yandexmetrikacounter
Dijital dünyadan mezar başına: Teknolojiyi | Çanakkale Olay

Dijital dünyadan mezar başına: Teknolojiyi baba mesleğiyle buluşturdu

Çanakkale'de uzun yıllar Türk Telekom'da elektrik teknikeri olarak çalışan Adem Yılmaz, kurumsal kariyerini geride bırakarak baba mesleği olan mermerciliğe döndü. Bugün sadece mezar yapımı üzerine çalışan Yılmaz, CNC ve lazer teknolojisini geleneksel taş ustalığıyla buluştururken, her mezarın ardında bir hayat hikayesi olduğunu söylüyor. Onun anlattıkları ise sadece bir mesleği değil, hayatı, ölümü ve insanı anlamaya dair önemli izler taşıyor.

181

Her mesleğin bir hikayesi vardır. Kimi alın teriyle, kimi ustalıkla, kimi de nesilden nesile aktarılan bir mirasla yaşar. Çanakkale'de yaşayan Adem Yılmaz'ın hikayesi ise teknolojiyi gelenekle buluşturan farklı bir yolculuğu anlatıyor. Yıllarca Türk Telekom'da elektrik teknikeri olarak görev yapan Yılmaz, güvenli kurumsal hayatını geride bırakarak baba mesleği olan mermerciliğe döndü. Bugün ise modern CNC ve lazer teknolojisini geleneksel taş ustalığıyla bir araya getirerek mezar yapımına yeni bir bakış açısı kazandırıyor. Ancak onun anlattıkları yalnızca bir meslek hikayesi değil; hayatın, ölümün, hatıraların ve geride kalanların duygularının taşa nasıl işlendiğinin de samimi bir anlatımı niteliği taşıyor. Çanakkale'de faaliyet gösteren Erdem Mermer'in sahibi Adem Yılmaz ile mesleğini, yaşadığı unutulmaz anıları ve teknolojinin geleneksel zanaatı nasıl dönüştürdüğünü konuştuk.

124797_wuciwug_a120c0c4_dijital-dunyada.jpeg

Taşa işlenen sadece isimler değil, hayat hikayeleri de var

Çanakkale'de faaliyet gösteren Erdem Mermer'in sahibi Adem Yılmaz için mezar yapmak yalnızca taş kesmekten ibaret değil. Hazırladığı her mezar taşı, geride kalanların özlemini, sevgisini ve anılarını da üzerinde taşıyor. Bugün mezar yapımında lazer kazıma sistemleri, CNC makineleri ve dijital tasarım programları kullanan Yılmaz, aslında teknolojiyle büyüyen yeni nesil ustalardan biri. Ancak hikâyesinin başlangıcı bilgisayar ekranlarında değil, çocukluğunda babasının yanında tuttuğu keski ve çekiçte başlıyor.

124797_wuciwug_47a3258b_dijital-dunyada.jpeg

Telekom masasından mermer atölyesine uzanan yol

Elektrik teknikeri olarak yıllarca Türk Telekom'da görev yaptığını anlatan Adem Yılmaz, hayatının en önemli kararlarından birini 2019 yılında verdiğini söylüyor. "Babamın bir sözü hayatımı değiştirdi" şeklinde ifade eden Yılmaz; "Ben aslında elektrik teknikeriyim. Uzun yıllar Türk Telekom'da görev yaptım. Düzenli bir işim vardı, maaşım vardı, kurumsal hayatın bütün imkanlarını yaşıyordum. Fakat babam belediyeden emekli olduktan sonra sadece mezar yapımı üzerine çalışmaya başlamıştı. Bir gün bana gel, bu meslek kaybolmasın. Bu işi devam ettir. İlk başta kolay bir karar değildi. Çünkü yıllarca alıştığınız düzeni bırakıyorsunuz. Ama sonra düşündüm; insan bazen sadece para kazanacağı işi değil, iz bırakacağı işi de seçmeli. Ben de istifa ettim ve baba mesleğine döndüm. Bugün dönüp baktığımda verdiğim kararın ne kadar doğru olduğunu daha iyi görüyorum" dedi.

