yandexmetrikacounter
Çanakkale’de Kum Zambaklarına Yer Açalım | Çanakkale Olay
Burcu Meltem Arık

burcu.arik@gmail.com, https://dogakultur.net

Çanakkale’de Kum Zambaklarına Yer Açalım

Çanakkale Doğa Güncesi
65

Fotoğraf: Bozcaada. Ali Alper Akyüz

Görsel betimleme: Kumluk bir kıyıda açmış beyaz bir kum zambağı görülüyor. Çevresinde uzun, şerit biçimli yeşil yapraklar ve henüz açmamış tomurcuklar bulunuyor. Arka planda kumul alan, seyrek kıyı bitkileri, deniz ve ufka yakın noktada siluet halinde bir gemi var.

Bir önceki yazımda kum zambaklarından ya da deniz çayırlarından bahsedelim mi diye sormuştum. Kum zambağını (Pancratium maritimum) seçtim. Çünkü tam zamanı! Ayrıca ne zaman Çanakkale kıyılarında fotoğrafını çeksem mutlaka yanıma birileri geliyor ve verdiğim bilgilere çok şaşırıyor. Bir arada yaşadığımız canlıların çok azı tanınıyor. Kum zambağının çiçeklenme dönemi ekime kadar uzanıyor. Yani Çanakkale kıyılarında onu görmek için çok güzel bir zaman.

Kum zambaklarını gerçek anlamda tanımam 2011 yılındadır. Bitkiyi biliyordum ama 2011’e kadar dikkatimi çok çekmemişti. Tanışmama, Kilyos Çevre Koruma ve Çevre Kültürünü Geliştirme Derneği Başkanı Güler Sönmez vesile oldu. Derneğin Avrupa Birliği (AB) tarafından hibe almaya hak kazanan “Kum Zambaklarımızı Sahillerimize Yeniden Kazandıralım” projesi vardı. Sivil Toplum Geliştirme Merkezi adına bağımsız proje denetçisi olarak Kilyos’a gittiğimde, Güler Hanım kum zambaklarının bulunduğu yerleri, bu özel bitkinin karşı karşıya olduğu sorunları, bu sorunları çözmek için yapmaya çalıştıklarını anlatmıştı uzun uzun. Çok etkilenmiştim. Projeleri kapsamında “1.Kilyos Kum Zambakları Festivali” düzenlediler. Festival günümüzde hala devam ediyor, ben de o gün bugündür kum zambağı sevdalısıyım.

6620_wuciwug_0dbd4227_canakkale-de-ku.jpeg
Harita: Kum zambağı dağılım haritası. Plants of the World Online, Kew.

Görsel betimleme: Yeşil renkle türün doğal yayılış alanları, mor renkle ise sonradan yerleştiği bölgeler gösteriliyor. Doğal yayılış Akdeniz çevresinde, Kuzey Afrika’da, Güney Avrupa’da, Türkiye’de ve Karadeniz’in doğusuna uzanan bölgelerde yoğunlaşıyor. Mor alanlar Britanya Adaları ile Kuzey Amerika’daki bazı bölgelerde görülüyor.

Türün yayılış alanı oldukça geniş. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’nin (IUCN) 2018 yılında yayımlanan Akdeniz bölgesel değerlendirmesine göre, Akdeniz genelinde geniş bir yayılışa sahip olduğu için tür ölçeğinde acil bir yok olma riski altında değil. Ancak yerel popülasyonlar için tablo aynı değil. İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan, Tunus ve Türkiye gibi çeşitli Akdeniz ülkelerinde turizm baskısının artmasıyla bazı popülasyonlarda ciddi azalmalar, hatta yerel yok oluşlar kaydedilmiş.

Türkiye'de türün durumu zorda. Bu nedenle kum zambağını koparmak, yerinden sökmek veya zarar vermek kesinlikle yasak. 2026 yılı itibarıyla bu kuralı ihlal edenlere 699 bin 245 TL idari para cezası uygulanıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kum zambağı izleme çalışmaları yürütüyor. Buna rağmen her yıl soğanı toplayan, çiçeği koparanları görmeye devam ediyoruz. Keşke cezalara gerek kalmadan, bu gezegeni paylaştığımız tüm canlılara saygı duysak, yaşam haklarını gözetsek!

6620_wuciwug_a5cd9973_canakkale-de-ku.jpeg
Fotoğraf: Bozcaada. Burcu Meltem Arık

Görsel betimleme: Kumlu ve kuru kıyı bitkileri arasında açmış birkaç beyaz kum zambağı görülüyor. Çevrede henüz açmamış tomurcuklar, yeşil yapraklar ve kurumuş bitki parçaları bulunuyor.

Uzun bir sapın ucunda açan iri beyaz çiçekleri var. Bitkinin boyu yaklaşık 30-60 santimetreye ulaşabiliyor. Bir sap üzerinde 3 ila 14 beyaz ve kokulu çiçek bulunabiliyor. Mavimsi yeşil, şerit biçimindeki yaprakları ise çiçeklerden önce ortaya çıkıyor.

