Futbolun gölgesinde kalan birçok spor dalı, aslında büyük başarı hikâyelerine ev sahipliği yapıyor. Bu hikâyelerden biri de Çanakkale'de yaşayan Milli Paratriatlet Tahir Erdemir'e ait. Bir koluyla başladığı spor yolculuğunu dünya sıralamasında ilk 20 sporcu arasına taşıyan ve 2028 Los Angeles Paralimpik Oyunları'na katılmak için yoğun bir mücadele veren Erdemir, sadece sportif başarısıyla değil, azmi ve yaşam felsefesiyle de dikkat çekiyor. Yazarımız Doç. Dr. Olcay UÇAK, Çanakkale Olay adına Çanakkale'de yaşayan Milli Paratriatlet Tahir Erdemir ile özel bir röportaj gerçekleştirdi. Röportajda Erdemir; sporla değişen hayatını, olimpiyat hedefini, disiplinli çalışma sürecini ve engelli sporcuların Türkiye'deki gelişimini tüm yönleriyle anlattı.
Hazır Dünya Kupası bitmişken futboldan başka sporların, bütün sporların kaynağı atletizmin de olduğunu, ayrıca ülkemizde paratriatlon branşında kıyasıya bir rekabetin devam ettiğini belirtmekte yarar var. Çanakkale’de yaşayan Milli Paratriatlet Tahir Erdemir, 2028 Los Angeles Paralimpik Oyunları’na hazırlanan sporcularımızdan.
Bir kolunuzun olmadığını, atletizme üç adım atlama ve uzun atlama branşlarında başlayıp, 100m, 400m ve 1500m koştuğunuzu sonrasında duatlon ile potansiyelinizi aşma çabanıza devam ettiğinizi düşünün. Bunlar da yetmeyince uzun soluklu bir çaba gerektiren ve en zor branşlardan biri olan triatlonda, durmadan 750m yüzdüğünüzü, 20 km bisiklet kullandığınızı ve 5 km koştuğunuzu hayal edin. Bazı kişiler için bunları hayal etmek bile olanaksız gelirken, Tahir Erdemir, hiçbir sporcu geçmişi olmamasına rağmen, 18 yaşından sonra bu hayali gerçekleştirmekle kalmamış ülkemizi 2028 Los Angeles Paralimpik Oyunları’nda temsil etmek için kota mücadelesi veren üç sporcumuzdan biri olmayı başarmış. Halen 2028 Los Angeles Paralimpik Oyunlarına Para Atletizm Triatlon branşında Türkiye’yi temsil etmek ve yeni madalyalar kazanabilmek için sıkı antrenmanlar yapıyor.
Tahir şu anda paratriatlon Dünya sıralamasında ilk 19 sporcu içerisinde yer alıyor ve olimpiyatlara katılabilmek, ilk 12 sporcu arasına girmek için yoğun bir çalışma takviminde. Başarısında lise ve üniversite yıllarının sürekli ders periyotlarından bir çıkış olarak atletizmi görmesi çok önemli bir etken. O, derslerden sıkıldıkça ve hareket isteği duydukça yol bayır demeden koşuyor, koşuyor ve bu koşularda kendi kimliğine ulaşan yolu, aynı zamanda yaşam enerjisini ve anlamını bulduğunu fark ediyor. Kendi içindeki potansiyeli keşfettikten sonra ise atlamak, zıplamak, koşmak yetmeyince yüzmeye ve bisiklete geçiyor. Başlangıçta profesyonel bir antrenör ve destek ihtiyacı duymasa da şampiyonluklar gelip hedefler büyüyünce ve 2024 yılında Milli Takım sporcularından birisi olmaya hak kazanınca bu olanaklara da ulaşıyor.
