1989 yılında dönemin mülki idare amirleri, bürokratları ve Çanakkale’nin önde gelen isimlerinin ortak iradesiyle Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’ni Koruma Derneği adıyla kurulan oluşum, isim değişikliğinin ardından Çanakkale Kültür ve Sanat Derneği olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Yarım asra yaklaşan kurumsal geçmişiyle kentin kültür ve sanat hayatına katkı sunmayı hedefleyen dernek, kuruluş yıllarında Madam Kety’nin evi olarak bilinen tarihi Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nin fiziksel ve teknik ihtiyaçlarını karşılayarak önemli bir görev üstlendi. 2010 yılında yaşanan mevzuat değişikliklerinin ardından faaliyet alanını genişleten dernek, bugün resimden cama, çiniden tekstile, seramikten ahşap oymacılığına kadar pek çok farklı disiplinde üretim yapan bağımsız sanatçıların ve evlerinde el emeği ürünler hazırlayan kadınların sesi olmayı sürdürüyor. Dernek yönetimi, Çanakkale’nin sanat potansiyelini, sanatçıların yaşadığı sorunları ve kentteki kalıcı sanat alanı ihtiyacını gazetemiz Olay’a değerlendirdi.
İlk önce Olay Gezetesine hoşgeldiniz. Derneğinizin 1989 yılında Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'ni Koruma Derneği olarak kurulduğunu, daha sonra faaliyet alanını genişleterek Çanakkale Kültür ve Sanat Derneği adını aldığını anlattınız. Bu isim değişikliğinin ardından derneğinizin çalışma anlayışında ve faaliyetlerinde ne gibi değişiklikler oldu? Bugüne kadar Çanakkale'nin kültür ve sanat yaşamına katkı sunmak amacıyla hangi çalışmaları gerçekleştirdiniz ve önümüzdeki döneme ilişkin hedefleriniz neler?
Çanakkale Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Asude Bayram, derneğin 1989 yılında Çanakkale Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'ni Koruma Derneği adıyla kurulduğunu belirterek kuruluş sürecini ve isim değişikliğinin nedenlerini anlattı. Bayram, derneğin kuruluşunda dönemin bürokratlarının yanı sıra Çanakkale'nin önde gelen isimlerinin de yer aldığını ifade ederek şunları söyledi: “Derneğimiz, 1989 yılında Çanakkale Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'ni Koruma Derneği adıyla kuruldu. Kuruluşunda galerinin o dönemki bürokratlarının yanı sıra Çanakkale'nin ileri gelen isimleri de yer aldı. İzzet Çetin ve ailesi de derneğin kuruluşunda bulunan isimler arasındaydı. Rahmetli İzzet Çetin'in eşi de derneğimizde görev aldı. Hatta gelinleri hala üyemiz olarak devam ediyor. Derneğimiz, 2010 yılına kadar Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'ni Koruma Derneği olarak faaliyetlerini sürdürdü. Ancak o yıllarda çıkarılan bir düzenlemeyle koruma derneklerinin, korudukları kurumun adresini kendi adresleri olarak göstermelerine ilişkin bazı kısıtlamalar getirildi. Bu süreçte Kültür Müdürlüğü ile derneğimiz arasındaki ilişkilerde de bazı sorunlar yaşandı. Bunun üzerine galeriden ayrılarak başka bir yere taşınmaya karar verdik. Bir miktar birikmiş paramız vardı. Palmiye Apartmanı'nda bir yer satın alarak faaliyetlerimizi buraya taşıdık. O döneme kadar galerinin onarımından ihtiyaç duyduğu bilgisayara, kağıt ve temizlik malzemelerine kadar pek çok giderini Kültür Bakanlığı ile koordineli şekilde biz karşılıyorduk. Sözünü ettiğimiz yer, Madam Hettie'in evi olarak bilinen Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'ydi. Ben de 1999 yılında derneğe üye oldum. O tarihten bu yana derneğin çalışmalarını yakından biliyorum.
