Trafikte seyir halindeki araç sayısının artması, beraberinde trafik kazalarının da daha sık yaşanmasına neden oluyor. Mevsim şartları, aşırı hız, takip mesafesine uyulmaması, cep telefonu kullanımı ve trafik kurallarına aykırı davranışlar kazaların başlıca nedenleri arasında gösterilirken, bir anlık dikkatsizlik hem maddi kayıplara hem de can güvenliğini tehdit eden sonuçlara yol açabiliyor.
Kazaların ardından araçlarda oluşan hasarlar çoğunlukla kaporta, boya ve mekanik onarım işlemlerini beraberinde getiriyor. Kasko ve sigorta kapsamında anlaşmalı iş yerlerine başvuran araç sahiplerinin araçları, eksper incelemesinin ardından hasar durumuna göre işleme alınıyor. Günün şartlarında ve resmi meslek sınıflandırmalarında otomotiv sektörü altında yer alan kaportacılık, araçların gövde ve yüzey işlemlerinde uzmanlık gerektiren önemli meslek dalları arasında bulunuyor. Çanakkale’de sanayi esnafı ise bir yandan artan araç yoğunluğuna yetişmeye çalışırken diğer yandan yükselen işletme, boya ve yedek parça maliyetleriyle mücadele ediyor. Yaklaşık 30 yıldır kaporta sektöründe çalışan Kamuran Güneş, vatandaşların sanayiye en çok kazalı araçlarının onarımı için başvurduğunu belirterek sektörde yaşanan değişimi anlattı.
Trafikte araç sayısının artmasıyla birlikte kaporta ve boya atölyelerinde yoğunluğun devam ettiğini belirten Kamuran Güneş, kazanın türüne göre araçlarda oluşan hasarın da değiştiğine dikkat çekti. Güneş, “Oto kaporta ve doğrultma uzmanı olarak araçlarda meydana gelen hasarların kazanın türüne göre farklılık gösterdiğini görüyoruz. Son dönemde artan boya, yedek parça ve işçilik maliyetleri, kaporta tamir bütçelerini de doğrudan yükseltiyor. Trafikte seyir halindeki araç sayısının artmasıyla birlikte sanayi sitelerindeki kaporta ve boya atölyelerinde yoğunluk da devam ediyor. Araçlarda meydana gelen fiziki hasarın, kazanın nasıl gerçekleştiğine bağlı olarak değiştiğini söyleyebiliriz. Trafikte en sık darbe alan ve işlem gören bölgelerin başında araçların ön kısımları geliyor. Özellikle frontal çarpışmalarda kaput, çamurluk, tampon ve panel aksamlarında ciddi hasarlar meydana gelebiliyor. Bu tür hasarların giderilmesinde kaporta doğrultma ve şasi düzeltme işlemleri büyük bir ustalık ve zaman gerektiriyor. Aracın hasar durumunun doğru tespit edilmesi ve işlemlerin titizlikle yapılması, hem aracın güvenliği hem de tamir sonrası görünümü açısından büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
Kamuran Güneş; "Dışarıdan bakan biri için kaportacılık, sadece doğrultma yapmak ya da hasarlı parçayı söküp yenisini takmaktan ibaret gibi görünebilir. Ama işin aslı hiç de öyle değil. Biz burada sadece sacı düzeltmiyoruz; bir aracın fabrikasyon dengesini, direncini ve güvenliğini yeniden inşa ediyoruz. Bugünün araçlarında milimetrik bir sapma bile çok şeyi değiştirir. Eğer bir doğrultma veya montaj işleminde milimetrenin hesabını yapmazsanız, o araç rüzgarı doğru almaz, aerodinamik yapısı bozulur. Düz yolda giderken araç bir tarafa çekmeye başlar, yüksek hızlarda rüzgar sesi alır, hatta sürüş güvenliği ciddi şekilde tehlikeye girer. En önemlisi de olası başka bir kazada, aracın darbe emme kapasitesi fabrikasyon standartlarında olmadığı için sürücüyü ve yolcuları koruyamaz. Bu yüzden kaportacılık bir zanaattır, hassasiyet gerektirir. Sadece parçayı değiştirip 'görünüşü kurtardık' demekle bu iş bitmez; aracın güvenliğini ve milimetrik ölçülerini korumak şarttır" dedi.