Yaz ortasında kumsalda çıplak ayakla yürümeyi deneyen herkes bilir, kum çoğu zaman ayağımızı yakacak kadar sıcak olur. Tuzlu rüzgâr kıyıyı sürekli etkiler. Kum da rüzgârla sürekli hareket eder. Çanakkalemizin rüzgârında incecik kumların etkisini bir düşünün. Bir bitki için hiç de kolay bir yaşam alanından söz etmiyoruz. Kum zambağı işte böyle zorlu bir alanda yaşıyor.

6620_wuciwug_77a41022_canakkale-de-ku.jpeg
Fotoğraf: Bozcaada. Burcu Meltem Arık

Görsel betimleme: Kumlu zeminin üzerinde kum zambağına ait kahverengimsi bir soğan görülüyor.

Bir geofit olduğu için yılın bir bölümünü toprak altında geçiriyor. Kökleri kumun içinde ortalama 80 santimetre derine kadar inebiliyor. Yaz sıcaklarında gereksinim duyduğu suyun bir bölümünü atmosferdeki nemden ve gece oluşan çiğden karşılayabiliyor.

Bilimsel adı da çok etkileyici. Tür adındaki maritimum Latince denizle, sahille ilişkili anlamına geliyor. Pancratium sözcüğünün kökeni ise Yunancadaki güç anlamıyla ilişkili. Kum zambağına baktığımda bu adın ona ne kadar yakıştığını düşünüyorum. Yazın sıcak günlerinde kumun ortasından çıkıp kocaman beyaz çiçekler açabilen bir bitkiden söz ediyoruz.

6620_wuciwug_fffe7b19_canakkale-de-ku.jpeg
Fotoğraflar (soldan sağa): Sarmaşık atmaca güvesi (Agrius convolvuli), Charles J. Sharp; Levant atmaca güvesi (Theretra alecto), Eran Finkle; güvercin kuyruklu atmaca güvesi (Macroglossum stellatarum), Charles J. Sharp.

Görsel betimleme: Yan yana üç tür atmaca güvesi var. En soldaki Agrius convolvuli türü bir uçuş hâlinde görülüyor. Gri ve kahverengi tonlardaki gövdesinin yanlarında siyah ve pembe bantlar bulunuyor. Kanatları hareket hâlinde, uzun hortumu ise öne doğru uzanmış. Arka plan sarı, yeşil ve turuncu tonlarda bulanık. Ortadaki Theretra alecto türü bir atmaca güvesi, gri bir yüzey üzerinde dinlenirken görülüyor. Uzun ve dar kanatları kahverengi tonlarda ve vücudunun iki yanında üçgen biçimde uzanıyor. Çevresinde sarmaşık benzeri yeşil yapraklar ve ince bitki sapları bulunuyor. En sağdaki Macroglossum stellatarum türü bir atmaca güvesi, beyaz bir çiçeğin önünde havada asılı dururken görülüyor. Gri gövdesi, turuncu arka kanatları ve çok uzun hortumu belirgin. Hortumunu çiçeğe uzatmış durumda; kanatları hızlı hareket ettiği için bulanık görünüyor. Arka plan yeşil tonlarda flu.

Yapılan çalışmalar, gece uçan atmaca güvelerinin, yani Sphingidae familyasından gece kelebeklerinin bazı bölgelerde çiçekleri ziyaret ettiğini gösteriyor. Bu ziyaretlerin rüzgârla da ilişkisi var. Çalışmalarda bu güvelerin rüzgâr hızının düşük olduğu zamanlarda etkili biçimde çiçekleri ziyaret edebildiği belirtilmiş. Gündüz kumsalda gördüğümüz beyaz bir çiçeğin yaşamının önemli bir bölümü biz evlerimize çekildikten sonra devam ediyor. Gece oluyor, kokusu belirginleşiyor ve bir güve çiçeği buluyor. Bir sonraki çiçeğe geçtiğinde poleni de yanında taşıyor. Kıyıda fark etmeden yanından geçtiğimiz bir bitkinin çevresinde böyle ilişkiler sürüyor.

6620_wuciwug_79bab24a_canakkale-de-ku.jpeg
Fotoğraf: Bozcaada. Burcu Meltem Arık

Görsel betimleme: Kum zambağının yeşilimsi tohum kapsülleri yakından görülüyor. Bir sapın ucunda kümelenmiş, iri ve oval kapsüllerin çevresinde kurumuş çiçek parçaları ve kıyı bitkileri bulunuyor.

6620_wuciwug_919d6c40_canakkale-de-ku.jpeg
Fotoğraf: Bozcaada. Burcu Meltem Arık

Görsel betimleme: Kumlu zeminin üzerinde iki siyah kum zambağı tohumu görülüyor. Tohumların çevresinde kurumuş yaprak parçaları, ince saplar ve kıyı bitkilerine ait döküntüler bulunuyor.