Galeriden taşındıktan sonra ilişkilerimiz de giderek koptu. Galerinin artık bizden herhangi bir talebi olmayınca Koruma Derneği olarak faaliyet göstermemizin de anlamı kalmadı. Çünkü koruma derneklerinin amaçları oldukça sınırlı. Biz ise çalışmalarımızı daha geniş bir alana yaymak istiyorduk. Bu nedenle derneğimizin adını Çanakkale Kültür ve Sanat Derneği olarak değiştirdik. İsim değişikliğinin temel amacı, faaliyet alanımızı genişletmekti. Çanakkale'deki bütün kültür ve sanat etkinliklerine öncülük etmek, destek vermek ve bu alanda yapılan çalışmalara katkı sunmak istiyorduk. Zaten daha önce de sergilerin açılmasına ön ayak oluyor, sanat etkinliklerine sponsorluk desteği sağlıyorduk. Bu çalışmalarımızı sürdürmenin yanı sıra kentteki kültür varlıklarının korunması, Çanakkale'nin kültürel değerlerinin araştırılması ve tanıtılması gibi konularda da çalışmalar yapmak istedik. Ayrıca Çanakkale'de kültür ve sanat alanında neler yapılabileceğini araştırmak, uluslararası etkinliklerin düzenlenmesine öncülük etmek ve kentin kültürel zenginliğini daha geniş kitlelere tanıtmak da hedeflerimiz arasındaydı. Bu doğrultuda oldukça geniş bir amaç belirledik. O günden bu yana da çalışmalarımızı bu anlayışla sürdürüyoruz” ifadelerine yer veren Asude Bayram, isim değişikliğiyle birlikte faaliyet alanlarını genişlettiklerini belirterek Çanakkale'nin kültürel değerlerinin korunması, tanıtılması ve sanat etkinliklerinin desteklenmesi konusunda çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti.
Derneğin isim değişikliğinin ardından yürüttüğü çalışmalar ve üye yapısı hakkında yönelttiğimiz soruya ise Asude Bayram şu yanıtı verdi; “Biz hem kültür hem de sanat alanında çalışıyoruz ancak daha çok sanat alanındaki faaliyetlerimizin öne çıktığını düşünüyorum. Sergilerin düzenlenmesi ve sergilere sponsorluk desteği sağlanması başlıca çalışmalarımız arasında yer alıyor. Daha önce Rusya'nın Petersburg kentindeki bir üniversitenin güzel sanatlar bölümünden akademisyenler Çanakkale'ye gelmişti. Onlarla üniversite iş birliğinde bir çalıştay gerçekleştirmiştik. Geçtiğimiz yıl da Çanakkale'de kültür ve sanat alanında faaliyet gösteren derneklerle birlikte ‘Sanat ve Yaşam’ çalıştayı düzenledik. Bunun yanı sıra Kent Konseyi bünyesinde de aktif olarak çalıştık. Kültür ve Sanat Meclisi'nin faaliyet gösterdiği dönemde ben de meclis başkanlığı görevini yürütüyordum. Dolayısıyla derneğimiz bu süreçte oldukça aktif çalışmalar gerçekleştirdi. Şu anda ise Kültür ve Sanat Meclisi faaliyet göstermiyor. Kent Konseyi döneminde üzerinde çalıştığımız önemli projelerden biri de Sanat Sokağı projesiydi. Bu projenin hazırlanmasına ciddi katkı sunduk. Şimdi de projenin takibini yeniden yapmaya çalışıyoruz. Bunların dışında sanat gezileri düzenledik. Özellikle İstanbul'da önemli sergiler açıldığında üyelerimizle birlikte müze ve sergi gezileri gerçekleştirdik. Konser organizasyonları da yaptık.
