erhantaylan17@hotmail.com
Bazı oyunlar vardır; yalnızca ayakların ritme eşlik etmesi değildir. Her figüründe bir geçmişi, her ezgisinde bir yaşanmışlığı, her adımında bir köyün hafızasını taşır. Çanakkale’nin Çınarlı Köyü’ne bağlı Kusköy Zeybeği de işte böyle bir kültür mirasıdır. Anadolu'nun her köşesinde geçmişten bugüne taşınan nice gelenek, nice halk oyunu vardır. Kimi bir düğünde doğar, kimi bir köy meydanında hayat bulur. Kimi de yıllar geçse, insanlar değişse bile hafızalardaki yerini korur. Kusköy Zeybeği, bu değerlerden biridir.
Çanakkale Merkez'e bağlı yeni adıyla Çınarlı, eski adıyla Kusköy, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, kendine özgü halk kültürüyle de dikkat çeken bir yerleşim yeridir. Dağlarla çevrili doğası, yürüyüş parkurları ve köklü köy yaşamının yanı sıra Kusköy'ü özel kılan değerlerin başında zeybek geleneği gelir. Benim için bu oyunun anlamı çok daha derin. Çünkü bu topraklarda doğup büyüyen, köyün yaşamına, insanına ve geleneklerine yakından tanıklık eden biri olarak Kusköy Zeybeği'nin geçmişteki yerini çok iyi biliyorum. Ben çocukluğuma köy meydanında yapılan dernekteyeni adıyla düğünlerde, hayır yemeklerinde ve köyün bir araya geldiği özel günlerde oynanan bu oyun, insanların ortak sevincini yansıtırdı. Köyde yaşayan halk bir araya gelmenin, dayanışmanın ve aynı kültürün parçası olmanın ifadesiydi. Zeybek oynayanların duruşunda gurur, adımlarında vakar, hareketlerinde ise bu toprakların karakteri vardı.
Ancak zaman değişti. Köy yaşamı değişti, gelenekler yavaş yavaş gündelik hayatın dışına çıkmaya başladı. Bir zamanlar düğünlerin ve köy buluşmalarının vazgeçilmezi olan pek çok halk oyunu gibi Kusköy Zeybeği'nin de unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kalması, gelecek nasillere aktarmak için bu kültürün korunmasını zorunlu hale geldi. İşte bu noktada 1985 yılında gerçekleştirilen alan araştırması, Kusköy Zeybeği'nin geleceği açısından önemli bir dönüm noktası olmuş oldu.
1985: Bir kültürün geleceğe emanet edildiği yıl
Halk oyunlarına gönül vermiş araştırmacı ve eğitmenlerin Kusköy'de yürüttüğü saha çalışması, oyunun özgün yapısının kayıt altına alınmasını sağladı. Bu çalışmada folklor araştırmacısı Rıdvan Yüce'nin yanı sıra Suat Ülker, Gürbüz Sağbaş, Sabri Başaran ve dönemin Türkiye Halk Oyunları Federasyonu İl Temsilcisi Yılmaz Çebi'nin katkıları önemli rol oynadı. Köyüm için yapılan bu araştırma yalnızca bir halk oyununun figürlerini belgelemekten ibaret değildi. Aynı zamanda bir köyün kültürel hafızasını koruma altına almak anlamına geliyordu. Çünkü halk oyunları yalnızca adımların, dönüşlerin ve figürlerin toplamı değildir. O oyunun kimden öğrenildiği, hangi ortamda oynandığı, hangi duygularla yaşatıldığı da en az figürleri kadar önemlidir.
Kaynak kişiler unutulmaz: Kokulu İsmail ve Kireçci Hasan Uyar
Kusköy Zeybeği'nin geçmişten geleceğe aktarılmasında en önemli katkılardan biri de oyunun gerçek taşıyıcıları olan onu iyi oynayan köy insanlarından geliyor. Köyümüzde 1985 yılında yapılan araştırmada kaynak kişi olarak bilgilerine başvurulan Kokulu İsmail ve Kireçci Hasan Uyar, bu geleneğin yaşatılmasında önemli rol oynadılar. Onlar, bu oyunu kitaplardan öğrenmiş insanlar değildi. Oyunun içinde büyümüş, onu yaşamış, düğünlerde ve köy buluşmalarında oynamış kişilerdi. Atalarından bildiklerini, gördüklerini ve yaşadıklarını araştırmacılara aktararak , onlarda bunu belgeleyerek, Kusköy Zeybeği'nin özgün kimliğinin korunmasına katkıda bulundular. Bugün onların isimlerini anarken aslında bir gerçeği de hatırlamalıyız: Bir kültürü yaşatanlar, çoğu zaman o kültürün sessiz kahramanlarıdır.