124797_wuciwug_032ae0db_dijital-dunyada.jpeg

"İnsanların hayal ettiği her detayı artık taşa işleyebiliyoruz"

Bir zamanlar tamamen el emeğiyle hazırlanan mezar taşları artık bilgisayar destekli sistemlerle hazırlanıyor. Adem Yılmaz'a göre teknoloji, ustalığın yerini almıyor; tam tersine ustaya daha fazla imkan sunuyor. Vatandaşların taleplerinin artık klasik uygulamaların çok ötesine geçtiğini söyleyen Adem Yılmaz, "Eskiden insanlar daha çok standart yazılar ve klasik mezar modelleri tercih ederdi. Bugün ise sosyal medya ve internet sayesinde çok farklı tasarımlar görüyorlar. Bize telefonlarından bir fotoğraf gösterip, 'Bunun aynısını yapabilir misiniz?' diye soruyorlar. Biz de bu taleplere cevap verebilmek için atölyemizi teknolojiyle buluşturduk. CNC makineleri ve lazer kazıma sistemleri kurduk. Artık granit üzerine yüksek çözünürlüklü fotoğraflar işleyebiliyor, farklı yazı karakterleri, özel desenler, çiçek motifleri ve kişiye özel tasarımlar hazırlayabiliyoruz. İnsanların hayal ettiği birçok detayı artık taşa aktarabiliyoruz. Ancak burada önemli olan şu; teknoloji ustalığın yerine geçmiyor. Sadece ustanın elini güçlendiriyor. Tasarımı yine biz hazırlıyor, son dokunuşları yine biz yapıyoruz. Teknoloji sayesinde hem hata payı azalıyor hem de ortaya daha estetik işler çıkıyor." dedi.

"Babamın yaptığı işi hiçbir makine birebir yapamaz"

Atölyede iki kuşağın aynı çatı altında çalıştığını belirten Adem Yılmaz, geleneksel el işçiliğinin hâlâ büyük değer taşıdığını ifade eden Yılmaz; "Bizim atölyemizde ilginç bir manzara vardır. Bir tarafta bilgisayar ekranında dijital tasarımlar hazırlanırken, diğer tarafta babam eline keskiyi ve çekici alıp yılların tecrübesiyle taşı işliyor. Babam gerçek anlamda bir harf ustasıdır. Taşa bakar, ölçüsünü alır ve hiçbir şablon kullanmadan yazısını işler. O tamamen el sanatıdır. Biz bilgisayar destekli üretim yapıyoruz ama babamın taşı dinleyerek, hissederek yaptığı işi hiçbir makine birebir yapamaz. Ben teknolojiyi kullanıyorum ama mesleğin temelinde hâlâ ustalık, sabır ve tecrübe var. Bu yüzden gelenek ile teknolojiyi aynı çatı altında yaşatmaya devam ediyoruz." ifadelerini kullandı.

124797_wuciwug_21dfe59b_dijital-dunyada.jpeg

"Çanakkale'de mezar yapmak ayrı bir ustalık istiyor"

Çanakkale'nin iklim şartlarının mezar yapımında kullanılan malzemeleri doğrudan etkilediğini söyleyen Yılmaz, dayanıklılığın öncelikleri olduğunu belirtererk, "Çanakkale sürekli rüzgar alan bir şehir. Mezarlıklarda insanlar yürürken ister istemez mezarlara temas ediyor, bazen destek alıyor. Bu nedenle yaptığınız mezar hem sağlam hem de uzun ömürlü olmak zorunda. Kullanılan taşın kalınlığından temel sistemine kadar her ayrıntıyı buna göre planlıyoruz. Tuğla tercih etmiyoruz çünkü zamanla nemden zarar görüyor. Betonarme temel kullanıyor, demirle güçlendiriyoruz. Mermer seçiminde ise Marmara mermeri, granit ve traverten en uzun ömürlü malzemeler arasında yer alıyor. Bizim için estetik kadar dayanıklılık da önemli. İnsanlar yıllar sonra geldiklerinde yaptığımız işin ilk günkü sağlamlığını korumasını istiyoruz." diye konuştu.