Hatta Çanakkale'ye operayı ilk kez bizim getirmiş olabileceğimizi düşünüyorum. O dönem Süleyman Demirel Konferans Salonu'nda Carmen Operası sahnelenmişti. Genel olarak Çanakkale'de daha önce yapılmamış, kente yenilik katacak etkinlikler gerçekleştirmeye çalıştık. Ancak pandemi süreci bütün dünyada olduğu gibi bizim çalışmalarımızı da aksattı. Pandemi sonrasında üye sayımızın artmasında Sanat ve Tasarım Pazarı projemizin de önemli etkisi oldu. Özellikle kadınların evlerinde ürettikleri el emeği ürünleri değerlendirebilecekleri bir alan oluşturmak istedik. Çünkü pek çok kadın evinde üretim yapıyor ve bu üretimle ailesine ekonomik katkı sağlamayı hedefliyor. Ancak ürünlerini pazarlayabilecekleri uygun alanları bulmakta zorlanıyorlar. Herkes internet üzerinden satış yapabilecek imkana sahip değil. Belediyenin Kordon'da, Atatürk heykelinin önünde bulunan bir satış alanı var. Ancak bu alanı da bazı dernekler kullanıyor. ELDER, Türkiye Yardım Sevenler Derneği ve Türk Anneler Derneği gibi kuruluşlar burada faaliyet gösteriyor. Dolayısıyla el emeği ürünler üreten kadınların değerlendirebileceği farklı satış alanlarına ihtiyaç duyuluyor” diyen Bayram, sergilerden çalıştaylara, sanat gezilerinden konser ve opera organizasyonlarına kadar pek çok faaliyete öncülük ettiklerini belirtti. Bayram, özellikle Sanat ve Tasarım Pazarı projesiyle evlerinde üretim yapan kadınlara ürünlerini sergileyebilecekleri ve ekonomik kazanca dönüştürebilecekleri alanlar oluşturmayı hedeflediklerini vurguladı.
Dernek olarak belediyeye bu konuda herhangi bir başvuruda bulundunuz mu? Anladığım kadarıyla derneğinizde sanat alanında üretim yapan, emek harcayan ve çalışmalarını bu alanda sürdüren çok sayıda kadın üye bulunuyor. Bu üyelerinizin çalışmalarını sergileyebilecekleri ve ürünlerini değerlendirebilecekleri bir alan için belediyeden talepte bulundunuz mu? Size bu konuda herhangi bir yer tahsis edildi mi?
Çanakkale Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Asude Bayram, belediyenin derneğe bu konuda destek olduğunu belirterek, “Evet, belediye bu konuda bize yardımcı oldu ve Halk Bahçesi'ni etkinliklerimiz için bize tahsis etti. Şu anda dernek olarak Halk Bahçesi'nde düzenli şekilde ‘Sanat ve Tasarım Pazarı’ etkinlikleri gerçekleştiriyor ve çalışmalarımızı sergiliyoruz” dedi.
Ercan Yücel ise Asude Bayram'ın açıklamalarına ek olarak, “Hocamın söylediklerine birkaç şey eklemek istiyorum. Dünya Sanat Günü dolayısıyla belediyeyle ortak sergiler düzenliyoruz. Ayrıca aralık ayının sonunda, yeni yılın başlangıcında ‘Yeni Yıl, Yeni Düşler’ temalı bir sergimiz olacak. Bu tür etkinlikleri çok önemsiyoruz. Dernek olarak bunların Çanakkale'deki önemli sanat etkinlikleri arasında yer aldığını düşünüyoruz. Şu anda Seramik Sokağı olarak adlandırılan alan, başlangıçta Sanat Sokağı olarak bizim için düşünülmüştü. Ancak son duyumlarımıza göre bu alanın seramik sanatçılarına bırakılması, bizim için de başka bir yer tahsis edilmesi gündemde. Belediye ile görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Hem belediyenin hem de bizim bu konuda çözüm bulma irademiz var. Bir şekilde ortak bir noktada buluşacağımıza inanıyoruz. Asude Hocamız, Kent Konseyi Kültür ve Sanat Meclisi Başkanlığı görevini yürüttüğü dönemde Sanat Sokağı Çalışma Grubu'nu kurmuştu. Bu çalışma grubu oldukça destek gördü.
Ancak Sanat Sokağı projesinin hayata geçirilebilmesi ve faaliyetlerin sürdürülebilmesi için kalıcı bir mekâna ihtiyaç vardı. O dönemde farklı yerler gündeme geldi ancak bir türlü ortak bir mekan üzerinde uzlaşma sağlanamadı. Çeşitli nedenlerle süreç ilerleyemedi. Sanat Sokağı'nın ilk etkinliği, Halk Bahçesi'nin karşısında, Belediye İşhanı'nın önündeki yeşil alanda gerçekleştirildi. O dönem buranın kalıcı mekan olabileceği de konuşuluyordu. İlk etkinliğin bütün organizasyonunu Asude Hocamız yaptı. Daha sonra etkinlikler İskele'ye taşındı. Öncesinde Truva Oteli'nin bahçesinde de satış etkinlikleri düzenlenmişti. Ancak İskele'de rüzgarın fazla olması ve alanın dağınık bir yapıya sahip olması nedeniyle burası da uygun bulunmadı. Bunun üzerine alternatif olarak Halk Bahçesi'ni önerdik ve etkinliklerimizi burada sürdürmeye başladık. Sanat Sokağı adı altında ilk sekiz etkinlik gerçekleştirildi. Sonraki 10 etkinlik ise Sanat Sokağı projesinin devamı niteliğinde, Sanat ve Tasarım Pazarı adıyla düzenlendi. Bu projenin asıl sahibi, Kent Konseyi Kültür ve Sanat Meclisi bünyesinde kurulan Sanat Sokağı Çalışma Grubu'ydu.
