İçişleri Bakanlığı tarafından muhtarların kurumsal kapasitelerini artırmak amacıyla düzenlenen Muhtarlar Akademisi’nin Hatay buluşması, adeta devletin zirvesiyle yerel yönetimlerin en güçlü halkasını bir araya getiren bir vizyon toplantısına dönüştü. İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, yoğun katılımın gözlendiği programda Hataylı muhtarlarla kucaklaşarak İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını iletti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’de muhtarlık müessesesine yepyeni bir vizyon kazandırdığını ve bu kurumu yeniden devletin merkezine konumlandırdığını ifade eden Turan, asrın felaketinin yaşandığı Hatay'da hem hüzün hem de geleceğe dair güçlü bir umut rüzgarı estirdi.
Konuşmasında 6 Şubat Depremi’nin Hatay'da açtığı derin yaralara ve 8 muhtarın enkaz altında şehit düştüğü o karanlık günlere değinen Bakan Yardımcısı Bülent Turan, yürütülen devasa ihya ve inşa sürecinin büyüklüğünü çarpıcı bir örnekle gözler önüne serdi. Depremin yaralarının kardeşlikle aşıldığını belirten Turan, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Şehirlerimiz yıkıldı, evlerimiz yıkıldı, Habib-i Neccar Camimizi öyle görmek, hepimize ayrı bir acı verdi. Evler, binalar, hanlar, hamamlar, yıkılır, yapılır ama canlarımız gitti. 455 bin kapıyı dizin, kilidi dizin, bacayı dizin, klimasını koyun yan yana, ne demek olduğunu tekrar düşünün. Eğer o gün 'yapamayız, 20 sene sürer' deseydik, bugün Hatay'da toplantı yapmıyor, taziyeye geliyor olurduk. Ama bugün Hatay'a taziyeye değil, umuda geliyoruz" diyerek ulaşılan 455 bin konutluk inşa sürecinin, devletin krize verdiği en somut ve en güçlü yanıt olduğunu vurguladı.
Usulsüz yapılara, malzemeden çalan müteahhitlere ve rüşvete karşı yürütülen operasyonlara da değinen Turan, bu konuda asla taviz verilmeyeceğini ilan etti. Son dönemdeki operasyonlar üzerine kendilerine "abartmayın" diyenlerin olduğunu aktaran Turan, "Deprem de gösterdi ki; hatanın, yanlışın, parayla ilişkinin asla affolunmaması lazım. Kim yapmışsa, nasıl yapmışsa, sonuna kadar gitmek durumundayız. Belediye mi, devlet mi, vatandaş mı, müteahhit mi... Kim yanlış yapıyorsa, parayla imtihan oluyorsa mutlaka hesabını sormak zorundayız" sözleriyle kararlılık mesajı verdi.
Gelişen teknolojiyle birlikte "muhtarlık kurumu bitti" iddialarına da sert bir şekilde karşı çıkan Bülent Turan, muhtarların devletin ve toplumun kılcal damarları olduğunu hatırlattı. Muhtarların dijital sistemlerle ikame edilemeyeceğini söyleyen Turan, sözlerine şöyle devam etti; "Muhtarlık e-Devlet değildir. Teknoloji geliştikçe, işin ruhu azaldıkça, insana, dokunmaya, muhtara daha çok ihtiyaç var. Muhtar bizim için evrak basan adam değildir; mahallenin ağabeyidir, öğretmenidir, arabulucusudur" şeklinde konuşarak 19 Ekim Muhtarlar Günü'nden, maaşların asgari ücrete endekslenmesine ve Ankara'da açılan Muhtarlar Evi'ne kadar attıkları her adımla bu kuruma sahip çıktıklarını ifade etti.
Asayiş ve uyuşturucuyla mücadele rakamlarını da paylaşan Turan, "İstanbul'da bundan on sene önce olan hırsızlık sayısı şu an tüm Türkiye'de olmuyor" bilgisini verdi. Uyuşturucu baronlarına karşı yürütülen savaşta tavizsiz olduklarını belirten Turan, "Biz istatistiğimizi bir olarak biliriz. Bir kişi bile hata yapıyorsa, bir suçlu bile varsa, bir kullanan bile varsa hedefimiz odur" diyerek mücadelenin dozunun artacağını aktardı.
İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, konuşmasının en önemli ve stratejik bölümünü ise Türkiye'nin en büyük vizyon projelerinden biri olan "Terörsüz Türkiye" sürecine ayırdı. Hatay’ın farklı kültürlerin bir arada barış içinde yaşadığı yapısıyla bu sürecin en büyük örneği ve "kullanım kılavuzu" olduğunu söyleyen Turan, milli birlik ve beraberlik ruhunu şu cümlelerle özetledi; "Gemi su aldı mı Alevi'si Sünni'si yok, Türk'ü Kürt'ü yok, kadın erkeği yok; beraber batarız. Evlatlarımıza en büyük miras tapu vermek, ev, araba, altın, gümüş vermek değildir. Evlatlarımıza en büyük miras huzurlu bir Türkiye'dir, terörsüz bir Türkiye'dir. Ben 51 yaşındayım. Tüm ömrümde terör haberleriyle uyandık, uyuduk. Artık bunlar olmasın istiyoruz. Tabi korkularımız endişelerimiz tedbirlerimiz yok mu, var. Daha önce denendi sıkıntılar yaşandı. Sabote edilmeye çalışıldı ama şimdi dikkat ederek sabırla kararlılıkla cesaretle yürümek istiyoruz" diyerek Meclis'te şekillenecek yeni kanun çalışmasıyla bu meselenin kökten çözüleceğine olan inancını paylaştı.
Süreci sabote etmek isteyenlere ve sokaklarda "bayrak mitingi" adı altında siyasi ayrımcılık yapanlara da seslenen Turan, "40 yıl kaybettik bir 40 yıl daha mı kaybedelim? Hangimiz bayrağımızı birimizden daha az severiz? O yüzden bir ilimizin, bir partimizin, ‘ben daha çok bayrak seviyorum’ demesinin hiçbir anlamı yok" sözleriyle konuşmasını tamamlayarak Türk milletinin ferasetine ve gücüne her zaman güvendiklerini belirtti.
(ERHAN TAYLAN)