İl Genel Meclisi 2026 Şubat toplantılarının son oturumunda gündem maddelerinin haricinde 6 Şubat depremleri de konuşuldu.
Pehlivan "3 yıl önceki depremin doğru derslerinin hâlâ alınamadığını görüyoruz"
Konu ile ilgili olarak ilk söz alan CHP’li İl Genel Meclisi Üyesi Güneş Pehlivan şunları söyledi:
“Bugün hepimiz için çok zor bir gün. Konuşması, düşünmesi, nefes alması zor bir gün. 6 Şubat depreminin 3. yılına girmiş bulunuyoruz. Ve 6 Şubat depremi bizim için aşırı merkezileşmiş karar alma mekanizmalarının tek adam rejimi dediğimiz mekanizmanın esnekliği yok etmesinin en acı sonuçlarını bize göstermiş olan bir alan oldu aslında. Tek bir merkezden emir bekleme kültürü ne yazık ki deprem esnasında ve depremden sonrası kritik saatlerde hepimizce şahit olunmuş yönetim krizlerini beraberinde getirdi.
Biz yalnızca acılarımızın yasını tutamayız. Bunları konuşmak zorundayız ki bunlar tekrarlanmasın. Problemlerimize doğru çözümleri bulmamız lazım. Ve şu anda bakıyoruz ne yazık ki kriz ilk günden beri insanca ve insana dair biçimde yönetilememişti ve afet programı 3 yılın sonunda da neyi görüyoruz? Bölgedeki barınma krizi çözülebilmiş değil. Geçici olarak planlanan yaşam biçimleri binlerce insan için maalesef kalıcı bir gerçeğe dönüşüyor.
Deprem bölgesinde hâlâ 360.455 vatandaşımız konteynerlarda yaşam mücadelesi veriyor. Bir yıl içinde 650.000 konut hedefinin gerisinde kalındığı da açıkça görülüyor. Biz Çanakkale olarak da bu konularda çok da yeni değiliz açıkçası.
Ayvacık depreminin üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen hâlâ Ayvacık bölgesinde depremden etkilenen vatandaşlarımızın yaşadığı problemleri depremin hemen ardından verilen vaatlerin gerçekle nasıl buluşmadığını görmüştük. Ancak 6 Şubat depremi 11 ilimizi etkileyen ve Türkiye tarihinde görülmüş belki de en geniş etki sahasına sahip olan depremdi. Bölgede bu hafta çeşitli anketler yapıldı.
Okul, hastane, elektrik, internet, evsizlik gibi temel altyapı hizmetlerinin yetersizliğine rağmen bölge insanının en çok şikâyet ettiği konu bambaşka bir şey. Hiçbirimizin belki aklına gelmeyecek bir şey. Toz şikâyetinde bulunuyorlar. Toz nedeniyle çok ciddi solunum rahatsızlıklarının bölgede baş göstermeye başladığı vatandaşlar tarafından hem beyan edilmiş hem de bakıyorsunuz sağlık sisteminde kayıt altına alınmış durumda.
Bölgedeki işsizlik sayısı yaklaşık 490.000 olarak kaydedilmiş durumda ve insanların konteynerlardan çıkarılma kaygısı şu an en büyük psikolojik gerginlik sebebi ve bölgedeki vatandaşların hatırı sayılır. Bir şekilde tekrarla ifade ettikleri gibi Ne yazık ki, muhatap kurumlara gittiklerinde depremden önce nasıl yaşıyorsanız şimdi yine öyle yaşayın gibi cevaplar aldıklarını ifade ediyorlar.
Ve herhangi bir depremzedeye, herhangi bir mikrofon uzatılıp da bu mikrofona yaşadıklarını paylaştığında inanılmaz bir şekilde anında itibarsızlaştırma çabalarına konu olduğunu görüyoruz. İnsanlar sıkıntılarını anlatıyorlar. Daha sonra yok öyle değilmiş. O kadın o kadının eşi aslında asgari ücretli İşi varmış. Efendim üzerine kayıtlı motorlu taşıt varmış. 1992 model bir taşıttan bahsediliyor. Çeşitli ifadelerle deprem de vatandaşlarımız itibarsızlaştırılıyor.
