Devrimci Emekliler Sendikası Çanakkale Şubesi tarafından emeklilerin içinde bulundukları ekonomik sıkıntılar ve gelecek kaygısı gibi konular yapılan yazılı bir açıklamayla kamuoyu ile paylaşıldı.
Sendika tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Türkiye, her geçen gün derinleşen, geniş kitleleri açlık sınırının altına itilen ve toplumsal yaşamı tahrip eden çok boyutlu bir ekonomik krizin kıskacına girmiştir. Siyasi iktidarın uzun yıllardır istikrarlı bir şekilde uyguladığı sermaye odaklı, rantçı ve neoliberal ekonomi politikalar, bugün işçi sınıfını, dar gelirlileri ve özellikle de ömürlerini bu ülkenin kalkınmasına üretimine adamış olan milyonlarca emekliyi tam bir sefalet düzenine mahkûm etmiştir.
Emeklilerin en temel amaçlarının insanca yaşam, adil yaşanabilir bir ücret sosyal haklar ve demokrasi mücadelesi olduğunun bir kez daha altını çiziyoruz.
Özellikle son yıllarda hayatın her alanındaki baskılar zulüm, talan ve yağmaya karşı,
Emekli haklarının ekonomik kayıpları, çalışanların Özel öğretmenlerin, işçilerin hak kayıpları yaşadıkları hukuksuzluk emeğin kavgasının gerçeğidir.
Yaşamsal anlamda sıkıştığımız bu süreç de örgütlü mücadeleden vaz geçmeyerek haklarımızın takipçisi olacağız!
Bugün karşı karşıya kaldığımız toplumsal ve ekonomik tablonun adı “Sermayeye Hizmet, Emekliye Sefalet” düzeni, üreteni, değer yaratanı ve ömrünü bu toprakların geleceğine adamış olanları yok sayan, buna karşılık bir avuç azınlığı daha da zenginleştiren bilinçli tercihlerin ürünüdür. Ülkenin tüm kaynakları, halkın vergileri ve yıllarca dökümümüz alın teri; yerli ve yabancı sermaye çevrelerine, yandaş holdinglere, muafiyetlerle, teşviklerle, milyarlık borçlarla peşkeş çekilmektedir. Sermayeye gelince sınır tanımayan fonlar, hazine garantileri ve imtiyazlar bulanlar; iş emekliye, işçiye, dar gelirliye geldiğinde bütçe disiplini ve kaynak yetersizliği gündeme getirilmektedir. Bu adil olmayan paylaşım mekanizmasının soncusunda, milyonlarca emeklinin payına ise açlık, yoksulluk, güvencesizlik ve sosyal hayattan tamamen koparılmak düşmektedir. Alın terimizin, gençliğimizin, dirsek çürüterek ve gece gündüz çalışarak bu ülkenin ekonomisine kattığımız değerlerin yıllarca eksiksiz ödediğimiz primlerin karşılığı olan emeklilik hakkı; bugün siyasi iktidar tarafından bir yük, bir maliyet unsuru ya da lütufmuş gibi sunulmaktadır.
Her zam döneminde sadaka niteliğindeki, gerçek enflasyonun çok gerisinde kalan yüzdelik artışlarla ve kök aylık hileleriyle toplumun en alt katmanına itilmeyi hak ettiğimiz insanca yaşam koşullarının bizlerden esirgenmesini kabul emiyoruz
Bugün Türkiye’de milyonlarca emekli, siyası iktidarın ve sermaye düzeninin el birliğiyle kurduğu üç kollu bir kıskacın içinde nefessiz bırakılmıştır. Bilinçli bir planla düşük aylık politikası, uyduruk intibak sistemleri, TÜİK’in sipariş usulü veri tezgâhlarıyla tek tek gasp edilmiştir.
Bundan yirmi-otuz yıl önceye kadar emekli aylığıyla başını sokacak bir ev bulabilen, çocuklarını kimseye muhtaç etmeden okutup evlendirebilen emekliler; bugün tek bir odanın kirasını dahi ödeyemez, mutfak masraflarının altında ezilir hale getirilmiştir İnsanca yaşam bir yana, insanı biyolojik olarak hayatta kalma sınırının altına komik rakamlarla mahkûm edilmiştir. Mahkûm eden bu komik aylıklar, tüm topluma bir yük olarak ilan edilmiştir. Kabul edilemez!
Yine biliyoruz ki çarşıyı pazarı ve mutfakları küle çeviren, yüksek fiyat gerçeğidir. Akşamdan sabaha değişen etiketler, market koridorlarında adeta cüzdanlarımızı yağmalamaktadır. Artık bu ülkede süt alabilmek sofraya iki kap sebze yemeği koyabilmek emekli için hem lüks hem de hayal haline gelmiştir. Emeklinin ve emekçinin enflasyonu, kasabın kapısını unutan mutfaklar, son kuruşuna kadar boşalan cüzdanlar ve kapımıza dayanan ödeyemediğimiz faturalarımızdır! Ağır sonucu ise geleceksizliktir.
Emeklilikte insanca kendine zaman ayırmak, huzurlu onurlu bir nefes almak varken emeklilik bir toplu tasfiye hareketine, yarın sabah hayatta kalıp kalmayacağı kaygısına indirgenmiştir. Genç kuşaklar, bizlerin düştüğü bu içler acısı sefalet tablosuna bakarak bu ülkede çalışmaktan, prim ödemekten ve gelecek kurmaktan umudunu tamamen kesmektedir.
Aktif çalışma ömrünü tamlamış milyonlarca insanımız; ilerlemiş yaşlarına, bükülmüş bellerine ve kronik sağlık sorunlarına rağmen sırf bir lokma ekmek bulabilmek için merdiven altı, güvencesiz, sigortasız ve onur kırıcı ücretlerle çalışmaya zorlanmaktadır. Bu sadece emeklinin değil; koskoca bir toplumun geleceğinin umudunun ve yarınlarının yok edilmesidir! Bu karanlığı, bu geleceksizlik dayatmasını reddediyoruz! Siyasi iktidarın kulaklarını tıkadığı, görmezden geldiği acil taleplerimizi bir kez daha ilan ediyoruz:
En düşük Emekli Maaşı Asgari Ücret Seviyesine yükseltilmelidir.
Hiçbir emekli aylığı, insanca yaşam sınırının asgari koşulu olan net asgari ücretin altında olmamalıdır.
Kök aylık hilelerine ve seyyanen zam oyunlarına derhal son verilmelidir.
İntibak Yasası Derhal Çıkarılmalıdır…
2000 yılı öncesi ve sonrası emekli olanlar arasındaki derin uçurum kapatılmalı, adaleti sağlayacak bir İntibak Yasası meclisten ivedilikle geçirilmelidir.
Aynı prim gün sayısı ve aynı koşullarla emekli olanların aylıkları eşitlenmelidir.
Sağlıkta katkı payları kaldırılmalıdır.
Emeklilerin ilerleyen yaşlarıyla birlikte en çok ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetleri tamamen ücretsiz olmalıdır. Hastane, ilaç, muayene ve ameliyat adı altında alınan her türlü katkı payı ve ek ücret uygulamasına son verilmelidir
Emekli maaşları yardım değildir!
Sadaka değildir! Lütuf hiç değildir!
Sendikal Haklar ve Toplu Sözleşme Masası tanınmalıdır.
Emeklilerin sendikal örgütlenmesi önündeki tüm yasal ve bürokratik engeller kaldırılmalıdır.”
(HABER MERKEZİ)