124797_wuciwug_8a09c007_dijital-dunyada.jpeg

"Mezar taşındaki bir fotoğraf bazen binlerce kelimeden daha fazlasını anlatıyor"

Vatandaşlardan gelen taleplerin çoğu zaman duygusal yönü ağır bastığını dile getiren Adem Yılmaz, her mezarın ayrı bir hikaye taşıdığını söyledi ve ekledi; "Kimi aile sadece isim ve tarih yazdırıyor, kimisi ise sevdiklerini en güzel halleriyle yaşatmak istiyor. Bir gün bir aile geldi ve 'Babamız son yıllarında hastaydı. Biz onu öyle değil, gençliğindeki gülen yüzüyle hatırlamak istiyoruz.' diyerek eski bir fotoğraf getirdi. Biz de o fotoğrafı granit üzerine işledik. Bir başka gün okuma yazması olmayan yaşlı bir teyzemiz geldi. 'Yazıları okuyamıyorum ama oğlumun mezarını fotoğrafından buluyorum.' dedi. İşte o an yaptığınız işin sadece mermer işlemek olmadığını anlıyorsunuz. Siz aslında insanların hatıralarına dokunuyorsunuz. O yüzden her işi büyük bir özenle yapmaya çalışıyoruz." dedi.

124797_wuciwug_d6b8eba4_dijital-dunyada.jpeg

"Yakınlarının mezarını yapmak insanı bambaşka duygulara götürüyor"

Mesleğin en ağır yönünün duygusal tarafı olduğunu ifade eden Yılmaz, zamanla hayatın değerini daha iyi anladığını söyleyerek, sözlerine şu cümlelerle devam etti. "Bu meslek bana hayatın ne kadar kısa olduğunu öğretti. Anneannemin mezarını yaptım, dedemin mezarını yaptım, yakın arkadaşlarımın mezarlarını yaptım. Kendi sevdiğiniz bir insanın mezarını hazırlarken hissettiklerinizi tarif etmek kolay değil. Her taşın başında ister istemez geçmişi düşünüyorsunuz. İnsan, sevdiklerinin kıymetini yaşarken bilmesi gerektiğini daha iyi anlıyor. Bu meslek bana sabrı, emeği ve hayatın gerçeklerini öğretti." ifadelerini kullandı.

124797_wuciwug_f6f6e045_dijital-dunyada.jpeg

"Bir babanın bebeğini toprağa vermesini unutmak mümkün değil"

Röportaj boyunca en çok etkilendiği anıyı paylaşan Adem Yılmaz, yıllar geçse de hafızasından silinmeyen görüntüyü anlattı. Adem Yılmaz, "Bu meslekte binlerce cenazeye şahit oldum. Fakat bazı anlar var ki insanın aklından hiç çıkmıyor. Bir babanın küçücük bebeğini kucağında mezarlığa getirdiği günü hala unutamıyorum. Ben de bir babayım. O an kendinizi onun yerine koyuyorsunuz. İşinizi yapmak zorundasınız ama yüreğiniz parçalanıyor. Böyle zamanlarda güçlü görünmeye çalışıyorsunuz ama insanın içi kolay kolay toparlanmıyor. Bu meslek insana sabretmeyi, metanetli olmayı ve hayatın her anının kıymetini bilmeyi öğretiyor." diye konuştu.

124797_wuciwug_796ad344_dijital-dunyada.jpeg

"Mezar taşı geçmişle gelecek arasında kurulan sessiz bir köprüdür"

Mesleğinin yalnızca taş işlemekten ibaret olmadığını, mezar taşlarının aynı zamanda kültürel hafızanın önemli bir parçasını oluşturduğunu belirten Adem Yılmaz, şöyle konuştu; "Biz Türk milleti olarak geçmişine sahip çıkan bir toplumuz. En küçük köylere gittiğinizde bile yüz yıllık mezar taşlarını görebiliyorsunuz. Çünkü biz atalarımızı unutmuyoruz. İnsan öldükten sonra geriye bir isim, birkaç güzel hatıra ve edilen dualar kalıyor. Biz de aslında o hatıranın taş üzerindeki izini hazırlıyoruz. Bu yüzden yaptığımız işe sadece ticaret gözüyle bakmıyorum. Her mezar taşı bir ailenin hikâyesini taşıyor. Teknoloji değişebilir, kullanılan malzemeler yenilenebilir ama insanların sevdiklerini yaşatma isteği hiçbir zaman değişmez. Bu mesleğin de bu yüzden hiçbir zaman sona ereceğine inanıyorum" dedi.

Haber: Zehra Demirdöven - Mutafa Can Kaplan

(HABER MERKEZİ)
Paylaş