Arkadaşlar asgari ücretli sigortalı bir işin artık hiçbir anlam ifade etmediğini burada hep birlikte yaşıyoruz. Kaldı ki depremde ailesini, komşularını, günlük rutinini, evini, evinin eşyasını, anılarını kaybetmiş bir vatandaş velev ki biraz daha abartılı bir ifadede bulundu. Ya bu kadarcık hakkı yok mu bu insanların? Biz bu insanları hedef alıp bunların üzerinden bir imaj tazeleme kaygısı mı güleceğiz? Ne yazık ki dediğim gibi kriz ilk günden beri insanca ve insana dair bir biçimde yönetilemedi.
Ve bundan sonra aslında genel ölçekte baktığımızda 3 yıl önceki depremin doğru çıktılarının, doğru tecrübesinin, doğru derslerinin hâlâ alınamadığını görüyoruz. Dirençli kentler konusu hala gündemimizde en arka sıralarda yer alıyor. Gündemimiz hala ikili üçlü siyasi polarizasyonların eşiğinde karşılıklı tartışmalar dışında toplum yararına toplum lehine yapısal hiçbir adım atılmadığını gösteriyor.
Ben depreminde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza rahmet diliyorum. Yakınlarına, ulusumuza, hiç tanımadığımız insanlar için günlerce yas tuttuğumuz günlerden dolayı hepimize başsağlığı diliyorum. Samimi bir beyanda bulunacağım. Siyasi hiçbir ayağı yok. Yarın bir deprem olsa benzerlerinin yeniden yaşanmayacağını zerre düşünmüyorum. Yarın bir deprem olsa hepimizin yine aynı mağduriyetlere gark edileceğini ben de düşünüyorum.
Sorsanız herhalde şu an kayıplı 85, fiili olarak 100 milyonluk bu ülkede aynı şeyi düşünüyoruz. Bizler kentler adı altında tabutlarda yaşayan ve yarının hesaplarını soramamış bir millet haline geldik. Umuyoruz ki bu son olur ve umuyoruz ki milletçe biz bu sistemden çıkışın en kısa sürede yolunu buluruz. Çünkü bu artık bir yaşam hakkı ihlaline dönüşmüş durumda.”
Önder "Yapılanların görmezden gelinmesini kınıyorum"
Pehlivan’ın ardından söz alan AK Partili İl Genel Meclisi Üyesi Nejat Önder de konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Bugün 6 Şubat asrın felaketi olan Maraş merkezli depremin 3. yıl dönemi. Depremde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyoruz. Yaralılara şifa diliyoruz. Yakınlarına da sabır diliyoruz.
Şimdi saygıdeğer arkadaşlarım takdir edersiniz ki asrın felaketi diye söz ettiğimiz bu depremde komşumuz olan Bulgaristan'ın yüz ölçümlü kadar olan alanda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın verdiği söz doğrultusunda bugün 400.000'e yakın konutun anahtarını teslim etmiş bulunmakta.
Dolayısıyla ile bu tamamı 550.000 konutu kapsıyor. Birlik beraberlik içerisinde elbirliğiyle dünya ülkelerinde hayret ettiler bir şekilde kısa dönemde bu kadar mağdur edilen insanlarımıza sığınacakların mesken temin ediliyor olması sebebiyle elbette ki felaketten söz ediyoruz. Birtakım eksiklikler veya aksamalar olabilir.
Ama yapılanları da görmezden gelmeyi biraz kınıyorum. Tekrar vefat edenlere baş sağlığı diliyorum. Ulusumuzun başı sağ olsun.”
(HABER MERKEZİ)