yandexmetrikacounter
Çanakkale’de Eğitim Süresi Beklentisindeki | Çanakkale Olay

Çanakkale’de Eğitim Süresi Beklentisindeki Gerileme Sürüyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Muhtemel Eğitim Süresi (MES) verilerine göre Çanakkale’de 2020'de 20 yıl olan toplam MES, takip eden yıllarda kademeli bir şekilde düşüş göstererek; 2025'te 17,2 yıla geriledi.

126

Türkiye genelindeki Muhtemel Eğitim Süresi (MES) verileri kamuoyu ile paylaşıldı. Eğitim hayatına başlayan bir bireyin eğitimde geçirmesi beklenen toplam örgün eğitim süresini ifade eden MES verilerine göre Türkiye’de 2025 yılında ilkokula başlama çağındaki bir bireyin eğitimde geçirmesi muhtemel süre %2,4 azalarak 16,8 yıl oldu. Çanakkale özelinde de aynı türden azalma eğilimi mevcut.

İl düzeyinde resmi istatistik olarak üretilen veriler doğrultusunda, Türkiye genelinde ilkokula başlama çağındaki bir bireyin en yüksek eğitim kademesini tamamlayana kadar eğitim hayatında geçirmesi muhtemel süre, 2025 yılında bir önceki yıla göre %2,4 azalarak 16,8 yıl olarak gerçekleşti. İlkokul çağındaki bir bireyin ortaöğretimi tamamlayana kadar eğitimde geçirmesi muhtemel süre 11,9 yıl, okul öncesi eğitimde ise 1,6 yıl olarak hesaplandı.

Çanakkale’de Kadınların Eğitim Süresi Daha Yüksek

Çanakkale’de 2025 yılı muhtemel eğitim süresi iki cinsiyetin ortalaması alındığında 17,2 yıl olarak gerçekleşti. Kentteki eğitim seviyesi ve muhtemel eğitim süresine göre cinsiyet eşitliği endeksi ise 1,8 olarak kaydedildi.

Çanakkale’deki kademelere göre muhtemel eğitim süreleri şöyle:

ISCED 0 (Okul Öncesi Eğitim): Kadın ve erkeklerde 2,1 yıl.

ISCED 1-3 (İlkokul - Ortaöğretim): Erkeklerde 12 yıl, kadınlarda 11,9 yıl.

ISCED 1-8 (İlkokul - Yükseköğretim): Erkeklerde 16,6 yıl, kadınlarda 18 yıl.

Çanakkale’de Zirve 2020 Yılının

Her ne kadar Çanakkale’nin MES beklentisi ülke genelinin neredeyse her zaman üzerinde olsa da 2018-2025 yılları arasındaki muhtemel eğitim süreleri incelendiğinde, 2020 yılından itibaren kademeli bir düşüş yaşandığı görülüyor.

2018: Kadın: 20 – Erkek: 19,3 – Toplam: 19,6

2019: Kadın: 20,2 – Erkek: 19,5 – Toplam: 19,8

2020: Kadın: 20,6 – Erkek: 19,6 – Toplam: 20,0

2021: Kadın: 20,5 – Erkek: 19,0 – Toplam: 19,7

2022: Kadın: 19,0 – Erkek: 17,6 – Toplam: 18,3

2023: Kadın: 18,9 – Erkek: 17,2 – Toplam: 17,9

2024: Kadın: 18,4 – Erkek: 17,0 – Toplam: 17,7

2025: Kadın: 18 – Erkek: 16,6 – Toplam: 17,2

MES’in düşmesi ne anlama geliyor?

Bir ülke yahut kentte MES’in düşmesi, kişilerin eğitim sisteminde kalma sürelerinin kısaldığını veya eğitimden kopuşların yahut terklerin arttığını gösteriyor.

MES’in düşmesinin sebepleri neler?

İstatistiki veriler ışığında MES’te en fazla düşüşün yaşandığı kademenin yükseköğretim olduğu görünüyor. Türkiye’de zorunlu eğitim; 4 yıl ilkokul, 4 yıl ortaokul ve 4 yıl lise olmak üzere toplam 12 yıl. Erken yaşta iş gücüne katılma zorunluluğu, lise çağındaki gençlerin örgün eğitimden ayrılarak; açık liseye geçmeleri veya eğitim sisteminin dışına çıkmaları, üniversite mezunlarının istihdama katılımında karşılaştıkları zorluklar, gençlerin Çanakkale gibi üniversite kentlerinde karşılaştıkları yüksek kira ve yaşam maliyetleri gibi sosyo-ekonomik dinamikler, gençlerin tercihlerine doğrudan yansıyor.

MES’teki düşüşün olumlu ve olumsuz etkileri neler?

Bireylerin eğitimde kalma sürelerinin kısalmasının hem olumlu hem de olumsuz etkileri bulunuyor. MES’teki düşüş okuryazarlık, eleştirel düşünme, farkındalık kazanma gibi sosyo-kültürel kazanımların gerilemesi; ne eğitimde ne de istihdamda olan genç oranının artması; akademide, sanayide ve teknoloji sektörlerinde yenilikçi fikir ve Ar-Ge kapasitesinin azalması, alt-orta gelir grubundaki bireylerin gelir artırma ve daha iyi yaşam standartlarına ulaşma imkânının kısıtlanması gibi riskler barındırıyor.

MES’teki düşüşün başlıca olumlu etkileri ise üniversite eğitimi yerine doğrudan iş gücüne katılımın seçilmesiyle piyasadaki ara eleman açığının kısa vadede karşılanması, üniversite mezunu kişi sayısının fazla ancak nitelikli iş imkânlarının sınırlığı olduğu dönemlerdeki eğitimli işsizlik ve diplomaya uygun iş bulamama gibi sorunların yine kısa vadeli baskılanması, özellikle dar gelirli ailelerin üzerindeki doğrudan mali yükün azalması olarak sayılabilir.

Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu

(HADİYE AYŞE İRİM)
Paylaş