yandexmetrikacounter
Deniz sanki Ayvacık’a biraz daha yaklaştı | Çanakkale Olay
Erhan Taylan

erhantaylan17@hotmail.com

Deniz sanki Ayvacık’a biraz daha yaklaştı

102

İki gün önce eski arşivleri karıştırırken karşıma bir röportaj çıktı. Öyle sıradan bir röportaj değildi. Bir annenin, yıllar boyunca oğlunun ilçesi için verdiği mücadeleyi nasıl gördüğünü ve onunla nasıl gurur duyduğunu anlatan, içinde Ayvacık’ın geçmişini, bugününü ve yarınını barındıran bir söyleşiydi. Röportajın sahibi, eski Ayvacık Belediye Başkanı Mehmet Ünal Şahin’in annesi, şehit eşi Ayşe Şükran Şahin’di.

Röportajı izlerken bir cümlesi takıldı aklıma. “Şu dağları delmeli, denizi getirmeli.” Ne kadar basit, ama bir o kadar da büyük bir söz… Bazen bir ilçenin yıllarca yaşadığı sıkıntıyı anlatmak için sayfalarca yazmaya gerek yoktur. Bazen bir annenin çocukluğundan kalan bir hatırası, bütün bir bölgenin hikâyesini anlatmaya yeter.

Ayşe Şükran Şahin’in anlattığı Nusratlı rampaları da işte böyle bir hikayeydi. Bir annenin hayali, yıllar sonra gerçeğe dönüştü. Ayşe Şükran Şahin, çocukluk ve gençlik yıllarında Nusratlı rampalarında yaşanan zorlukları anlatırken adeta o günlere geri dönüyor. Babalarının tankerinin Nusratlı rampalarında iki kez kaza yaptığını, aracın devrildiğini ve mazotların yollara aktığını anlatıyor. O yıllarda bu yolların ne kadar çileli olduğunu kendi hayatından örneklerle dile getiriyor.

Ve ardından o unutulmaz cümleyi söylüyor; “Şu dağları delmeli, deniz getirmeli.” Belki o günlerde bu sadece bir çocuğun, genç bir kızın hayaliydi.

Ama yıllar geçti.

Dağlar gerçekten delindi.

Tüneller yapıldı.

Deniz sanki Ayvacık’a biraz daha yaklaştı.

Ayşe Şükran Şahin’in “Tüneller bir hayaldi, gerçekleşti” sözünü dinlerken insan ister istemez düşünüyor. Bir annenin yıllar önce kurduğu hayal ile bugün kullanılan yolun aynı hikâyenin iki ayrı zamanı olduğunu görmek gerçekten etkileyici.

Oğluyla gurur duyması az bile

Burada biraz da Mehmet Ünal Şahin’e bakmak gerekiyor. Mehmet Ünal Şahin belediye başkanlığı görevine başladığında oğulları Doğuş ve Can daha çocuk denilebilecek yaşlardaydı. Doğuş 16-17, Can ise 14-15 yaşlarındaydı. Babaları siyasete girdiğinde onlar da aslında siyasetin içinde büyümeye başladılar. Bir belediye başkanının yanında, ilçenin sorunlarını, vatandaşın taleplerini, Ankara ile kurulan ilişkileri, yatırımları ve Ayvacık’ın geleceğine ilişkin konuşmaları görerek büyüdüler. Bugün geriye dönüp baktığımızda Ayvacık’ın geçirdiği değişimde sadece yapılan yolları, tünelleri, yatırımları görmek eksik kalır. Bir de o yatırımları yıllar öncesinden hayal edebilmek gerekiyor. Çünkü bazı işler yalnızca bugünü düşünerek yapılmaz. İleriye bakmak gerekir. Ayvacık’ın bugün kabuğunu kırmasında, ulaşımının kolaylaşmasında ve ilçenin önünün açılmasında dönemin belediye başkanı Mehmet Ünal Şahin’in merkezi hükümetle kurduğu ilişkiler ve ilçenin ihtiyaçlarını önceden görerek yatırım talep etmesinin de önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum. Bir annenin oğluyla gurur duyması da işte tam burada anlam kazanıyor.

