Yazar Şükran Örsçüler, koruyu aile olma süreci ile ilgili kaleme aldığı ve “Duy sesimi, tut elimi” ismini verdiği kitabını anlattı. Gazetemiz Çanakkale OLAY’ın sorularını yanıtlayan Örsçüler, Çanakkale’de nelerin yapılabileceği konusunda fikirlerini paylaştı.
OLAY: Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Şükran Örsçüler kimdir ve koruyucu ailelik süreci nasıl başlamıştır?
Şükran Örsçüler: Ben emekli edebiyat öğretmeniyim ve aynı zamanda koruyucu aileyim. Koruyucu aileliğim 99 depreminden sonra 2000’li yıllarda başladı. Depremden sonra tesadüfen haberlerde Çanakkale’ye 200 çocuğun geldiğini öğrendim ve bu benim için bir farkındalık oluşturdu diyebilirim. Araştırmaya başladım. Zaman içerisinde bir kız çocuğuyla anlaştık, birbirimizi sevdik ve ona koruyucu aile oldum.
OLAY: Kızınız size geldiğinde kaç yaşındaydı?
Şükran Örsçüler: 5 yaşındaydı, şu an 22 yaşında. Üniversiteyi bitirdi. Birlikte 16. yılın sonuna geldik…
OLAY: Siz neler öğrendiniz kızınızla geçirdiğiniz bu zaman içerisinde?
Şükran Örsçüler: Sabrı öğrendim. Sevgiyi, bir çocuğun dünyasının çok zengin, çok renkli olduğunu öğrendim. Onlara yapılan bir iyiliğin hep bilindiğini gördüm. Bir de ben onun uğuruyla, şansıyla geldiğine inanıyorum. Evime bereket getirdi. Neşeli, mutlu ve hayatla mücadele etmesini bilen bir çocuk.
OLAY: Peki Çanakkale’de bu sürece başladığınızda kaç koruyucu aileden haberdardınız?
Şükran Örsçüler: Biz ilk başladığımızda 4 koruyucu aileydik. Fakat zaman içerisinde 46 koruyucu aileye kadar çıktık. Şimdi ise Aile ve sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ‘Gönül Elçileri’ adında bir proje üzerinde çalışıyoruz. Amacımız farkındalık yaratmak ve ‘Çocuk Evleri’nde bulunan çocuklara aile bulmak. Valimiz Azim Tuna, çalışmalarımızı ve konuşmalarımızı beğendiği için bir kitap yazmamı önerdi bana. Ben de kendi hayat hikayemden, koruyucu ailelik hikayemden yola çıkarak bir kitap yazdım. Bu kitap benim koruyucu ailelik sürecimi anlatıyor. Umarım amacımıza ulaşırız.
OLAY: Çanakkale’de korucuyu ailelik durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şükran Örsçüler: Başlarda 4 aile idik, şimdi 46 aileye ulaştık. Yani 46 çocuğa koruyucu aile bulundu. Hala arayışımız devam ediyor. Aynı zamanda bir dernek kurmak istiyoruz, bunun için tüzüğümüzü hazırladık. 23 Haziran’da Kolin Otel’de bir toplantımız olacak, bakanlıktan gelen kişilere faaliyetlerimizi anlatacağız. Neler olacağını elbette bilemiyoruz ama iyi şeyler olacak diye umuyoruz. Omzumuzdaki melekle elele ilerliyoruz şu anda…
OLAY: Peki koruyucu aile olmak nasıl bir süreçten geçiyor?
Şükran Örsçüler: Elbette çok detaylı prosedürleri var bu sürecin. Mesela kendi koruyucu ailelik sürecimden örnek verecek olursam çocuğa ayrı bir oda verebilme imkanınız, geliriniz, sağlık durumunuz ve ruhsal yapınız gibi çok şarttan geçiyorsunuz. 2000’li yıllarda daha zorlu bir süreçti bu aslında. Araştırmalar, uyum süreçleri çok detaylı ilerlemişti. Biz kızımla birbirimizi sevmekte alışmakta hiçbir sorun yaşamadık ama yasal prosedürler biraz zaman aldı.
OLAY: Çanakkale ve Türkiye genelinde koruyucu ailelik faaliyetlerini yeterli görüyor musunuz?
Şükran Örsçüler: Toplumda farkındalık yaratmak ve kurumla toplum arasında bağlantı kurmak için herkese çok görev düşüyor. Basın da bunların başında geliyor aslına bakarsanız. Şu an Çanakkale’de Hüseyin Özcan Çocuk Evleri bulunuyor. 3+1 evlerde, odalarda ikişer kişi kalıyor çocuklar. Devamlı olarak bakıcı anneler var, nöbetleşe kalıyorlar çocuklarla birlikte. Çocuklar aile ortamında yetişiyor, komşularıyla ilişki kurabiliyorlar. Ama bence şöyle bir şey de yapılabilir; örneğin diş hekimisiniz, eğer vakit ayırmak ve onlar için bir şey yapmak isterseniz gidip o çocukların sağlık sorunları ile ilgilenebilirsiniz ya da matematik öğretmeni iseniz haftada 1-2 saat ayırarak onlara matematik öğretebilirsiniz. İnanın o çocukların maddi hiçbir şeye ihtiyacı yok. Çocukların insana, duyguya, arkadaşa ihtiyacı var…
OLAY: Son olarak, kitabınız çıktıktan sonra nasıl tepkiler aldınız?
Şükran Örsçüler: Suriyeli çocukları soranlar oldu. Ama benim cevabım da hep şu yönde; çocuğun Suriyelisi, oralısı buralısı olmaz. Çocuk, çocuktur. Çocukların sokaklarda değil, sevgi dolu ortamlarda yetişmesi gerekir. Bizler bunun için uğraşıyoruz… (Oya Koyuncu)