İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, Gaziler Günü kapsamında Keçiören’de düzenlenen programda gazi ve şehit aileleriyle buluştu. Programa Milliyetçi Hareket Partisi ve Büyük Birlik Partisi genel başkan yardımcılarının yanı sıra Hak-İş Genel Başkanı, kaymakamlar ve Keçiören Belediye Başkanı da katıldı. Programda konuşan Turan, gaziliğin Türk milleti açısından taşıdığı anlamın yalnızca savaşta yaralanmakla sınırlı olmadığını belirterek, gazilik kavramının manevi yönüne dikkat çekti.
Gaziliğin sözlükte birkaç kelimeyle tanımlanan basit bir kavram gibi görünse de aslında çok derin bir anlam taşıdığını ifade eden Turan, “Gaza bir ruh halidir. Bir iddiadır. Gazi bir savaşa girmeden önce niyetiyle gazi olur önce. O niyetin sonucunda gazi olursunuz ya da olmazsınız. Yani gazanın ruhunun sonucudur, imanın tecellisidir” dedi.
Turan, gazilerin Türk milleti açısından taşıdığı değere de vurgu yaparak, “Biz gaziliği sadece bireysel olarak değil, tüm bir millet olarak aziz biliriz, kıymetli biliriz” ifadelerini kullandı. Gazinin yalnızca kendi ailesinin değil, bütün milletin bir ferdi olduğunu belirten Turan, şehit ve gazilere yönelik sahiplenmenin toplumun ortak sorumluluğu olduğunu dile getirdi.
Konuşmasında Çanakkale Savaşı’ndan bir hatıraya da yer veren Turan, savaşta iki kolundan birini kaybederek evine dönen bir gazinin yaşadığı duyguları anlattı. Turan, “Gazimiz eve döndüğünde iki kolundan biri yok. ‘Evine yük olacağım, tarlada çalışamayacağım, anne babama ağır geleceğim’ diye üzülerek kapıyı açar. Annesinin ifadesi ilginçtir: ‘Evladım, hamdolsun ekmek tutacak bir kolun var’ der” ifadelerini kullandı.
Türk milletinin gazilik ve şehitlik anlayışının farklı bir yere sahip olduğunu belirten Turan, “Hiçbir ülkede Türk milleti kadar gaziliği bilen, şehitliği bilen bir anlayış yok. Her ülkenin gazisi vardır ama Türk milletinin gazisi, şehidi bambaşka sahiplenmiş olması vardır. O yüzden bu milletin kanında tabiri caizse şehitlik akar, gazilik akar” dedi.
Türk milletinin tarihinin bir anlamda şehit ve gazilerin hatıralarıyla şekillendiğini söyleyen Turan, geçmişten bugüne uzanan mücadelelerde gazilerin rolüne dikkat çekti. Turan, “Malazgirt'te Anadolu kapılarını açanlar gazilerimizdir. Çanakkale'ye geçilmez kılan gazilerimizdir. Kurtuluş Savaşı'nı gazilerimiz büyük bir kahramanlıkla kazanmışlardır. Kıbrıs Destanı'nı gazilerimiz yazmış. PKK'yı bitiren gazilerimiz olmuş. 15 Temmuz'un kahramanı gazilerimiz olmuştur” ifadelerini kullandı.
Gazilerin kamu kurumları ve toplum açısından özel bir yere sahip olması gerektiğini belirten Turan, “Bizler gazilerimizin ikinci evi olmak durumundayız. Gazimizin kendi evinden başka tüm kurumlarımız, bakanlıklarımız, dernek vakıflarımız o gazilerimizin evi olmak durumdadır” dedi. Turan ayrıca, geçtiğimiz aylarda TBMM’den geçen ve gazilerin sorunlarının çözümüne yönelik düzenlemeye de dikkat çekti.
Konuşmasının önemli bölümünü “Terörsüz Türkiye” sürecine ayıran Bülent Turan, sürecin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin büyük risk almasıyla başlatıldığını belirtti. Turan, “Hamdolsun iki yıl geride kaldı. Bir tek şehit haberimizin gelmemesi bile başlı başına bu sürecin bir sonucudur, çok kıymetlidir. Kolay değil. İngiltere on dört yıl sürdü, İspanya on iki yıl sürdü” ifadelerini kullandı.
Sürece yönelik eleştirilere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Turan, “Biz üzüm yemek istiyoruz, bağcıyla işimiz yok. Biz pire için yorgan yakan insanlar değiliz, sonuca bakıyoruz” dedi.
Turan, “Dağdaki yanlış yapanla şehirde yanlış yapanın aynı olmadığının altını çizmek istiyorum” diyerek Meclis’te bulunan diğer siyasi partilere de çağrıda bulundu. Turan, “Bu konuya yaklaşımında hata yapan, toplumu üzen açıklamalarınızı gözden geçirin, yanlış yapmayın” ifadelerini kullandı.
Terörsüz Türkiye sürecine zarar verebilecek söylemlere karşı da uyarılarda bulunan Turan, kullanılan dilin de en az silahlı mücadele kadar önemli olduğunu belirtti. Turan, “Biliyoruz, eldeki silahtan önce dildeki silahın bırakılması lazım. Eldeki silah kadar dildeki silah tehlikelidir. Tekrar bu gaziler meydanından, gazilerimizin saflarından, yanından haykırıyorum: Seksen altı milyon kardeşliğine halel getirmeyin. Egonuzla, yanlış yaklaşımınızla, hatalı yaklaşımınızla bu milletin geleceğiyle, gençlerimizin canıyla lütfen uğraşmayın” ifadelerini kullandı.
Bülent Turan, konuşmasında bölgesel gelişmelere ve Türkiye’nin ekonomik durumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin çevresinde yaşanan istikrarsızlıklara rağmen büyümesini sürdürdüğünü belirten Turan, “Bu kadar kargaşaya rağmen Türkiye'nin hâlâ güvenli bir liman olması, her türlü ekonomik zorluğa rağmen büyümeye devam etmesi en büyük göstergemiz” dedi.
Turan, “Terörsüz Türkiye” sürecinin tamamlanmasının ardından da ülkenin önünde yeni hedeflerin bulunacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü; “Terörsüz Türkiye'den başka sorun alanları varsa ki var. Her ne olursa olsun bütün sorunları masaya yatırıp çözüp seksen altı milyonun derdini çözmeyi bir görev biliyoruz" şeklinde ifade ederk sözlerini tamamladı.
(ERHAN TAYLAN)