Türkiye’deki engelli sporcuların 2024 Paralimpik Oyunları’ndaki başarıları hem Tahir için hem diğer sporcular için önemli bir dönüm noktası. Engelli sporcuların kazandıkları madalyalar gelecek yılların olimpiyatları için değerli bir motivasyon ve genç sporcular için de rol model kaynakları oluşturuyor. Böylece hedefler, rehabilitasyon için spor yapmak yerine performansa dayalı gelişmelere doğru büyütülüyor. Bu durum engelli çocukların aileleri açısından da önemli bir dönüm noktası ve çocuklarının gelecek planlarında farklı bakış açılarının geliştirilmesine fırsat sağlıyor. Bundan böyle spor, engelli bireyler için hem kişisel gelişme hem de ulusal ve uluslararası başarılar kazanmak anlamlarını içermeye başlıyor.
Kendi spor geçmişi kısa olmasına ve kişisel gayretine dayansa da Tahir, genç sporcular için desteğin her aşamada çok önemli olduğunu, okulda öğretmenlerden üniversite kadrolarına ve profesyonel eğitmenlere kadar her desteğin başarıyı hızlandıracağı ve artıracağı görüşünde; “Bilinçli aileler ve eğitmenler ile devam eden bir destek, motivasyonu artan sporcuyu doğal olarak başarıya yönlendirecektir.” diyor.
Olimpiyatlara haftada 13-14 antrenman ile hazırlanan Tahir, bu yoğun tempoyu nasıl sürdürebildiğini ise şöyle ifade ediyor:
“Gerçekten hırslıyım. Başkalarını beklemeden, bazen dinlemeden yoluma devam ediyorum. Sizi sizin kadar hiç kimse düşünmüyor, hayalini kurup mücadele ettiğiniz şeyi, en yakınınız, aileniz, sevdikleriniz, antrenörünüz her şeyi dahil edebilirsiniz. Başarılı olduğunuzda en çok siz mutlu oluyorsunuz, başarısız olduğunuzda da en çok siz üzülüyorsunuz, o yüzden kendi kendimi eğitim sürecim önemli ama Mert abi (Milli Sporcu ve Antrenör Mert Onaran) gibi yanıma aldığım her insan da beni rahatlatıyor. Kendisi 2000 yılından beri, yani Federasyon kurulmadan bu işin içinde olan, triatlon başarıları da olan Milli Sporcu. Bu kadar tecrübeye sahip çok az triatlon sporcusu var ülkemizde. Ayrıca kendisi engelli değil ama engelli sporcularla da çalışıyor yıllardır. Engelli bir sporcuyla olmayan sporcunun yüzmesinde teknik bakımından önemli farklar var. Koşu ve bisiklet için de böyle.” diyor.
Fotoğrafta, Antrenör Mert Onaran ve Tahir Erdemir
Milli Sporcu ve Antrenör Mert Onaran ise; Tahir ile uzaktan çalıştıklarını, kendisinin İzmir’den gönderdiği programı başarıyla yerine getirdiğini ve istikrarlı bir biçimde gelişmeye devam ettiğini belirtiyor. Milli Paralimpik takımı için Uğurcan Özer, Kübra Dere ile birlikte hazırladığı üç sporcudan birisi olan Tahir’in yeni başarılar kazanmaya devam edeceği görüşünü de paylaşıyor. Mert Onaran ayrıca geçtiğimiz günlerde Kuzey İrlanda-İskoçya arasındaki 36 kilometrelik mesafeyi 16 saatte yüzerek geçmeyi başaran 23 yaşındaki otizmli yüzücü Tuna Tunca’nın da antrenörü.
Fotoğrafta, Uğurcan Özer, Tahir Erdemir ve Kübra Dere, Antrenör Mert Onaran.
Tahir, spordaki başarısını hem bireysel hem de toplumsal bir başarı, bir değer olarak kabul ediyor ve önemsiyor;
“Yaptığımız iş sadece bizi etkilemiyor. Başarılı olduğumuzda duyguları beraber yaşıyoruz, nasıl milli takım için futbolda üzüldük, olay bu. Duyguları beraber yaşayabileceğimiz ortak değerlerimiz var. Bu sadece sporda değil, bilim için ve sanat için de geçerli. Okulda ilgilenip soran hocalar olduğunda mutlu oldum, yapmak zorunda değillerdi ama bunlar toplumda birlik ve beraberliği artırıyor. Her şey çok önemli ama böyle ufak detaylar da kısa sürede başarıyı getirebiliyor. Eğitim hayatı çok başarılı bir insandım, yapma, etmelerden buraya geldim. Olumsuz deneyimlere odaklanmadım, beş kişi olumsuz baksa bir kişi desteklese ona tutundum. Bu kendi sosyal hayatım için de geçerli. Şu anda gülüp geçebilirim olumsuzluklara. Şu anda olimpiyat için mücadele eden üç sporcudan biriyim.”