Güneş, kaporta onarımında kullanılan malzemelerdeki fiyat artışlarının da sektörün giderlerini önemli ölçüde artırdığını belirterek, “Kaportacılık zanaatı sadece hasarlı parçanın değiştirilmesinden ibaret değil. Aracın aerodinamik yapısını ve güvenlik dengesini koruyabilmek için yapılan işlemlerde hassas ve milimetrik ölçümler büyük önem taşıyor. Kaporta onarımında her aşamanın titizlikle ve doğru şekilde yapılması gerekiyor.
Son dönemde kaporta düzeltme, macunlama, zımpara ve fırın boya aşamalarında kullandığımız sarf malzemelerinde ciddi fiyat artışları yaşandı. Özellikle kaliteli oto boyaları ve astar malzemelerindeki maliyet artışı, atölye giderlerimizi önemli ölçüde yükseltiyor. Bu durum doğal olarak kaporta onarım maliyetlerine de yansıyor” diyerek kullanılan malzemelerin fiyatlarındaki yükselişin tamir giderlerine doğrudan etki ettiğine dikkat çekti.
Güneş; "Araç sahiplerinin kapımızı çaldığında bize en çok sorduğu, en çok kararsız kaldığı konu tam olarak bu: 'Usta, orijinal mi takalım yoksa yan sanayi mi?' Haklılar da... Çünkü bugün bir onarım sürecinde toplam maliyeti belirleyen en büyük kalem işçilikten ziyade parça fiyatları oluyor. Orijinal parça ile yan sanayi veya çıkma parça arasında bazen iki-üç katı bulan ciddi fiyat farkları var. Günümüz ekonomisinde sürücüler de doğal olarak bütçelerine bakıp bir tercih yapmak durumunda kalıyor. Ama burada kritik nokta şu: Her parçada yan sanayiye kaçılamaz. Biz müşterilerimize her zaman şunu anlatıyoruz; aracın yürüyen aksamında, fren sisteminde veya güvenlik birimlerinde orijinal ya da birebir kaliteli muadil parçadan şaşmamak gerekir. Yan sanayi parça ilk etapta bütçeyi koruyor gibi görünse de uyum sorunları, erken yıpranma veya aerodinamik hatalar nedeniyle orta vadede sürücüye iki katı masraf çıkarabiliyor. Çıkma parçada ise parçanın geçmişini bilmek, doğru usta kontrolünden geçirmek şart. Kısacası, sırf 'ucuz olsun' diye yanlış parçayı seçmek arabaya da cebe de zarar verir. Bütçeyi korurken aracın güvenliğinden ve fabrikasyon ayarlarından ödün vermemek için doğru parçayı doğru yere takmak zorundayız" şeklinde ifade ederek orjinal parçaya dikkat çekti.
Kamuran Güneş, parça seçiminin yalnızca fiyat üzerinden yapılmaması gerektiğini belirterek, “Boya ve yedek parça maliyetlerindeki yükseliş, toplam tamir giderlerini doğrudan etkiliyor. Özellikle parça seçimi, ortaya çıkacak nihai faturada belirleyici bir rol oynuyor. Piyasada orijinal parçalar ile yan sanayi üretimi kaporta aksamları arasında ciddi fiyat farkları bulunuyor. Orijinal parçalar sac kalitesi, araca birebir uyum ve uzun ömürlülük açısından önemli avantajlar sağlıyor. Ancak bütçesi kısıtlı olan araç sahipleri, maliyetleri düşürmek amacıyla yan sanayi veya çıkma parçalara yönelebiliyor. Burada araç sahibinin bütçesi kadar, kullanılacak parçanın kalitesi ve araca uyumu da büyük önem taşıyor. Yapılacak doğru parça seçimi, hem tamirin kalitesini hem de aracın uzun vadede sorunsuz kullanılmasını doğrudan etkiliyor” diyerek araç sahiplerinin tercih yaparken fiyatın yanı sıra kalite ve uyumluluğu da dikkate alması gerektiğini vurguladı.