Derneğimizin bu projede yer almasının önemli nedenleri vardı. Üyelerimiz, Kültür ve Sanat Meclisinin çalışma esaslarına ilişkin yönergenin hazırlanmasında rol üstlenmişti. Ayrıca meclis başkanlığı görevini de üyemiz Asude Bayram yürütüyordu. Meclis üyelerinden bazıları da derneğimizin üyeleriydi. Dolayısıyla Sanat Sokağı projesiyle derneğimiz arasındaki bağ hiçbir zaman kopmadı. Sanat Sokağı Çalışma Grubu raporunu hazırlayıp belediyeye sunduktan sonra görevini tamamladı. Bu aşamadan sonra projenin takipçisi olarak Çanakkale Kültür ve Sanat Derneği kaldı. Asude Bayram'ın öncülüğünde etkinlikler sürdürülmeye devam etti. Asude Bayram'ın dernek başkanlığı görevini üstlenmesiyle birlikte bu çalışmalar daha da güçlendi ve üye sayımız arttı. Dernek Başkan Yardımcısı olarak benim de özverili ve disiplinli çalışmalarım sonucunda Sanat Sokağı projesi, Sanat ve Tasarım Pazarı projesine dönüştü. Bugüne kadar 18 pazar etkinliği gerçekleştirildi. Son 10 etkinliğimiz Sanat ve Tasarım Pazarı adıyla düzenleniyor. Dernek olarak artık Sanat Sokağı ismini kullanmıyoruz. Ancak Sanat Sokağı projesinin hem sahiplenicisi hem de takipçisi olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Sanat Sokağı'nın yaşatılması ve çalışmaların devam etmesi için süreci takip etmeyi sürdürüyoruz” şeklinde ifade ederek, Sanat Sokağı'nın geçmişten bugüne uzanan sürecine değinen Ercan Yücel, etkinliklerin devamlılığını sağlamak için dernek olarak sorumluluk üstlendiklerini belirterek, Sanat Sokağı'nın kalıcı bir mekana kavuşması konusunda belediyeyle görüşmelerin sürdüğünü ve ortak bir çözüm bulunmasını beklediklerini değindi.
Sanat Sokağı projesinin hayata geçirilmesi konusunda belediyeyle daha önce görüşmeler yaptığınızı ve bu yönde size söz verildiğini ifade ettiniz. Ancak daha sonra projenin Seramik Sokağı olarak hayata geçirildiğini görüyoruz. Bu değişikliğin nedeni size açıklandı mı? Sanat Sokağı projesinin yeniden gündeme alınması ve hayata geçirilmesi konusunda belediye yetkilileriyle görüşmeleriniz devam ediyor mu?