Tahir, Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (PDR) mezunu, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Programları ve Öğretimi Programında Yüksek Lisans eğitimine devam ediyor ve sporculuğunun yanı sıra bir ilkokulda rehber öğretmen olarak çalışıyor. Bu kadar yoğun çalışma temposu ve antrenmanlar sizi yaşam tarzı olarak zorladı mı, sorusuna verdiği karşılık ise spor başarısının arka planını da özetliyor:
“Zaman yaratmak tabiri çok önemli. Şu anda röportaja zaman yarattım, ikinci antrenmanımdan sonra. Bu çok önemli. Sonra arkadaşlarımla zaman geçirebilirim. Çok dinlenmem gerekiyorsa o zamanı da yaratıyorum. Dışarıda vakit geçireceksem 1-2 saat o da bellidir. Programlı yaşıyorum. Bazen spontan olabilir, antrenmanlarımı ayarlayabilirim. Kamp dönemleri dışında, yaptığım iş beni mutsuz ediyor mu, bir şeylerden uzak kalmak pahasına. Hayır mutsuz olmadım. Tersten bakarsak, spor hayatımda olmasa, sosyal hayatımı artırsam, denedim de tatsız oluyor. Bu noktada ben spora hizmet ediyorum ama spor da bana hizmet ediyor ve bana iyi geliyor. Kendim olamadığım, bana ait olmayan bir iş yapmak istemedim.”
Paralimpik Oyunlar; fiziksel, görme veya zihinsel engelli elit sporcuların katıldığı, Uluslararası Paralimpik Komitesi tarafından olimpiyatlardan bir hafta sonra düzenlenen, uluslararası çok sporlu büyük bir organizasyon. Para Atletizm, ilk defa 1960 yılında Roma, İtalya’da Paralimpik Oyunlar’da yer alan sekiz spordan bir tanesi. Günümüzde, Uluslararası Paralimpik Komite’nin yönetimindeki Dünya Para Atletizmi, spor adına Uluslararası Federasyon gibi faaliyet gösteriyor ve merkezi Bonn, Almanya’da bulunuyor. İlk Para Atletizm yarışması, 1952 yılında omurilik yaralanması bulunan birçok sporcunun, İkinci Dünya Savaşı gazilerine hizmet etmiş olan Stoke Mandeville Oyunlarının bir parçası olarak, cirit atma aktivitesinde yer aldıkları zaman yapılmış.
Türkiye’de Paralimpik Oyunları'na ilginin, sporcularımızın Paris 2024 Paralimpik Oyunları'nda 6 altın, 10 gümüş, 12 bronz, toplamda, 28 madalya alarak tarihi bir rekorla tamamlamasının etkili olduğunu söyleyebiliriz.
Atletizm, bütün sporlar için temel oluşturan, planlı antrenmanlar ve istikrarlı bir çaba gerektiren zorlu bir spor, paralimpik atletizm ise; fiziksel ve mental sınırları çok daha fazla zorlayan, emek gerektiren ve destek sağlanması beklenen, ülkemizde yeni yeni gelişmeye başlayan önemli bir alan. Engelli sporcular için yeni bir yaşam tarzı, yeni bir umut ve gelecek sunabilecek, potansiyeli artıracak bir uzmanlık. Ümit ediyoruz ki, futbol için sağlanan olanakların bir bölümü 2028 Los Angeles Olimpiyatlarında ve Paralimlik Oyunlar’da gelecek vadeden sporcularımıza ayrılabilir. Tahir Erdemir’e yeni hedeflerinde başarılar diliyoruz.
(HABER MERKEZİ)