21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nde yapılan açıklamada, Türkiye’deki orman varlığına ilişkin dikkat çeken veriler ve eleştiriler kamuoyuyla paylaşıldı. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından yapılan açıklamada, mevcut tablonun kutlama değil, endişe gerektirdiği vurgulandı.
Açıklamada, Türkiye’de orman varlığının resmî kayıtlara göre yüzde 29,98 seviyesinde olduğu belirtilirken, FAO kriterlerine göre bu oranın gerçekte yüzde 18 civarında olduğuna dikkat çekildi. Bu farkın, orman tanımı ve niteliği konusundaki farklılıklardan kaynaklandığı ifade edildi.
Uzmanlara göre, yalnızca alan büyüklüğü değil, ormanların ekolojik bütünlüğü ve sağlığı da değerlendirmeye alınmalı. Türkiye’deki ormanların yaklaşık yarısının ise “kritik durumda” olduğu ifade ediliyor.
Dernek açıklamasında, Türkiye’deki ormanların başta madencilik ve enerji projeleri olmak üzere çeşitli yatırımların baskısı altında olduğu belirtildi. Özellikle:
orman alanlarının parçalanmasına, yok olmasına ve ekosistem bütünlüğünün bozulmasına neden oluyor.
Bu süreçte ormanların, doğal varlık olmaktan ziyade ekonomik bir kaynak ve “rant alanı” olarak değerlendirildiği eleştirisi de öne çıktı.
Son yıllarda etkisini artıran İklim değişikliği, ormanlar üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Özellikle aşırı sıcaklıkların tetiklediği büyük çaplı orman yangınlarının, Türkiye’nin orman varlığına ciddi zarar verdiği ifade edildi.
Uzmanlar, yangınların yalnızca ağaç kaybına değil, aynı zamanda toprak yapısının bozulmasına ve biyoçeşitliliğin yok olmasına da yol açtığını belirtiyor.
Açıklamada yer alan dikkat çekici bir diğer veri ise 2018 yılından bu yana yaklaşık 50 milyon metrekare orman alanının orman sınırları dışına çıkarıldığı oldu. Bu alanın büyüklüğünün Belgrad Ormanı ile kıyaslanabilecek düzeyde olduğu ifade edildi.
Bu kaybın, yalnızca fiziksel alan daralması değil, aynı zamanda karbon yutak kapasitesinde de ciddi düşüş anlamına geldiği vurgulandı.
Türkiye’nin ormanlarının karbon yutak kapasitesinin 2017 yılında 100 milyon ton seviyesindeyken, günümüzde 84 milyon tona gerilediği belirtildi. Bu düşüşün, yanlış çevre politikaları ve orman alanlarının tahribatıyla doğrudan ilişkili olduğu ifade edildi.
Bu durumun, Türkiye’nin uzun vadeli iklim hedeflerini de riske attığına dikkat çekildi.
Türkiye’nin 2053 yılı için belirlediği “net sıfır karbon” hedefinin, mevcut politikalarla gerçekleşmesinin mümkün olmadığı savunuldu. Ormanların korunmaması ve sermaye odaklı projelere açılmasının, bu hedefle çeliştiği ifade edildi.
Açıklamada, ormanların yalnızca ağaç topluluğu olmadığına özellikle vurgu yapıldı. Ormanların:
olduğu hatırlatıldı.
“Orman yoksa yaşam yok” ifadesiyle, doğa ve insan yaşamı arasındaki doğrudan bağ bir kez daha ortaya kondu.
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, çözüm için bir dizi öneriyi de kamuoyuyla paylaştı:
Açıklama, doğanın korunmasının ekonomik kazançların önünde tutulması gerektiği vurgusuyla sona erdi. Ormanların rant alanı değil, yaşamın temel güvencesi olduğu ifade edilerek, kamuoyuna duyarlılık çağrısı yapıldı.
(HABER MERKEZİ)