Çanakkale'de hayata geçirilmesi planlanan Sanat Sokağı projesinin zaman içerisinde Seramik Sokağı'na dönüştürülmesi, dernek üyeleri arasında soru işaretlerine neden oldu. Projenin ilk aşamasında belediyeyle görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve hazırlık sürecine dahil olduklarını belirten dernek yönetimi, Sanat Sokağı için verilen sözlerin ve yapılan çalışmaların unutulmaması gerektiğine dikkat çekti. Eşref Bülent, Dernek Saymanı; Sanat Sokağı projesinin geçmişini ve süreç içerisinde yaşanan değişikliği anlatarak şu ifadeleri kullandı; “Hayata geçirilmiş, güzelleşmiş ve gelişmiş bir projenin ardından zaman zaman pek çok kişi ortaya çıkarak projenin kendisine ait olduğunu veya emeğinin bulunduğunu dile getirebiliyor. Ancak biz yaptığımız çalışmaları belgeler, fotoğraflar ve görsellerle destekliyoruz. Şimdi konunun can alıcı noktasına geliyoruz. Aslında belediyenin kendi arşivinde de bu konuyla ilgili belgeler bulunuyor. Eski adıyla İzzet Çetin Sokağı'nın Sanat Sokağı olarak düzenleneceği, bu alanın bize tahsis edileceği ya da etkinliklerimizi burada gerçekleştirebileceğimiz konuşulmuştu. Biz de bu doğrultuda projenin hazırlık sürecine dahil olmuştuk. Ancak araya bazı gelişmeler girdi, süreçte kopukluklar yaşandı. Böylece üzerinde çalışılan ve hayata geçirilmesi beklenen Sanat Sokağı projesi, bir anda Sanat Sokağı olmaktan çıkarak Seramik Sokağı projesine dönüştü” şeklinde ifade ederek Sanat Sokağı projesinin başlangıç sürecine ve yaşanan değişikliğe dikkat çeken Eşref Bülent, dernek olarak yaptıkları çalışmaların belgelerle kayıt altında olduğunu ve projenin geçmişinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Belediye Meclisinde de görüşülüp kabul edilmiş bir Sanat Sokağı projesi daha sonra Çanakkale Belediyesi tarafından Seramik Sokağı projesi hayata geçirildi. Bu durumun, özellikle dernek üyeleriniz açısından mağduriyet yarattığını düşünüyor musunuz? Sanat Sokağı projesinin neden hayata geçirilmediği konusunda belediye yetkilileriyle yeniden bir görüşme gerçekleştirdiniz mi? Süreçle ilgili yetkililerden nasıl bir açıklama aldınız?
Çanakkale Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Asude Bayram, Sanat Sokağı projesiyle ilgili belediye yetkilileriyle görüştüğünü belirterek şu açıklamalarda bulundu; “Dernek olarak belediye yetkilileriyle görüştük. Bize yapılan açıklamada, Çanakkale'nin Avrupa Seramik Rotası'na dâhil edilmesi nedeniyle kentte seramik sokağına daha acil ihtiyaç duyulduğu ve bu nedenle öncelikle Seramik Sokağı'nın hayata geçirildiği ifade edildi. Sanat Sokağı projesinin ise daha sonraki süreçte yeniden ele alınacağı ve ayrıca değerlendirileceği söylendi. Dernek üyelerimizden biri de bana Çanakkale Belediyesinin Instagram sayfasında İzzet Çetin Sokağı'nın Sanat Sokağı'na dönüştürüleceğine ve projeye geçileceğine ilişkin bir paylaşım yapıldığını bildirdi. Belediye tarafından da bize Sanat Sokağı projesinin hayata geçirileceği söylenmişti. Aslında seramik de sanatın bir dalı. Nasıl ki seramik çamurdan yapılıyorsa ahşaptan, boncuktan, camdan veya farklı malzemelerden de sanat eserleri üretiliyor. Derneğimizin bünyesinde seramik sanatçılarının yanı sıra cam ustaları, ahşap sanatçıları ve çiniciler de bulunuyor. Bizim düşündüğümüz Sanat Sokağı, boncuk işi yapan kadınların veya el örgüsü ürünler üretenlerin yer alacağı bir pazar değildi.
Bu ürünler zaten ayrı bir pazar alanında değerlendirilecekti. Sanat Sokağı'nda farklı sanat dallarında profesyonel olarak üretim yapan üyelerimizin yer almasını istiyorduk. Yıllardır bu projeyi bekleyen üyelerimiz var.Ressamlar, cam sanatçıları, çiniciler, ahşap üzerine heykel çalışmaları yapan sanatçılar ve deri sanatçıları bu konuda beklenti içerisindeydi. Seramik sanatçıları da derneğimizin üyeleri arasında bulunuyor. Dolayısıyla oranın yalnızca bir sanat dalına değil, farklı sanat disiplinlerine ev sahipliği yapan ortak bir alan olmasını istiyorduk. Çanakkale'ye gelen bir turist, kente özgü bir hediyelik eşya almak istediğinde doğrudan bu sokağa yönlendirilebilmeliydi. Burası, Çanakkale'nin sanatsal üretimini ve el emeğini tanıtan bir adres olabilirdi. Ancak yalnızca seramiğe yönelik bir alan oluşturulduğunda diğer sanat dalları dışarıda kalmış oluyor. Elbette Seramik Sokağı'nın da bir ihtiyaç olduğu söyleniyor. Bu konunun ayrıntılarını tam olarak bilmiyorum. Aynalı Çarşı ise bizim için ayrı bir sorun. Bugün çarşıda satılan ürünlerin büyük bir kısmı Çin'den geliyor ve fabrikasyon. Bu da üzerinde ayrıca durulması gereken bir konu. Ancak Aynalı Çarşı'nın yapısı ve sorunları biraz daha farklı ve karmaşık. Kent Konseyi döneminde buraya yönelik bazı çalışmalar yapmayı düşündük, birkaç girişimimiz de oldu ancak bu konunun çözümü pek kolay görünmüyor.
