yandexmetrikacounter
"BİR ŞEY OLMAZ" DEDİĞİMİZ YERDEN YANIYORUZ | Çanakkale Olay
Mine Kandaz

info@ozugurdanismanlik.com

"BİR ŞEY OLMAZ" DEDİĞİMİZ YERDEN YANIYORUZ

Sosyolog/Aile Danışmanı
86

Geçtiğimiz hafta orman yangınları ile mücadele ettiğimiz bir hafta oldu. Ülkemizin çeşitli şehirlerinde, benim yaşadığım yer olan Çanakkale’nin de çeşitli bölgelerinde, rüzgarın da şiddetinin etkisi ile orman yangınları yaşandı. Öncelikle yangından etkilenen herkese geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bunu bir kısmımız doğal bir felaket olarak görebiliriz. Fakat ben burada ihmaller ve üzerinde durmadığımız çok basit şeylerin kaç tane can’a, canlıya, bitkiye, hayvana ve insana maddi ve manevi zararını konuşmak istiyorum.

Her yangın sonrası klasikleşen bir ifade vardır: "Şu kadar hektar ormanlık alan kül oldu." Oysa bu tanım, yaşadığımız felaketin boyutunu basitleştirmekten başka bir işe yaramıyor. Orman denilince zihninde, sadece yan yana duran ağaçlar canlanan kişiler, büyük bir yanılgı içinde.

Bir Orman Yandığında Gerçekte Ne Yanar?

Alevlerin arasına hapsolan, kaçacak yeri olmayan binlerce can yanar. Toprağın altında ve üstünde yaşayan kaplumbağalar, kuşlar, karıncalar, tilkiler, kirpiler... Ağaçların gövdesine gizlenmiş o sessiz ekosistem, çığlıklarını duyamadığımız milyonlarca canlıyla birlikte yok olur. Yangın bittiğinde geriye sadece sessizlik ve yanık kokusu kalmaz; yok olan devasa bir yaşam döngüsü kalır.

Bununla da kalmaz; o toprağa emek veren, ormanla iç içe yaşayan insanımızın hayatı yanar. Yılların emeği olan zeytinlikler, meyve bahçeleri, hayvanların yemlikleri, köylünün geçmişi ve geleceği alevlere teslim olur. İnsanlar sadece evlerini ya da tarlalarını değil, hatıralarını ve güven duygularını da o kararmış topraklarda bırakır.

Görünmez Tehlike: Küçümsenen İhmaller

Peki bu felaketlerin arkasında ne var? Ne yazık ki ezici bir çoğunlukla insan ihmali.

Yol kenarına sorumsuzca atılan tek bir sigara izmariti, "Bir şey olmaz" denilerek yakılan anız, yol kenarında bırakılan bir cam şişe ya da rüzgarlı bir günde doğaya dikkatsizce yaklaştırılan bir kıvılcım... Küçümsenen her ihmal, saatler içinde kontrol edilemez bir felakete dönüşüyor. Doğanın yıllar içinde bin bir emekle inşa ettiği o muhteşem denge, bizim birkaç dakikalık dikkatsizliğimize ve duyarsızlığımıza kurban gidiyor.

Doğaya karşı sorumluluk, sadece yangın söndürme uçaklarının veya itfaiyenin omuzlarına yüklenecek bir görev değildir. Bu, bireysel olarak her birimizin taşımak zorunda olduğu vicdani bir yükümlülüktür. Tedbirsizliği bir alışkanlık, ihmalkarlığı bir kader gibi görmekten vazgeçmediğimiz sürece her yaz aynı acıyla yüzleşmeye devam edeceğiz.

Yaraları Sarmak Yetmez, Tedbiri Yaşam Biçimi Yapmalıyız

Yeşili korumak; canlıya, insana ve geleceğimize saygı duymaktır. Dumanlar çekilip rüzgar durduğunda geriye sadece kül değil, sorumluluklarımız kalıyor. Bir daha aynı çaresizliği yaşamamak için doğayla kurduğumuz ilişkiyi yeniden gözden geçirmek ve dikkati bir yaşam kültürü haline getirmek zorundayız. Artık yangın esnasında müdahale eden toplum fertlerinden, yangın öncesinde tüm tedbirleri alan ve oluşmasına engel olan fertlere dönüşmeye ihtiyacımız var. Bunun bilincinde olarak hareket etmek bu topraklara ve doğaya olan borcumuz. Her canı ve canlıyı korumak hem insanlık görevimiz hem de toplumsal olarak inancımızın gereği yerine getirdiğimiz en önemli vazifemiz olmalı.

Toplumca tedbirleri çok daha fazla önemsediğimiz ve bir daha böyle büyük felaketler yaşamadığımız günlerin olması dileğiyle…

www.ozugurdanismanlik.com

Instagram/YouTube : Koyde.birsosyolog