yandexmetrikacounter
İYİ Partili Uz’dan TBMM Komisyonunda Sert T | Çanakkale Olay

İYİ Partili Uz’dan TBMM Komisyonunda Sert Tepki: "Milletin Olmadığı Yasayı Kabul Etmiyoruz"

TBMM Adalet Komisyonunda 17 buçuk saat süren kanun teklifi görüşmelerinde söz alan İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, teklifi sert bir dille eleştirerek düzenlemenin milletin ve şehit ailelerinin vicdanını yaraladığını söyledi ve yasanın geri çekilmesi çağrısında bulundu.

160

Dün saat 15.30’da başlayan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifinin TBMM Adalet Komisyonundaki görüşmeleri 17 buçuk saat sürdü. İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, komisyonda yaptığı konuşmada şehit yakınları ve gazilerin yok sayıldığını belirterek, "İçinde Türk'ün, Kürt'ün, şehidin ve gazinin olmadığı bu teklifi derhal geri çekin" ifadelerini kullandı.

Uz şunları söyledi: “Ben bir hukukçu değilim, hukuki açıdan her iki hukukçumuz Sayın Uğur Poyraz Beyefendi ve Hakan Şeref Olgun Beyefendi hukuki düzenlemeler hakkındaki düşüncelerini burada çok güzel ifade ettiler ve bir hukuk garabetiyle karşı karşıya olduğumuzu aziz, necip milletimize anlattılar. Fakat buradan öncelikle Türk milletine bir şey söylemek istiyorum: Yeise kapılmasınlar çünkü sabahtan beri telefonlarımız susmuyor, mesajlarımız devamlı burada, geliyor ve konuşmacıların tamamının 367 imzayla burada bir bütünlük sağladıkları yönündeki ifadelerini hayretle karşıladıklarını ifade ediyorlar, ben de aynı hayretle karşılıyorum çünkü görmedikleri bir yasaya imza atıp onu cansiperane burada savunmalarını da akıllara ziyan bir durum olarak gördüğümü de ifade etmek isterim.

Tabii, hele hele, "Türk milliyetçiliği mefkûresi" adı altında yol yürüyüp bu bağlamda uzun zamandan beri özellikle seçim dönemlerinde şehit mezarlarına gidip terör örgütünü şikâyet eden, son damlalarına kadar bunun sonuçlarını PKK terör örgütü ve onun bebek katili teröristbaşından soracağını söyleyenlerin burada çok farklı ifadeler kullanmasına da şaşırmış olduğumuzu da ifade edelim. Baktığımızda, bunun bir ihanet yasası olduğunu biz net olarak görüyoruz, milletimiz de görüyor, bunun millete meydan okuma olduğunu da görüyor. Şehidi, gaziyi, bayrağı, toprağı yok sayma adına hazırlanmış bir teklif olduğunu da görüyor ve diyor ki: "Bu iktidar, bu AK PARTİ bizi gene yanıltmadı." Bizim açımızdan söylüyorum çünkü milletimizden oy isterken "Ya, bunlara oy verirseniz su sayaçlarını PKK'lılar okuyacak." dediniz ya. Ya, şimdi onları bırakıyorsunuz, hakikaten bir su sayacı okutacaksınız ama bize attığınız bu iftirayı şimdi yaşıyor olmanızın ibretlik durumunu da görmezden gelmemeniz gerektiğini söylüyorum. Özellikle kendi ilim Çanakkale'nin Lâpseki ilçesinde "İYİ Partililer belediyeyi alırsa akşamında Apo bayraklarıyla çıkıp meydanlarda kutlama yapacak." dediğinizi de hiç unutmuyorum ve bugün o Apo bayrağını sallayanların kim olduğunu da yüce Türk Milleti de bugün itibarıyla şu Komisyonda net olarak görmüştür, bunu da söylemekte beis duymuyorum. Ama hiç kimse merak etmesin artık, dediğimiz gibi İYİ Parti var ama 2002 yılını kimse unutmasın. 2002 yılında tek başına iktidara geldi AK PARTİ. Gelme sebeplerinin en büyüğü neydi? Bölücübaşının Türkiye'ye teslim edilmesi, bu tesliminden sonra bunun idamını onaylamayıp imza karşılığında meclise indirilmemesi üzerine -3 siyasi parti vardı o zaman, hatırlayın- DSP, Demokratik Sol Parti tarihten silindi, Anavatan vardı, Anavatan Partisi tarihten silindi; o zaman yüzde 18 gibi bir oy alan Milliyetçi Hareket Partisi de yüzde 8'de kalmak suretiyle baraj altı kaldı ve milletimiz bir uyarı ve büyük bir ikaz vermişti. O gün o bölücübaşının idamını engelleyenler bugün onun ve örgütünün affı için mücadele eden kişilerle aynı kişiler ve aynı mevzide olanlardır. Aynı süreçte, hatırlayın "Düz ovada siyaset yapsınlar." diyen Doğru Yol'un o zamanki Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın da akıbetini ve Doğru Yol'un da bugün gelinen noktayı kimse nazarıdikkatinden kaçırmasın.