Nusratlı’nın çilesi tarihe karıştı

Yıllarca Çanakkale-İzmir karayolunun en zor bölümlerinden biri olarak bilinen Nusratlı rampaları, özellikle kış aylarında ve kötü hava koşullarında sürücüler için ciddi bir çileydi. Ayvacık-Küçükkuyu güzergahında tamamlanan Assos ve Troya tünelleriyle birlikte bu zorlu yol artık geçmişte kaldı. 11 Ekim 2022’de hizmete alınan tüneller, sadece iki yerleşim yeri arasındaki ulaşımı kolaylaştırmadı. Ayvacık’ın Çanakkale’ye, Çanakkale’nin İzmir’e, bölgenin de İstanbul’a olan ulaşımını daha rahat hale getiren önemli bir yatırım oldu.

1915 Çanakkale Köprüsü’nün hizmete girmesiyle birlikte düşünüldüğünde, bölgenin ulaşım haritasında da ciddi bir değişim yaşandı. Eskiden hava şartlarını, feribotları, uzun yolları ve virajları hesap ederek yapılan yolculukların yerini artık çok daha kolay ulaşım imkanı aldı. Ayşe Şükran Şahin’in röportajında söylediği gibi; eskiden İstanbul’dan Ayvacık’a gelmek başlı başına bir meseleydi.

Bugün ise durum farklı.

Ayvacık artık çok daha ulaşılabilir.

“Ayvacık’ın adını bilen yoktu”

Röportajda beni en çok düşündüren cümlelerden biri de buydu. “Eskiden Ayvacık’ın adını bilen yoktu, nerede diye sorarlardı. Ama şimdi öyle değil.”

Gerçekten de bugün Ayvacık denildiğinde insanların aklına yalnızca bir ilçe gelmiyor.

Assos geliyor.

Behramkale geliyor.

Küçükkuyu geliyor.

Kaz Dağları geliyor.

Zeytin geliyor.

Zeytinyağı geliyor.

Doğa geliyor.

Tarih geliyor.

Turizm geliyor.

Ve bütün bunların yanında üretimiyle, kültürüyle, köyleriyle yaşayan bir Ayvacık geliyor. Tüneller bu değişimin tek sebebi değil elbette. Ancak ulaşımın bir bölgenin gelişimindeki önemini de görmezden gelmemek gerekiyor. Bir yere ulaşamıyorsanız, orada üretileni dışarıya ulaştırmanız da zorlaşır.

Turist getirmek de zorlaşır.

Ticaret yapmak da zorlaşır.

Göçü tersine çevirmek de…

Yol varsa hareket vardır.

Hareket varsa ticaret vardır.

Ticaret varsa umut vardır.

“Ben yaşadığım bu coğrafyayı çok seviyorum”

Ayşe Şükran Şahin’in röportajının sonunda söylediği bir başka cümle ise aslında bütün bu yazının özeti gibi. “Ben yaşadığım bu coğrafyayı ve memleketimi çok seviyorum, çocuğum gibi.”

Belki de Ayvacık’ın hikayesini anlatmanın en güzel yolu bu. Çünkü insan yaşadığı yeri sevince onun derdini de bilir, eksikliğini de görür, geleceğini de düşünür. Ayvacık bugün kabuğunu kıran bir ilçe. Organik etiyle, sütüyle, zeytiniyle, zeytinyağıyla, halısıyla, tarihiyle, doğasıyla, turizmiyle ve insanıyla büyüyen bir ilçe. Tüneller de bu hikayenin önemli duraklarından biride bu. Ama benim için bu hikâyeyi asıl anlamlı kılan, yıllar önce bir annenin “Şu dağları delmeli, denizi getirmeli” diye kurduğu hayalin bugün gerçeğe dönüşmüş olması.

Dağlar delindi.

Yollar kısaldı.

Ayvacık biraz daha yaklaştı.

Ve belki de en önemlisi, yıllar önce bir annenin hayal olarak söylediği söz bugün Ayvacık’ın yollarında gerçeğe dönüşmüş durumda. Bazen bir şehrin, bir ilçenin hikâyesini anlatmak için istatistiklere değil, bir annenin hafızasına bakmak gerekiyor. Çünkü bazı hikayeler yollarda değil, insanların kalbinde başlıyor.

Ayvacık’ın hikayesi de biraz böyle…

Hoşça kalın.