Çanakkale Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından 11 yıl önce Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde IŞİD tarafından gerçekleştirilen canlı bomba saldırısı nedeniyle hayatını kaybedenler için bir anma düzenlendi. Saat Kulesi Meydanında düzenlenen tören, 1 dakikalık saygı duruşu ile başladı.
Daha sonra ise basın açıklaması okundu. Açıklamada “Bundan tam 11 yıl önce, yıkılmış bir kenti yeniden inşa etmek, çocuklara oyuncak götürmek için yola çıkan, çoğu üniversite öğrencisi yüzlerce kişi; mola verdikleri Urfa'nın Suruç ilçesinde IŞİD tarafından gerçekleştirilen canlı bombalı saldırının hedefi oldu. Bu saldırıda 33 düş yolcusunu yitirdik, yüzlerce arkadaşımız yaralandı.
Aradan 11 yıl geçmesine rağmen adalet mücadelemiz sürüyor. 11 yıldır aynı soruları sormaya, aynı talepleri dile getirmeye ve 33 düş yolcusunu anmaya devam ediyoruz.
Onca yıla rağmen Suruç Katliamı'nın aydınlatılması yönünde kayda değer bir adım atılmadı. Gerçek failler ve sorumlular ortaya çıkarılmadığı gibi, katliam davası boyunca ailelerin ve avukatların dile getirdiği hiçbir talep karşılanmadı.
Üstelik 11 yılın sonunda adalet talebi suç sayıldı; "mahkemeye hakaret" gerekçesiyle Suruç ailelerine hapis cezaları verildi. Dava dosyası yalnızca saldırıyı gerçekleştiren kişiyle sınırlandırılırken; cezasızlık politikaları nedeniyle katliamın planlayıcıları, azmettiricileri, ihmali bulunan ve katliama göz yuman kamu görevlileri bir kez olsun yargı önüne çıkarılmadı.
Oysa, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, “bildiklerimi açıklarsam birçok insan insan içine çıkamaz” açıklaması yapmış, devletin kamu görevlilerinden “bombalar patlamadan müdahale edemeyiz” diyenler olmuştu.
Defalarca talep edilmesine rağmen Mahkeme; katliama ilişkin bilgi sahibi olduğunu bizzat ortaya koyan Davutoğlu'nun tanık olarak dinlenmesini her seferinde reddetti. Katliam öncesinde saldırganın ve bağlı olduğu IŞİD hücresinin güvenlik birimleri tarafından bilindiğine ilişkin çok sayıda somut delil ortaya konmasına rağmen, etkili ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmedi. İstihbarat ve emniyet birimlerinin sorumluluğu görmezden gelinirken, dosya üzerindeki gizlilik kararıyla gerçeğin açığa çıkarılması engellendi.
Dosyadaki iki firari sanık, Deniz Büyükçelebi ve İlhami Bali'nin IŞİD kamplarında olduğuna dair somut bilgilere rağmen, Türkiye'ye getirilerek yargılanması için hiçbir adım atılmadı.
Katliamın 11. yılında bir kez daha ifade ediyoruz: Suruç Katliamı, ne bir kişinin
gerçekleştirdiği bir saldırıdır ne de münferit bir olaydır, örgütlü ve önlenebilir bir saldırıdır. Yalnızca tetikçilerin değil, katliama giden yolu açan, açtıran ve gerçekleşmesine zemin hazırlayan herkesin yargılanması gerekmektedir.
Suruç için 11 yıldır sürdürdüğümüz adalet taleplerimizi bir kez daha vurguluyoruz:
• Katliamda sorumluluğu bulunan tüm gerçek failler ortaya çıkarılmalıdır,
• İhmali ve sorumluluğu olan kamu görevlileri hakkında etkin ve bağımsız soruşturma yürütülmelidir,
• Firari sanıkların yakalanmalı ve yargı önüne çıkarılmalıdır,
• Suruç Katliamı'nın insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmeli ve zaman aşımı uygulanmamalıdır,
• Adil, şeffaf ve etkin bir yargılama yapılmalıdır.
Her sene 20 Temmuz’da 33 Düş Yolcusunun isimlerini haykırmaktan asla vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. 33'lerin düşleri; eşit ve özgür bir dünya düşüydü. 33'lerin düşleri; gerçek adaletin sağlandığı, faillerin hesap verdiği bir dünya düşüydü. 33'lerin düşleri; halkların, işçilerin, kadınların özgür olduğu, emperyalist savaşların, sömürünün ve katliamların olmadığı bir dünya düşüydü.
Onların mücadele mirası bugün de sürüyor. Savaş, işgal ve sömürü politikalarına karşı sesimizi yükseltmeye, faşizme karşı halkların eşitliğini ve özgürlüğünü savunmaya devam ediyoruz.
Bugün bu meydanda, "Suruç için adalet, herkes için adalet" diyerek, yaşanan tüm katliamlara karşı bir kez daha adalet talebimizi dile getiriyoruz. Suruç Katliamı'nın bütün yönleriyle aydınlatılması, sorumluların yargılanması ve gerçek adaletin sağlanması için bir kez daha haykırıyoruz:
SURUÇ İÇİN ADALET, HERKES İÇİN ADALET!
HİÇBİR DÜŞ YARIM KALMAYACAK!” ifadeleri yer aldı.
Anma etkinliği sırasında gruba tepki gösteren bir kişi, olay yerinde bulunan emniyet mensupları tarafından bölgeden uzaklaştırıldı.
(HADİYE AYŞE İRİM)