Şimdi, bilinen Türk tarihinde bu topraklarda her daim ve her zaman Türkler yaşamışlar ama her döneminde de mücadele ettikleri kâh Yunanlar, kâh Ermeniler, kâh Haçlı Seferleri sayesinde burada bir mücadele vermişler. Onun dışında da cumhuriyetin kurulması döneminde de her türlü yasa dışı faaliyet gösteren ve millete ve devletine ve askerine silah çekenlere karşı da dimdik ve onurlu bir şekilde mücadele vermişlerdir; bu mücadele bu topraklarda hiç bitmemiştir. Bu topraklarda bu mücadele ne zaman yoktu? Hatırlayın, en güçlü olduğumuz dönemlerdeydi, o dönem her birinizin ve bizlerin de gıptayla bahsettiği Osmanlı İmparatorluğu döneminde padişahın huzuruna getirilen yabancılar kapıda saatlerce bekletildikten sonra içeri alınırlardı. İşte, devletin gücünü ve kudretini gösterme adına yapılan işti bu; güçlüydük çünkü, kudretliydik. O dönemlerden bugünlere geldiğimizde dakikalarca kapıda bekletilen bizler olduk, Putin'in ayağında bu ülkenin Cumhurbaşkanı dakikalarca bekletildi. Demek ki bu topraklarda iki önemli şık var, bir tanesi ya güçlü olacaksınız, terörü ve şehidi bitireceksiniz ya da teslim olacaksınız. İşte "Bugün gelinen nokta hangisidir?" diye hem sizlere hem de büyük Türk milletine sormak istiyorum.

Şimdi, burada bu toplantıya başlarken ısrarla bir talepte bulunduk, dedik ki: Burada bir şehit ailesi yok, burada bir gazi yok. Burada sabah yüzlerce öğretmen şehit öğretmen kardeşleri ve arkadaşları için eylem yaptı, birisi yok. Daha doğrusu, burada Türk milletinin asli unsuru olan millet yok. Milletin olmadığı bir noktada burada sanki bir film platosundaki gibi herkesin aynı cümleleri kurmuş olması ve çoğunluk olması doğru ve haklı bir pozisyona sizleri sokmaz. Çoğunluk her zaman doğru anlamına gelmez, hukuki ve adil olduğu anlamını da taşımaz. Şöyle ifade etmek isterim: Bakın, köyün birine bir imam-hatip atanıyor. Köyde yağmur yağmıyor, 7 defa yağmur duasına çıkıyor ama bir türlü yağmur yağmıyor. Yan köylere yağmur yağıyor, her tarafa yağmur yağıyor, oraya yağmur yağmıyor. Diyor ki imam efendi: "Ya, arkadaşlar, içinizde bu köyde olup da hanesinden buraya gelmeyen var mı?" "Yok, herkes burada, yalnız bir şehit anacığı var; kimsesi yok, bir şehit evinde bir şehit anası var." diyorlar. Diyor ki: "Muhtarı alıp gidelim, bir derdini soralım, bir şey var bu işte." O eve gidiyorlar, diyorlar ki: "Teyzem, senin bir derdin var mı?" "Ya, derdim var da ben çözüyorum." diyor. "Ya, nedir senin derdin?" diyorlar, "Ne olacak, çatım akıyor, yağmur yağdığında içeriyi su basıyor; ben de her namazda Allah'a dua ediyorum 'Ne olur yağmur yağdırma.' diye." Bir şehit anasının duası bütün köyden alayınızın duasından daha makbuldür arkadaşlar. Önce o şehit anasının evinin çatısını yapacaksınız, önce o şehit anasının kalbini ve gönlünü tamir edeceksiniz; sonra bu af meselesini, PKK'ya, bölücübaşına affı buraya getireceksiniz.

Şimdi, bu kürsülerden, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden "Şu Karayılan'ı bin parçaya bölmezsek gelin, yüzümüze tükürün." diyenlerin bugün onlara af peşinde koşmasını bu Türk milleti size mutlaka soracaktır; bunu da açıkça söyleyelim. Hele ayakkabı numaraları çok meşhur oldu ya, 86 kişi kalmış, ayakkabı numaralarına kadar bilinenler için toplu bir af düzenlemesinin getirilmesi de kabul edilir bir şey değil. Geçen gün de Ömer Çelik'in bir açıklaması var: "Sürece karşı olanlar çok dikkatli konuşmalı." diyor. Sürece karşı olan biziz, bizi tehdit ediyor: "Çok dikkatli konuşun." diyor. Ya, arkadaş, sen bebek katiline konuşmalarından, İmralı tutanaklarından dolayı gelip de bir cümle niye kurmuyorsun da bu milletin milletvekillerine, bir partisine "Dikkatli konuşun." diye ikazda ve tehditte bulunuyorsun. Peki, İmralı notlarından, tutanaklarından okuduğumuzda ne görüyoruz? Bölücübaşı diyor ki: "10 binlerce PKK'lı var. Bu sorunu çözmezseniz savaş kapıda, ölüm mü, savaş mı istiyorsunuz? Diyeceğim halk Gazze'den daha fena sonuçlar yaşar. Bu Türk milletini Gazze'ye çeviririz." Başka? "Komisyon buraya gelmezse yani benim ayağıma getirmezseniz bu komisyonu ona göre adım atar savaşsa savaş, beklenen cehennemi Türk milletine yaşatırız." diyor. Sen kalkıp PKK liderine, teröristbaşına, bebek katiline bunu diyemezken bize bunları söylemini de esefle kınıyoruz.

Ezcümle, bu necip büyük millet ne yaptığının farkında, ne yaptığınızın da farkında. Sizleri son kez uyarma ve ikaz etme görevini buradaki tüm arkadaşlarımızla kullanıyoruz. Gelin, bu içinde Türk'ün, Kürt'ün, yetimin, gazinin, şehidin, milletin olmadığı, sadece teröre ve teröriste de af getirilen bu yasayı geri çekin diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

(HADİYE AYŞE İRİM)
Paylaş