Uluköy, halk arasında uzun yıllardır kullanılan eski adıyla Kestanbol, Çanakkale'nin Ezine ilçesine bağlı, köklü tarihi ve doğal zenginlikleriyle dikkat çeken önemli yerleşimlerden biridir. Osmanlı dönemine ait 17. ve 18. yüzyıl kayıtlarında "Eski İstanbul", 1912 yılı kayıtlarında ise "Kestanbul" veya "Kestanbol" adıyla geçen köy, yüzyıllardır şifalı termal kaynakları ve yakınındaki Alexandria Troas Antik Kenti ile anılıyor.
Neandreia antik kenti eteklerinde konumlanan Uluköy, yalnızca Kestanbol Kaplıcaları ile değil, antik dönemlerden günümüze uzanan kültürel mirası, verimli tarım arazileri ve doğal güzellikleriyle de öne çıkıyor. Geçmişte bölgedeki granit taş ocaklarıyla tanınan Kestanbol, tarih boyunca önemli bir yerleşim alanı olmayı sürdürürken, bugün tarım ve hayvancılığın ön planda olduğu sakin yaşamıyla ziyaretçilerini karşılıyor. Ancak köyün merkezinde bulunan tarihi taş çeşmenin önünde oluşan görüntü, böylesine köklü bir geçmişe sahip yerleşimin kültürel mirasının korunmasına yönelik tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Ancak köyün merkezinde bulunan ve geçmişin izlerini bugüne taşıyan tarihi taş çeşmenin karşı karşıya kaldığı görüntü, bölgeyi ziyaret eden vatandaşların tepkisini çekiyor. Yıllara meydan okuyan tarihi çeşmenin hemen önüne yerleştirilen çöp konteynerleri, hem tarihi yapının estetik görünümünü kapatıyor hem de kültürel mirasa yakışmayan bir görüntü oluşturuyor.
Taş işçiliğiyle dikkat çeken ve yapım tarihi tam olarak bilinmeyen tarihi çeşmenin uzun süredir aktif olarak kullanılmadığı görülüyor. Çeşmenin suyu akmıyor olsa da, üzerinde bulunan farklı dönemlere ait taşlar ve mimari detaylar, yapının geçmişte önemli bir buluşma noktası olduğuna işaret ediyor. Ancak bugün tarihi çeşmenin önünde bulunan çöp konteynerlerinden birinin kapağının açık olması ve çevresindeki atık görüntüsü, köyün tarihi kimliğine gölge düşürüyor. Çeşmenin büyük bölümünün konteynerlerin arkasında kalması ise ziyaretçilerin ilk dikkatini çeken görüntülerden biri oluyor.
Anadolu'da köy çeşmeleri yalnızca su akan yapılar değil, aynı zamanda köylerin hafızasını yaşatan kültürel simgeler olarak kabul ediliyor. Geçmişte sabahın erken saatlerinde su doldurmaya gelen kadınların, oyun oynayan çocukların, tarladan dönen çiftçilerin ve köy büyüklerinin buluşma noktası olan bu çeşmeler, yıllarca köy yaşamının merkezi oldu. Düğün haberleri, hasat bereketi, asker uğurlamaları, bayram hazırlıkları ve köyde yaşanan birçok gelişme çoğu zaman bu çeşmelerin başında konuşuldu. Bugün mermeri aşınmış yalaklar ve yıpranmış taşlar, aslında yüzlerce yıllık bir yaşam kültürünün sessiz tanıkları olarak ayakta durmaya devam ediyorlar.
Vatandaşlar, tarihi eserlerin korunmasının yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı olmadığını belirterek çevre düzenlemesinin de büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Bölgeyi ziyaret eden vatandaşlar, "Tarihi eserler yalnızca ayakta kalmasıyla korunmuş sayılmaz. Çevresi de en az yapının kendisi kadar önemlidir. Tarihi çeşmenin hemen önünde çöp konteynerlerinin bulunması hem görsel açıdan olumsuz bir tablo oluşturuyor hem de kültürel mirasa yakışmıyor. Daha uygun bir alan belirlenmesi bu tarihi yapının değerini yeniden ortaya çıkaracaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Kestanbol, sahip olduğu tarihi mirası, doğal zenginlikleri ve kültürel değerleriyle Ezine'nin en önemli yerleşimlerinden biri olmayı sürdürüyor. Ancak geçmişten günümüze ulaşan eserlerin yalnızca fiziksel olarak ayakta kalması değil, çevresiyle birlikte korunması da gelecek kuşaklara bırakılacak en önemli miraslardan biri olarak görülüyor. Yapım tarihi bilinmeyen ancak yüzyıllardır ayakta kalmayı başaran tarihi çeşmenin yeniden hak ettiği görünüme kavuşması, çöp konteynerlerinin farklı bir noktaya taşınması ve çevresinde düzenleme yapılması yönündeki beklenti, köy halkı ve bölgeyi ziyaret eden vatandaşlar tarafından dile getirilmeye devam ediyorlar. Geçmişin sessiz tanığı olan bu tarihi çeşme, belki de yıllar boyunca binlerce insanın susuzluğunu giderdi, nice yolcuyu ağırladı ve sayısız hikayeye tanıklık etti. Bugün ise zamana karşı dimdik duran bu çeşmenin tek beklentisi, hak ettiği saygıyı yeniden görebilmek.
Haber: Zehra Demirdöven - Mustafa Can Kaplan
(HABER MERKEZİ)