Çanakkale’de sanayi esnafının karşı karşıya kaldığı sorunların başında yalnızca yedek parça ve boya maliyetleri gelmiyor. İşletmelerin kira, elektrik ve diğer sabit giderlerindeki artış da esnafın bütçesini zorluyor. Sanayi esnafının önemli sorunlarından birinin kira artışları olduğunu belirten Güneş, yükselen kira bedellerinin yanı sıra elektrik ve diğer işletme giderlerinin de iş yerlerinin maliyet yükünü artırdığını ifade etti.
Otomotiv sektörünün geleceği açısından kalifiye eleman yetiştirmenin önemine de dikkat çeken Güneş, çıraklık konusunda yaşanan değişimlerin sektöre yansımasını anlattı. Milli Eğitim’in devreye girmesiyle çırak konusunda bazı sorunların azaldığını belirten Güneş, gençlerin sektöre daha geç yaşlarda katılmasının işletmeler açısından çeşitli zorluklar oluşturduğunu söyledi. Gençlerin daha yüksek gelir sağlayabilecekleri farklı işlere yönelmesinin ilerleyen dönemde sanayide eleman bulmayı zorlaştırabileceğine dikkat çeken Güneş, mesleğin devamlılığı açısından gençlerin sanayi sektörüne kazandırılmasının önemine işaret etti.
Araç sahiplerinin masraflardan ve kazalardan korunmak için bozuk yollarda hızlarını düşürerek daha kontrollü ilerlemeleri büyük önem taşıyor şeklinde ifade eden Güneş; “Şehrin birçok noktasında çukurlar, yama yapılmış veya zamanla bozulmuş asfaltlarla karşılaşıyoruz. Bu durum artık yalnızca sürüş konforunu etkilemiyor, araçlarda ciddi hasarlara ve beraberinde yüksek tamir masraflarına da neden olabiliyor. Bir çukura sert şekilde girildiğinde amortisörlerden jantlara, lastiklerden ön takıma kadar birçok bölüm zarar görebiliyor. Sanayiye gittiğimizde karşılaştığımız onarım maliyetleri de araç sahiplerinin bütçesini oldukça zorluyor. Bunun yanında bozuk yollar trafik güvenliği açısından da dikkat edilmesi gereken bir konu. Özellikle aniden karşılaşılan bir çukurdan kaçmak için direksiyonun sert şekilde kırılması, sürücünün ve trafikteki diğer araçların güvenliği açısından risk oluşturabiliyor. Gece saatlerinde görüş mesafesinin azalmasıyla bu tür durumlara karşı daha dikkatli olmak gerekiyor. Yolların daha güvenli ve konforlu hale gelmesi hepimiz açısından önemli. Bu süreçte araç sahiplerinin de kendi güvenlikleri için özellikle çukurlu ve bozuk yollarda hızlarını düşürmeleri, ani manevralardan kaçınmaları ve daha kontrollü şekilde ilerlemeleri gerekiyor. Birkaç dakikalık dikkat, hem olası bir kazanın hem de yüksek onarım masraflarının önüne geçebilir.” diyerek sürücülerin bozuk yollarda daha dikkatli ve kontrollü hareket etmelerinin önemine dikkat çekti.
Güneş’in anlattıkları, sanayide yalnızca araçların değil, emeğin, ustalığın ve artan maliyetlerin de büyük bir mücadele verdiğini ortaya koydu. Kazaların ardından başlayan tamir sürecinde araç sahiplerini yüksek faturalar beklerken, sanayi esnafı ise yükselen giderler ve yetişmiş eleman sıkıntısıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Trafikte bir anlık dikkatsizliğin bedelinin yalnızca kaza anıyla sınırlı kalmadığını belirten Güneş, sürücüleri daha dikkatli olmaya çağırdı.
Haber-Fotoğraf: Bayram Behçet Kocacenk-Nilay Ay
(HABER MERKEZİ)