yandexmetrikacounter
ZAMANI AŞAN MİRAS: 10 KASIM VE İÇİMİZDEKİ Y | Çanakkale Olay
Mine Kandaz

info@ozugurdanismanlik.com

ZAMANI AŞAN MİRAS: 10 KASIM VE İÇİMİZDEKİ YANKISI

Sosyolog/Aile Danışmanı
25

Bu hafta, Ata’mızın ölüm yıldönümü olan 10 Kasım gününü içerisinde barındıran ve ülkece ortak bir hüznü paylaşacağımız bir hafta. Yarın, bu toplumun bireyleri olarak her birimiz buruk bir gün geçiriyor olacağız. Fakat şunu unutmayalım ki 10 Kasım, yalnızca takvim yapraklarında siyahla işaretlenmiş bir gün veya salt bir matem anı değildir. Üzerinden geçen onca yıla rağmen, bir ulusun kalbinde atmaya devam eden bir vizyonun, modernleşme idealinin ve bitmek bilmeyen bir aydınlanma yolculuğunun sembolüdür.

Fiziksel bir ayrılığın hüznünü taşısak da asıl odaklanmamız gereken nokta, bize bırakılan o eşsiz mirası nasıl canlı tutacağımızdır. Mustafa Kemal Atatürk'ü anmak; onun düşüncelerini, ilke ve inkılaplarını günlük hayatımızın, aile yapımızın ve toplumsal
düzenimizin tam merkezine yerleştirmekle mümkündür.

Sosyolojik açıdan baktığımızda, Atatürk’ün gerçekleştirdiği devrimlerin sadece siyasi bir rejim değişikliği değil, muazzam bir zihniyet dönüşümü olduğunu görürüz. O, bir toplumun inşasının ancak akıl, bilim ve tam bir kadın-erkek eşitliği temelleri üzerinde yükselebileceğini en başından öngörmüştür. Bugün, "çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma" hedefi, toplumsal yapımızın dinamiklerini belirleyen en temel pusulamız olmalıdır. Bize düşen, bu sosyolojik dönüşümü ilerletmek, farklılıklarımızla bir arada yaşama kültürünü güçlendirmek ve aklı rehber edinen, çağdaş bir toplumsal bilinç inşa etmektir.

Meselenin temeline, yani toplumu oluşturan en küçük ve en hayati yapı taşına, aileye indiğimizde ise karşımıza çok daha derin ve bireysel bir sorumluluk çıkar. Bir aile danışmanı olarak sıkça vurguladığım bir gerçek vardır: Değişim evde başlar; değerler sofrada, ebeveynin tutumunda ve evin içindeki iletişim ile şekillenir. Atatürk’ün "Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller" ideali, aslında doğrudan anne ve babalara verilmiş bir görevdir. Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras, onlara körü körüne itaati değil; araştırmayı, anlamayı ve kendi değerlerini oluşturma cesaretini öğretmektir.

Aile içindeki iletişim modelimiz, toplumsal modelimizin küçük bir provasıdır. Eşler arası adaletin sağlandığı, kararların ortak alındığı, çocukların birey olarak kabul edilip fikirlerine saygı duyulduğu her ev, Cumhuriyet'in demokratik vizyonunun yaşatıldığı birer kaledir. Kız çocuklarının eğitimine, sınırlarını çizebilmesine ve bağımsızlığına verilen önem; oğlan çocuklarına aşılanan eşitlik, şefkat ve nezaket bilinci, O'nun mirasını yaşatmanın en somut halidir.

10 Kasım’da tuttuğumuz yas, yerini her seferinde kararlı bir duruşa bırakmalıdır. O'nun bizden beklediği, arkasından çaresizce ağlamak değil, açtığı yolda zihnimizi dogmalardan arındırarak yürümeye devam etmektir. Ailemizi sevgi ve saygı temelli demokratik bir yapıya kavuşturduğumuz, toplumumuzu bilim, sanat ve liyakatle yücelttiğimiz her an, onun mirasına sahip çıktığımız andır.

Bugün, sadece Mustafa Kemal Atatürk’ün anılarına saygı duruşunda bulunmuyor; aynı zamanda geleceğe dair bir söz veriyoruz. Fikirleriyle, tükenmez idealleriyle ve hiç sönmeyen o büyük aydınlanma meşalesiyle yolumuzu aydınlatmaya devam eden iderimize...

Sevgi, minnet ve bitmeyen bir bağlılıkla.

Instagram / YouTube : Koyde.birsosyolog

www.OzuGurDanismanlik.com