluk Sendedir, Tamirat Çerez Gibi”

50 yıl boyunca manto, tayyör, ceket ve pantolon gibi sıfırdan kıyafetler diktiğini söyleyen Hanife Çetin, şimdilerde sadece tadilat işleriyle ilgilendiğini ifade ediyor:

"50 yıl boyunca kıyafet, manto, tayyör, ceket... Ne gelirse diktim.Onlara bir süre sonra son verdim. Şimdi internetten alınan kıyafetlerin kol boyu, etek boyu derken onlarla oyalanıyorum. Bunlar benim için çerez gibi, hiç yormuyor. Sıfırdan dikişte problem şu: Tepeden tırnağa o kıyafetten sen sorumlusun. Bedenini tanımıyordum, kataloğa bakıp model beğeniyorlardı ama giydirince olmuyordu. Şimdiki tamirat işi çok daha basit; sadece etek boyundan sorumlusun. O yüzden bunu tercih ettim."

İnanılmaz Bir Tamirat Anısı: “Hiç El Değmemiş Gibi”

Yaptığı işte gösterdiği özeni ve titizliği bir anısıyla özetleyen Çetin, dikiş izini gizlemedeki ustalığını şöyle aktarıyor:

"Tamiratta 'el değmemiş gibi' olmasına çok önem veririm. Bir gün bir bayana pantolon teslim ettim. Ertesi sabah pantolonu getirdi, masanın üzerine koydu: 'Siz buna hiç el değmemişsiniz, daraltmamışsınız' dedi. 'Giyer misiniz?' dedim. Giydi ve 'Aaa, daraltmışsın!' dedi. Böylesine tatlı anılarım var."

“Burası Beni Mutlu Ediyor; Günlere, Gezmelere Gidemem”

İşine olan bağlılığını ve huzurunu dile getiren emektar terzi, dükkanının kendisi için bir yaşam alanı olduğunu vurguluyor:

"İşimi sevdiğimden hiç yorulmuyorum. Çocuklarım 'Bırak artık' diyor ama ben bundan sonra güne gidemem, paralı gün bilmem, gezmeyi bilmem... Yeşil pasaportum var, yurt dışına gideyim diyorum ama vallahi yemin ederim ben dükkanımda çok huzurluyum. Beni mutlu eden bir hayatım var."

“Piyasa Beni İlgilendirmez, Kendim Ne Verirsem O Fiyata Yaparım”

Müşteri memnuniyetini ve helal kazancı her şeyin üstünde tuttuğunu belirten Hanife Çetin, fiyat politikasını şu sözlerle açıklıyor:

"Terzilik adamı çok zengin etmez ama asla parasız da bırakmaz. Müşterinin zamanına ve alacağım paraya çok önem veririm.Kendim ne kadar para verirsem ona göre fiyat biçerim. Piyasa beni ilgilendirmez. Piyasada 1000 lira olan işi ben 300-400 liraya yaparım. Çünkü ben o kadar para veririm o işe. Müşterilerim de zamanla dostum oldu; çocukken annesiyle gelenler şimdi evlenip kendi çocuklarıyla geliyor."

"Pasajın Eski Canlılığı Kalmadı"

Pasajın geçmişteki ve şimdiki durumunu kıyaslayan Hanife Abla, nostaljik bir sitemle sözlerini tamamlıyor:
"Eskiden pasaj çok daha canlıydı, çok daha güzeldi. Gittikçe bu hale geldi, görüyorsunuz kimseler yok. Ama beni tanıyan tanıyor zaten. 1978’den beri Çanakakle’de dikiş dikiyorum, 27 yıldır da bu pasajdayım. İğne iplikle örülen bu ömürde halimden çok memnunum."

Hanife abla Cumhuriyet meydanı karşısında bulunan pasajda hizmet vermeye ve müşterilerini güler yüzle ağırlamaya devam ediyor.

Haber-Fotoğraf: Zehra Demirdöven

(HABER MERKEZİ)
Paylaş