Bir konuyu daha eklemek istiyorum. Çanakkale Kültür ve Sanat Derneği olarak kentte kültür ve sanat adına gerçekleştirilecek tüm etkinliklerde gönüllü olarak görev almaya hazırız. Çünkü bu konuda hem altyapımız hem de deneyimli üyelerimiz var. Derneğimizde emekli akademisyenler, profesyonel sanatçılar, sanat alanında lisans ve yüksek lisans eğitimi almış, sanat okullarından mezun olmuş üyeler bulunuyor. Biz bütün bu bilgi ve deneyimleri bir araya getirerek Çanakkale'de yaşayan, sanat üreten ve kültüre önem veren insanlar olarak kent yaşamına katkı sunmak istiyoruz. Bir sivil toplum kuruluşu olarak kentteki kültür ve sanat çalışmalarında söz sahibi olmayı, fikir üretmeyi ve yön gösterici bir rol üstlenmeyi arzu ediyoruz. Bu düşüncelerimizi Belediye Başkanımıza da ilettik. Geçtiğimiz günlerde Kültür Müdürü ile yaptığımız görüşmede de aynı taleplerimizi dile getirdik. Ancak kamu kurumlarının zaman zaman kendi bünyelerindeki yapılarla çalışmayı tercih ettiğini görüyoruz. Üstelik üyelerimiz arasında ürettikleri eserlerle geçimini sağlayan sanatçılar var. Kimi dükkan kiralıyor, kirasını, vergisini ve elektrik giderlerini ödüyor. Tüm bu masrafları ürettikleri eserleri satarak karşılamaya çalışıyor. Resim yapan, duvar resimleri hazırlayan ve farklı sanat dallarında ürettiği ürünleri satarak hayatını sürdüren pek çok üyemiz var. Yani hayatını tamamen sanata adamış ve bu işten geçimini sağlayan insanlar derneğimizin bünyesinde bulunuyor. Bu noktada sanat alanında çalışan profesyonellerin de dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.
Onların deneyimlerinin ve görüşlerinin de kentteki kültür sanat politikalarına yansıtılması gerektiğine inanıyorum. Biz bütün bu taleplerimizi gönüllülük esasıyla dile getiriyoruz. Amacımız bir sivil toplum kuruluşu olarak kentteki kültür ve sanat çalışmalarında sözcülük yapmak, diğer derneklerle iş birliği içerisinde hareket etmek ve ortak projeler üretmek. Nitekim yalnızca Çanakkale'deki kuruluşlarla değil, uluslararası derneklerle de iş birlikleri gerçekleştiriyoruz. Daha önce de bu tür çalışmalarımız oldu, bugün de devam ediyor. Çanakkale halkının destekleyeceği, sanatın gelişimine katkı sunacak, eğitim veren, örnek oluşturan ve insanları teşvik eden bütün etkinliklerde yer almak istiyoruz. Kentte gerçekleştirilecek projelerin içerisinde bulunmayı, bilgi ve deneyimlerimizden yararlanılmasını ve bu çalışmalarda derneğimize de danışılmasını arzu ediyoruz. ” diyen Asude Bayram, Çanakkale’de kültür ve sanat alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının ve sanatçıların yerel yönetimlerle iş birliği içerisinde çalışması gerektiğini belirterek, dernek olarak kentin kültür sanat yaşamına katkı sunmaya, ortak projeler geliştirmeye ve sanatçıların üretimlerini destekleyecek çalışmalarda aktif rol almaya hazır olduklarını vurguladı.
