yandexmetrikacounter
YAŞLANMAK, HAYAT BOYUNCA KARŞIMIZA ÇIKAN UY | Çanakkale Olay
Bilge Çetinkaya

bilgecetinkaya96@gmail.com

YAŞLANMAK, HAYAT BOYUNCA KARŞIMIZA ÇIKAN UYUM SÜREÇLERİNDEN FARKLI MI?

Psikolojik Danışman/Gerontoloji Uzmanı
57

Hayata ve kendine dair arayışta olan tüm okurlara yeniden içten merhaba. İlk yazımızda yaşlı, yaşlılık ve yaşlanma kavramlarının zihnimizde nasıl anlamlar kazandığını birlikte düşünmüş, ikinci yazımızda ise gerontolojinin bu kavramlara nasıl baktığını konuşmuştuk. Bu yazıda ise bir süredir zihnimi meşgul eden başka bir soruyu birlikte düşünmek istiyorum.

Düşündüğümde, yaşamın farklı dönemlerinde yeni durumlara alışmaya çalıştığımız pek çok an geliyor aklıma. Çocuk odasından okul sırasına, oradan üniversiteye, ilk işe, yeni bir şehre, evliliğe ya da ebeveynliğe… Kimi zaman bu geçişleri heyecanla karşılıyor, kimi zaman ise alıştığımız düzeni geride bırakmanın hüznünü yaşıyoruz. Her yeni dönem, sanki bizden biraz yeniden öğrenmemizi, biraz yeniden alışmamızı ve bazen de kendimizi yeniden tanımamızı isteyebiliyor.

Peki yaşlanmayı da yaşamımız boyunca karşılaştığımız uyum süreçlerinden biri olarak düşünebilir miyiz? Bu soruyu kendime ilk sorduğumda cevabının çok net olacağını düşünmüştüm. Oysa düşündükçe, kesin bir cevaptan çok yeni sorularla karşılaştım. Dönüp yaşamın farklı dönemlerine baktığımda, insanın aslında pek çok kez yeni koşullara uyum sağlamaya çalıştığını görüyorum. Bu noktada aklıma şu geliyor: Yaşlanmayı diğer dönemlerden ayıran şey nedir?

Belki de yaşlanmayı diğer yaşam dönemlerinden ayıran şey, uyum sağlamayı gerektirmesi değildir. Çünkü bunu çocukken de yaptık, gençken de, yetişkin olurken de… Belki farklı olan; yaş ilerledikçe uyum sağladığımız konuların değişmesi, yaşam deneyimlerimizin artması ve her yeni durumun geçmişte yaşadıklarımızla birlikte anlam kazanmasıdır.

Bir gün aynaya baktığımızda saçlarımızdaki beyazları biraz daha fark ediyoruz. Bir gün yıllardır sürdürdüğümüz çalışma hayatına veda ediyoruz. Çocuklarımız kendi yaşamlarını kuruyor, ev biraz daha sessizleşiyor. Bazen bedenimiz eskisi gibi bize eşlik etmiyor, bazen de yıllardır önem verdiğimiz şeylerin yerini bambaşka öncelikler alıyor. Bunların her biri farklı bir uyum süreci gibi görünüyor. Ortak yanları ise kendimizle, çevremizle ve değişen koşullarla yeniden bir denge kurmaya çalışmamız olabilir.

Bu düşünce bana başka bir şeyi daha hatırlatıyor. Her uyum süreci yalnızca bir şeye alışmak değildir. Kimi zaman yeni bir beceri geliştirmektir, kimi zaman olaylara başka bir yerden bakabilmektir, kimi zaman da bugüne kadar fark etmediğimiz yönlerimizi keşfetmektir. Bu nedenle yaşlanmayı yalnızca kayıplar üzerinden konuştuğumuzda, onun içinde var olan öğrenme, gelişme ve yeniden anlam kurma ihtimalini de gözden kaçırabiliyoruz.

Yazımızı yine bir soru bırakarak bitirmek istiyorum: Yaşlanmak, gerçekten hayat boyunca karşımıza çıkan diğer uyum süreçlerinden farklı mı? Yoksa biz onu diğer dönemlerden farklı görmeye alıştığımız için mi böyle düşünüyoruz? Bu sorunun tek bir cevabı olduğunu düşünmüyorum. Her birimiz, kendi yaşam öykümüz kadar farklı cevaplar vereceğiz. Belki de yaşlanmayı anlamanın yolu, tek bir doğru cevap aramak değil; birbirimizin yaşam öykülerini merak etmeye devam etmekten geçiyordur.

Bu yazının önerisi

A Man Called Ove: Bu yazıyı hazırlarken aklıma ilk gelen filmlerden birisi oldu. Bu film, insanın her yaşta yeni anlamlar kurabileceğini hatırlatan sıcak bir hikâye sunuyor.