olucak@gmail.com
Üniversitelerde bir eğitim ve öğretim yılına daha başlıyoruz. Gazetecilik eğitimi üzerine yoğunlaşan tartışmalar neredeyse mesleğin kendisi kadar eskiye dayanırken, herkesin yazıp-çektiği dijital dünyada gelinen son nokta, ‘Gazetecilik eğitimi gerekli mi’ sorusunda odaklanıyor.
İletişim fakültelerinin değişen teknoloji ve ihtiyaçlar doğrultusunda yeterli olup olmadıkları bir süredir tartışılmaya devam ediyor. Bazı üniversitelerde staj yapma zorunluluğu olmasına rağmen staj dönemlerinin verimliliği de bir diğer tartışma konusu. Öğrencilerin iletişim uzmanlık alanında sadece kampuslerdeki eğitim ve öğretim ile sınırlı kalmaması ve sektörle yakınlaşmaları için medyadaki staj dönemlerinin iyi planlanması bekleniyor.
Alaylı ya da mektepli olmanın gazetelerde önemli bir ayrıma neden olduğu yıllarda, gazetelerde ‘stajyerlerin hiçbir şey bilmediği’ önyargısına ulaşıldığını söylemek yanlış olmasa gerek. Bu önyargının tam olarak kırılabildiğini söylemem mümkün değil. Üniversitelerden medyaya staj için giden öğrencilerin en fazla eleştirildiği nokta haber yazma ve fotoğraf gibi pratikler konusunda. Eleştiriler, öğrencilerin yoğun haber akışında hızlı ve doğru haber üretme becerilerinin yetersiz olduğu yönünde. Dolayısıyla üniversitelerin iletişim fakültelerinden staja giden öğrenciler derslerde aldıkları bilgiler ile medya sektörünün pratikleri arasında söz konusu eleştirilere karşın uyum sağlamaya çalışıyorlar.
Gazeteci adayları aynı zamanda aldıkları eğitimin gerekliliğini de sorgulamaya devam ediyor. Böylece, mesleki eğitimlerinde son derece yararlı olması gereken staj süresince her iki tarafın da beklentilerinin tam olarak karşılanamadığı, çok az adayın kabul gördüğü zorlu bir dönem yaşanıyor. Üniversitelerde yeni döneme başlarken gençlerin medya sektöründeki pratik deneyimleri nasıl daha etkin hale getirilebilir, sorusunu düşünmek ve öneriler geliştirmek yararlı olabilir.
Öğrencilerin basılı gazete kültürünü tanımadıkları, internet gazeteleri yerine sosyal medya takiplerini tercih ettikleri günümüzde gazetecilik nasıl anlatılmalı? Gençlerin basılı gazete yıllarına göre çok daha farklı iletişim beklentileri olduğunu kabul etmemiz ve müfredatı bu yönde geliştirmemiz kuşkusuz faydalı olacaktır. Ancak gazetecilik mesleğinin amaçları ve etik kodları, haberlerin teknik bilgisi aktarılırken ihmal edilmemesi gereken önemli konular. Çünkü gazetecilik, masa başındaki ekrana düşen satırları yayın politikasına göre değiştirmekten çok daha fazlası. Öğrencilerimiz arasında gerçekten gazeteci olmak için gelip okuyan ve mezun olup işe başladıktan sonra sadece masa başında oturtuldukları ve ‘editör’ olmaları beklendiği ve ‘senden haber yapmanı beklemiyoruz’ denildiği için işten ayrılanlar olduğunu biliyoruz.
Gazeteci olmak için gelen fakat ekran başından ayrılmalarına izin verilmeyen bu gençler bir süre sonra mesleği yapmaktan vazgeçiyor. Oysa bazılarımız gazeteciliğin muhabirlik olması gerektiğini, araştırmacı gazeteciliğin hedeflenmesi gerektiğini, dijital medyanın sınırsız bilgi akışına karşın uzmanlık alanlarıyla haberlerin doğruluğunun sorgulanması gerektiğini anlatıyoruz. Dolayısıyla haber yazma eylemi tek başına gazetecilik değildir. Ters piramit mi, düz piramit mi, yazacağız soruları yanı sıra haberin ne olduğunu ve nasıl olması gerektiğini de anlatmalıyız.
Ayrıca, en kısa zamanda, en az kelimeyle olayı anlatma tekniği olan ters piramit tekniği ve 5N1K sadece gazetecilik için değil, her olayın nasıl anlaşılır olacağının pratik bir yöntemi. Kısa ve net derdinizi anlatabilme becerisi. Beceridir ve dolayısıyla pratik yaparak gelişir, refleks haine gelir. Fakat internet ortamında kısa zamanda bilgi almak yerine uzun zaman geçirilmesi hedeflenir. Bu bir çelişki olsa da iyi haber hangi teknikle yazılırsa yazılsın görmezden gelinmeksizin okunacaktır.
Gazetecilik, şüphe, merak, sorgulama, eleştirel bakış ve araştırma ile oluşturulan habercilik demektir. Gazetecilik bölümlerinde bu bakış açısıyla mesleğin gereklilikleri anlatırken aynı zamanda bölüm kapsamında oluşturulacak olan ajans, gazete, dergi ve internet siteleri gibi uygulama alanlarında gazeteci adayları sektöre hazırlanmalıdır. Dersler, öğrencilerin daha çok okumasını, izlemesini, eleştirmesini ve özgürce yazmasını teşvik etmek amacıyla düzenlenmelidir. Yazdıkları her haber ve çektikleri her fotoğraf değerlendirerek uygulama alanlarında imzalarıyla yayımlanmalıdır. Böylece, o imzaların atılamadığı ekran başı yazılardan daha farklı, yaratıcı işler de yapabildiklerini görebilirler.
Geçtiğimiz günlerin en önemli haberlerinden yapay zekâ konusu ise; her derdimize deva gördüğümüz YZ’nın ne kadar tehlikeli olabileceği distopyası üzerineydi. YZ, gazetecilikteki rutin haberler için önemli asistanlardan birisi olarak görülmeye başlanmışken ve köşe yazarları bile fikir yazıları içermesi gereken köşelerini YZ’ya teslim etmenin konforuna alışmaya başlamışken birden senaryo değişti. Öğrendik ki, hangi yazıların YZ ile yazıldığı kolayca tespit edilebiliyor. Dolayısıyla insan zekâsı ve fikirleri değer görmeye devam ediyor. Çözüm olarak, meslek etiği gereği yazılarda YZ kullanılıp kullanılmadığının belirtilmesi öneriliyor; bir de yavaşlayıp ne yaptığımızı düşünmemiz gerektiği.
Sonuç olarak gazetecilik, teknik olanaklar değişse de dünyanın en eski mesleklerinden birisi olarak gençler ile gelişmeye devam edecek. Gençlerin gelişmesine katkı sunabilecek bir üniversite eğitiminin de kuşkusuz teorik ve uygulamalı dersler ile bir bütün olarak planlanması ihtiyacı vardır. Önemli olan gazetecinin olaylara hangi açıdan yaklaşması gerektiğini ortaya koymak; haklının yanında, doğruyu en iyi biçimde anlatabilmenin amaç edinildiği bakış açısıyla bu işe devam etmektir. Gençlerin sektörde gerçek gazeteciliği deneyimlemelerine fırsat verilmesi bu nedenle önemlidir.
Bu yazı, 11 Ağustos 2026’da kaybettiğimiz, iyi insan, iyi gazeteci, Dürdane Kırçuval’a ithaf edilmiştir.
Not: Bu yazıda YZ kullanılmamıştır.