Ayvacık’ın dünyaca ünlü halıcılık geleneğinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirttiniz. Geçmişte bu alanda yürütülen destek projelerinin sona ermesi ve üniversitedeki Halıcılık ve Desinatörlük Bölümü’nün kapanması da sektörü olumsuz etkiledi. Sizce Ayvacık halıcılığını yeniden canlandırmak ve gelecek nesillere aktarmak için neler yapılmalı? Geleneksel üretimin yanı sıra modern üretim modellerinin geliştirilmesi konusunda yeni girişimleriniz veya projeleriniz var mı?
Eşref Bülent, Dernek Saymanı; Ayvacık halıcılığının geçmişte desteklendiğini ancak zaman içerisinde üretimin ve sektöre yönelik ilginin azaldığını belirterek, geleneksel halıcılığın yeniden canlandırılması için farklı üretim modellerinin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti ve ekledi; “Ayvacık’ta köklü bir halıcılık geleneği bulunuyor. Eski dönem Ayvacık Belediye Başkanı Mehmet Ünal Şahin, görev yaptığı dönemde Ayvacık halısını üreten üreticilere bizzat destek veriyordu. Marmara Üniversitesi tarafından başlatılan DOBAG Projesi kapsamında da Ayvacık’ta üretilen halıların yaşatılması ve üreticilerin desteklenmesi amaçlanıyordu. Ancak bildiğim kadarıyla Marmara Üniversitesinin başlattığı DOBAG Projesi sona erdi ya da devam ettirilemedi. Dünyada genel olarak ekonomik koşulların kötüleşmesi ve insanların alım gücünün düşmesi de bu süreci etkiledi. Avrupa’da bu tür nitelikli ürünleri satın alan belirli bir kesim vardı. Ancak zaman içerisinde bu ürünleri alan kitlenin alım gücü azaldı. Belki de bu ürünlere ilgi gösteren kuşak zamanla ortadan kalktı. Sonuç olarak Türkiye’de el halıcılığı gerilemeye devam etti. Nitekim Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ayvacık Meslek Yüksekokulu bünyesinde bulunan Halıcılık ve Desinatörlük Bölümü de kapandı. Halıcılık sektöründeki gerilemenin önemli göstergelerinden biri de bu bölümün kapanmasıdır. Peki, bu noktada biz ne yapabiliriz? Benim özellikle üzerinde durduğum konu bu. Ayvacık’ta iki farklı alanda eğitim verilebilirdi. Birincisi, geleneksel ürünlerin üretimine yönelik eğitimler; ikincisi ise günümüz ihtiyaçlarına ve tüketici taleplerine uygun ürünlerin tasarlanıp üretilmesine yönelik çalışmalar olabilirdi.
Ben bu düşüncemi yaklaşık 20 yıl önce yaptığım konuşmalarda da dile getirmiştim. Bugün ülkemiz dışında, örneğin Afganistan’da da buna benzer ürünlerin üretildiğini görüyoruz. Hatta el işçiliğine dayalı ürünlerin taklitleri de yapılıyor. Bir diğer örnek ise Tufting halılarıdır. Bu tür ürünleri üretmek için mutlaka el işçiliğine bağlı kalmak zorunda değilsiniz. Makineyle de üretim yapılabilir. Bu, dünyanın pek çok yerinde karşılığı olan büyük bir sektör. Üstelik bu yöntemle kişiye özel, özgün tasarımlara sahip halılar üretmek de mümkün. Bu tür üretim modellerinin ülkemizde de yaygınlaşması gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda bazı girişimlerde de bulunduk ancak çalışmaların devamı gelmedi. Çünkü böyle bir üretim altyapısını kurmak ciddi maliyet gerektiriyor. Benim değerlendirmem, bunun oldukça pahalı bir yatırım olduğu yönünde” diyen Eşref Bülent, Ayvacık’ta yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan dünyaca ünlü Ayvacık halıcılığına dikkat çekerek, bu kültürel mirasın yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması için geleneksel üretimin yanı sıra modern üretim modellerinin de geliştirilmesi gerektiğini vurgu yaptı.
Asuda Hanım, şimdi artık yavaş yavaş sonuna geliyoruz röportajımızın. Dernek olarak ilerisi de yani daha ileride neler yapmak istiyorsunuz? Projeleriniz var mı? Biraz da bunlardan okuyucularımıza bahseder misiniz?
