enerji@enerjiburomak - instegram: @enerjiburomak
Günümüzde internet bağlantısı; elektrik veya su kadar temel bir ihtiyaç haline geldi. Ancak çoğumuzun evinde veya ofisinde yaşadığı çok tanıdık, sinir bozucu bir durum var: Salonda canavar gibi çeken internet, arka odaya veya mutfağa geçtiğimizde aniden kaplumbağa hızına düşer ya da tamamen kopar. Peki, suçlu kim? Modem mi, internet sağlayıcımız mı, yoksa evimizin duvarları mı?
Aslında çözüm, genellikle telefonumuzun ekranında gizli.
Akıllı telefonunuzdan veya bilgisayarınızdan Wi-Fi ağına bağlanmak istediğinizde, genellikle evinizin adını taşıyan iki farklı ağ görürsünüz. Biri sadece isminizdir, diğeri ise isminizin yanında "5G" veya "5GHz" yazan bir seçenektir. Çoğu kullanıcı "5G daha yenidir, daha hızlıdır" mantığıyla doğrudan ona bağlanır network ayarlarına çok bakmadan ve arka odaya geçtiğinde internetin kopmasıyla baş başa kalır.
İşte tam bu noktada, yıllardır sahada karşılaştığımız bu sorunu çözecek o altın kural devreye giriyor. İşin sırrı, bu iki ağın (2.4 GHz ve 5 GHz) birbirinden tamamen farklı karakterlere sahip olmasında yatıyor.
Bu işin formülü çok basit: Hız istiyorsanız 5 GHz, kapsama alanı istiyorsanız 2.4 GHz!
Eğer modemin bulunduğu salonda televizyondan film izliyor veya bilgisayarda çalışıyorsanız 5 GHz ağına bağlanın. Ancak eviniz büyükse, modeme uzak bir odadaysanız ve sürekli bağlantı kopması yaşıyorsanız, telefonunuzun ayarlarından hemen 2.4 GHz olan ağa geçiş yapın. İnternetinizin bir anda çok daha stabil hale geldiğini göreceksiniz.
Peki ya evimiz çok büyük, duvarlarımız çok kalınsa ve 2.4 GHz bile arka odalara yetmiyorsa? Hiç merak etmeyin, bir sonraki yazımızda bütçenizi yormadan evdeki "kör noktaları" nasıl ortadan kaldıracağımızı konuşacağız.
Sağlıklı ve kesintisiz bağlantılar dilerim!