Rıdvan Yüce'nin emeği ve kültürel mirasın devamlılığı
Kusköy Zeybeği'nin derlenmesi, öğretilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması sürecinde Rıdvan Yüce'nin çalışmaları da ayrı bir önem taşıyor. Halk oyunları alanındaki eğitmenliği, derleme çalışmaları ve yetiştirdiği ekiplerle Çanakkale yöresinin kültürel değerlerinin tanıtılmasına katkı sağlayan Yüce, geleneksel oyunların yalnızca geçmişte kalmaması için emek veren günümüze kadar gelmesine sebep olan isimlerden biri oldu. Bir halk oyununun yaşatılması, onu bir kez sahneye çıkarmakla mümkün değildir. Doğru figürleriyle öğrenilmesi, özünün korunması, gençlere öğretilmesi ve toplum tarafından sahiplenilmesi gerekir. Bu nedenle yıllarını halk oyunlarına veren eğitmenlerin emeği, kültür tarihimizin önemli bir parçasıdır.
Kusköy Zeybeği yalnızca bir oyun değil, bizim hikayemizdir
Bugün Kusköy'e baktığımızda doğasıyla, geçmişiyle ve kültürel değerleriyle korunmayı hak eden bir köy görüyoruz. Bölgenin doğal güzellikleri ve yürüyüş rotaları kadar, geçmişten gelen kültürel mirasının da tanıtılması gerektiğine inanıyorum. Özellikle köyümüzde yetişen genç kuşakların Kusköy Zeybeği'ni tanıması, öğrenmesi ve sahiplenmesi büyük önem taşıyor. Çünkü geçmişini bilmeyen bir toplumun geleceğe bırakacağı kültürel miras da eksik kalır. Düşünün; yıllar önce bir köy düğününde oynanan bir zeybek, bugün bir araştırmanın, bir eğitmenin ve onu öğrenen gençlerin emeği sayesinde yaşamaya devam ediyor. Bu, aslında kültürel dayanışmanın en güzel örneklerinden biri olarakta günümüze kadar gelmiş.
Bu vesileyle 1985 yılındaki araştırmaya katkı sunan tüm eğitmenleri, kaynak kişiler Kokulu İsmail'i ve Kireçci Hasan Uyar'ı saygıyla anıyorum. Kusköy Zeybeği'nin derlenmesi ve yaşatılması için emek veren Rıdvan Yüce'ye ve bu kültürü bugün de yaşatan herkese köşe yazımdan teşekkür ediyorum. Unutmayalım ki kültür, yalnızca geçmişte yaşanmış bir hatıra değildir. Sahip çıkıldığında geleceğe taşınan en değerli mirastır. Kusköy Zeybeği oynandıkça Kusköy'ün sesi duyulacak, her figüründe bu toprakların geçmişi yaşayacak. Çünkü bazı değerler unutulmak için değil, gelecek nesillere emanet edilmek için vardır.
Sonuç olarak; Kusköy Zeybeği, benim için yalnızca geçmişten kalan bir halk oyunu değil, doğup büyüdüğüm köyün hatırası, insanlarının emeği ve ortak kültürümüzün simgesidir. Bu değerli mirasın korunmasında emeği geçen Rıdvan Yüce'ye, 1985 yılındaki araştırmaya katkı sunan eğitmenlere ve kaynak kişilerimize gönülden teşekkür ediyorum. Dileğim, Kusköy Zeybeği'nin bundan sonra da genç kuşaklar tarafından öğrenilmesi ve yaşatılmasıdır. Çünkü bir köyün kültürünü yaşatmak, o köyün geçmişine ve geleceğine sahip çıkmaktır.
Kalın Sağlıcakla…