Çanakkale Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Asude Bayram, derneğin öncelikli hedefinin tanıtımını artırmak olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı; “Şu anda derneğimizin öncelikli projesi, daha geniş kitlelere tanıtılmasını sağlamak. Bu amaçla yurt dışındaki bazı derneklerle iletişime geçtik. Birlikte projeler gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu kapsamda bazı projelerimizi hazırladık. Bir kısmını Erasmus programı üzerinden, bir kısmını ise İçişleri Bakanlığı'nın proje destekleri aracılığıyla hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bunun yanı sıra Sanat ve Tasarım Pazarımızı daha güzel ve uygun bir mekana kavuşturmayı çok istiyoruz. Bu konuda yerel yönetimle ilişkilerimizi sürdürmeyi düşünüyoruz. Önümüzdeki süreçte atölye çalışmaları düzenlemeyi planlıyoruz. Özellikle üyelerimiz arasında tekstil alanında çalışmalar yapan arkadaşlarımız var. Eşref Hocamızın da biraz önce belirttiği gibi, bu alanda çalışan üyelerimizle farklı projeler gerçekleştirmek istiyoruz. Hatta geçtiğimiz günlerde Kültür Müdürlüğü ile yaptığımız görüşmede, bu projeyi Yazar ve Sanatçı Evi'nde birlikte hayata geçirmemiz yönünde bir öneri geldi. Biz de bu öneriyi değerlendirmeyi ve hayata geçirmeyi planlıyoruz. Ocak ayının başında ‘Yeni Yıl, Yeni Düşler’ adıyla bir sergimiz olacak. Ardından nisan ayında Dünya Sanat Günü dolayısıyla yeniden karma bir sergi düzenleyeceğiz.
Bu sergiler yalnızca resim çalışmalarından oluşmuyor. Sergi denildiğinde genellikle akla ilk olarak resim geliyor ancak biz tekstilden kırkyamaya, keçe çalışmalarından cama, çiniye ve seramiğe kadar pek çok sanat dalını bir araya getiriyoruz. Sanatın farklı alanlarını kapsayan çalışmalarımızla yolumuza devam etmeyi düşünüyoruz. Temel hedefimiz daha aktif olmak ve faaliyetlerimizi artırmak. Bunun için elimizden geleni yapıyoruz. Ancak günümüz koşullarında sanat, belirli ölçüde maddi yatırım gerektiren bir alan. Yatırımlar kısıtlanmaya başladığında ne yazık ki ilk etkilenen alanlardan biri sanatsal faaliyetler oluyor. Geçtiğimiz günlerde Devlet Tiyatrolarının tasarruf tedbirleri kapsamında yurt içi turnelerini iptal ettiğini duydum. Bu durum beni gerçekten üzdü. Biz de herhangi bir projeyle başka bir yere gitmek istediğimizde tasarruf tedbirleri nedeniyle gerekli izinleri almakta zorlanıyoruz. Bu noktada bizim de yapabileceğimiz pek fazla bir şey kalmıyor. Zaten dernek üyelerimizin ödediği aidatlarla çok fazla yol almak mümkün olmuyor” diyerek sözlerini tamamladı.
Sonuç olarak, 1989 yılından bu yana Çanakkale’nin kültür ve sanat yaşamına katkı sunmayı amaçlayan Çanakkale Kültür ve Sanat Derneği, geçmişten bugüne uzanan birikimini yeni projelerle geleceğe taşımayı hedefliyor. Sanatçıların üretimlerini sergileyebilecekleri kalıcı alanların oluşturulması, Sanat ve Tasarım Pazarı’nın geliştirilmesi, geleneksel el sanatlarının yaşatılması ve uluslararası iş birliklerinin artırılması derneğin öncelikli hedefleri arasında yer alıyor. Ancak dernek yönetimi, bu çalışmaların sürdürülebilir olması için yerel yönetimlerin ve ilgili kurumların desteğinin önemine dikkat çekiyor. Çanakkale’de sanatın yalnızca belirli mekanlarda değil, kentin yaşamının her alanında varlık göstermesini isteyen dernek üyeleri, sanatçıların ve üreticilerin emeklerinin karşılık bulduğu, kültürel değerlerin korunduğu ve yeni nesillerin sanatla buluştuğu bir kent için çalışmalarını sürdürmekte kararlılar.