Çiçeklenmenin ardından oluşan kapsüllerin içinden siyah tohumlar çıkıyor. Bir çiçek genellikle 15-20 kadar tohum oluşturuyor. Tohumların iç yapılarındaki geniş hava boşlukları nedeniyle oldukça hafifler. Görünce ve elinize alınca kömür parçası sanabilirsiniz. Rüzgârla hareket edebiliyorlar ve denize ulaştıklarında yüzebiliyorlar. Deniz akıntılarının kum zambağının Akdeniz’deki yayılışında önemli rol oynadığı düşünülüyor. 2024 yılında yayımlanan bir çalışmada kum zambağı tohumlarının yaklaşık altı hafta boyunca yüzebildiği ve bu sürenin sonunda önemli ölçüde canlılığını koruduğu görülmüş. Düşünsenize, Çanakkale kıyısında gördüğümüz küçücük siyah bir tohum denize düşebilir. Dalgalarla kıyıdan uzaklaşabilir. Akıntıyla başka bir kumsala ulaşabilir. Orada uygun bir yere yerleşebilirse yeni bir kum zambağının yaşamı başlayabilir.

Kumsalları çoğu zaman denize girdiğimiz yerler olarak görüyoruz. Yazlıkların önündeki sahil, şezlong koyacağımız alan ya da temizlenmesi gereken bir kum şeridi gibi düşünülebiliyor. Oysa kıyı kumulları başlı başına bir yaşam alanı. Kum zambağı da burada yaşayan türlerden sadece biri. Kum zambağının Türkiye’de karşı karşıya olduğu başlıca baskılar arasında kıyı yapılaşması, turizm faaliyetleri, yoğun rekreasyon kullanımı ve kumulların tahrip edilmesi gösteriliyor.

6620_wuciwug_782c0d10_canakkale-de-ku.jpeg
Fotoğraf: Geyikli, Burcu Meltem Arık

Görsel betimleme: Kumlu kıyı zemininde açmış beyaz bir kum zambağı görülüyor. Yanında henüz açmamış uzun tomurcuklar, yeşil saplar ve kurumuş bitki parçaları bulunuyor.

Türkiye’den gözlemler ve bazı araştırmalar türün üzerindeki baskının sonuçlarını açıkça gösteriyor. Pamucak sahillerinde kum zambağı popülasyonlarının yoğun insan kullanımı nedeniyle giderek azaldığı bildirilmiş. Hatta bazı kum zambaklarının kendilerini deve dikenlerinin arasında koruyabildiği gözlenmiş. Bunu okuyunca çok etkilendim. Bir bitkinin insanlardan korunabildiği yerin dikenlerin arası olması ne kadar düşündürücü! Sakarya’nın Kocaali kıyılarında yapılan başka bir araştırmada ise rekreasyonel kullanımın kum zambağı popülasyonlarını olumsuz etkilediği, buna karşılık kullanıma kapatılan alanlarda birey sayısının ve kapladıkları alanın arttığı saptanmış. Türü korumak için yaşadığı yeri de rahat yer bırakmak önemli.

6620_wuciwug_6b991244_canakkale-de-ku.jpeg
Harita: Kum zambağının iNaturalist kayıtları.

Görsel betimleme: iNaturalist’te kum zambağına ait dünya gözlemlerini gösteren harita. Turuncu kareler türün kaydedildiği noktaları gösteriyor. Gözlemler özellikle Akdeniz kıyıları boyunca, sahil şeridinde yoğunlaşıyor. Karadeniz çevresinde de kayıtlar görülüyor. Ekranın üst bölümünde kum zambağı için 12 bini aşkın gözlem, yaklaşık 7 bin gözlemci ve bin 200’den fazla tanımlayıcı bilgisi yer alıyor.

Kum zambağını gördüğünüzde fotoğrafını çekin. iNaturalist gibi yurttaş bilimi platformlarına yükleyin. Böylece Çanakkale’de kum zambağının nerelerde görüldüğüne ilişkin zamanla ortak bir kayıt oluşabiliriz. Her yıl aynı kum zambağı alanlarına gidip çiçeklenme zamanlarını kaydedebiliriz. Popülasyonların devam edip etmediğine bakabiliriz. Kıyının kullanımında bir değişiklik olduğunda oradaki bitkilerin bundan nasıl etkilendiğini gözleyebiliriz. Yıllar boyunca tuttuğumuz gözlem kayıtları, kişisel bir doğa güncesi olmaktan çıkıp değişimi fark etmemize yardım eden bir hafızaya ve koruma verisine dönüşebilir.

Gözlemlerinizi #canakkaledogaguncesi etiketiyle paylaşır mısınız? Ben de kayıtlarımızı merakla takip edeceğim. Instagram’daki sayfayı da unutmayalım https://www.instagram.com/canakkaledogaguncesi/

*Keşke Belediye ya da Valilik bünyesinde Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi gibi bir alan olsa ve burada Çanakkale’de nesli tehlike altındaki türler tanıtılsa, bu türlerin araştırması yapılsa.

Yazıma katkı veren, Roots & Shoots Türkiye Derneği’nden Alper Akyüz’e teşekkür ederim.