info@ozugurdanismanlik.com
30 Ağustos Zafer Bayramı’nın hemen ertesinde, milletçe ortak bir kıvancı paylaştığımız bu anlamlı günlerde, zafer kavramına yalnızca askeri veya tarihi bir pencereden değil; sosyolojinin ve aile dinamiklerinin aynasından bakmak derin bir anlam taşıyor. Tarih sayfalarına altın harflerle kazınan 30 Ağustos, aslında bir toplumun varoluş mücadelesi verirken inşa ettiği kolektif bilincin ve aile ocağından cepheye taşınan dayanışma ruhunun en güçlü tezahürüdür.
Sosyolojik açıdan bayramlar ve zafer günleri, bir toplumu "millet" haline getiren kolektif hafıza alanlarıdır. Emile Durkheim’ın ifade ettiği o "kolektif coşku", toplumun bireylerini ortak bir ülkü etrafında birleştirir; "ben" duygusunu sağlıklı bir "biz" zeminine taşır. 30 Ağustos’a giden yolda kadını, erkeği, yaşlısı ve genciyle sergilenen topyekûn duruş; sosyal bağların, güvenin ve ortak iradenin en zorlu kriz anlarında nasıl bir kalkan oluşturabileceğini gösterir.
Bu büyük toplumsal tablonun çekirdeğinde ise her zaman aile vardır. Aile danışmanlığı çerçevesinden baktığımızda, bir ailenin kriz dönemlerinden güçlenerek çıkabilmesi, zorluklar karşısında "biz" diyebilme kapasitesine bağlıdır. Kurtuluş Mücadelesi, tam da bu ailevi bağların ve fedakârlık kültürünün makro ölçeğe yansımasıdır. Cepheye mermi taşıyan bir annenin, yuvasını koruma içgüdüsüyle vatan savunmasını birleştirmesi; aile içi bağların toplumsal dirençle nasıl iç içe geçtiğinin en somut kanıtıdır.
Günümüzün hızla bireyselleşen, dijitalleşmeyle birlikte yüz yüze iletişimin azaldığı ve aidiyet duygusunun aşındığı dünyasında, çocuklarımıza bırakabileceğimiz en değerli miras güvenli bir aidiyet hissidir. Bir çocuğun psikolojik dayanıklılığı, sadece kendi sınırlarını bilmesiyle değil, aynı zamanda köklerini, geçmişini ve ait olduğu toplumun değerlerini tanımasıyla güçlenir. Toprağına sağlam köklerle tutunan bir zeytin ağacı gibi; tarihini, bağımsızlık mücadelesini ve o mücadeleyi veren dedelerinin, ninelerinin ortak hikâyesini bilen bir nesil, geleceğin fırtınalarına karşı çok daha dirençli durur.
30 Ağustos Zafer Bayramı’nı sadece bir takvim yaprağı ya da resmi bir kutlama olarak değil; aile masalarında çocuklarımıza dayanışmayı, birlik ruhunu, sorumluluk bilincini ve özgürlüğün kıymetini anlatabileceğimiz toplumsal bir fırsat olarak görmeliyiz. Krizler karşısında pes etmemeyi, farklılıklarımıza rağmen ortak amaçlarda kenetlenebilmeyi ve sağlıklı bir gelecek inşa etmeyi en başta aile içinde öğreniriz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere, bu toprakları bize vatan kılan tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anarken; milletimizin ve tüm ailelerimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı yürekten kutluyorum. Ortak değerlerimiz etrafında kenetlendiğimiz, köklerimizden güç aldığımız nice aydınlık yarınlara.
Instagram / YouTube : Koyde.birsosyolog
www.ozugurdanismanlik.com