yandexmetrikacounter
Siyasetten Eğitime, Trafikten Ekonomiye: Ge | Çanakkale Olay

Siyasetten Eğitime, Trafikten Ekonomiye: Gençler Sordu, Abdurrahman Kuzu Yanıtladı

AK Parti Çanakkale İl Başkanı Abdurrahman Kuzu, ÇOMÜ Anafartalar Yerleşkesinde düzenlenen “Zarftaki Sorular” isimli programda öğrencilerin ulaşımdan istihdama, eğitimden siyasete kadar geniş bir yelpazedeki sorularını yanıtladı.

180

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Anafartalar Yerleşkesinde AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Kuzu’nun konuk olduğu ve moderatörlüğünü Metin Koç’un yaptığı “Zarftaki Sorular” adlı program gerçekleştirildi. Programın konsepti gereğince öğrenciler sorularını yazıp zarfa yerleştirdiler, Kuzu ise bu soruları yanıtladı.

119401_wuciwug_dcd950a5_siyasetten-egit.jpeg

Programın başlangıcı ÇOMÜ Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi öğrencilerinin müzik dinletisi ile yapıldı. Daha sonra zarftaki sorulara geçildi. Sorular ve cevapları şu şekildeydi:

Çanakkale’deki mesai başlangıç ve bitiş saatlerinde trafik tam bir çileye dönüştü. Belediye alt – üst geçit gibi modern çözümler yerine neden geçici çözümlerle trafiği yönetmeye çalışıyor?

Çanakkale Belediye Başkanı değilim ama daha önce belediye başkanlığı yaptım. Bu anlamda ben de sorun olduğunu düşünüyorum. Belediyelerin başarılı olup olmadığını ölçerken kriterler bellidir. Mesela altyapı olabilir. Bu anlamda sıkıntılar var. Ancak bunlar çözülemeyecek şeyler değil. Mesela Esenler’den üniversiteye toplu taşımayla gidiş süresi 70 dakika. Böyle küçük bir şehirde bu çok uzun bir süre. Bunun planlanması lazım. Bu konuda Muharrem Başkanın adım atacağına inanıyorum.

AK Parti’nin resmi sitesinde 1999 – 2009 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı’nda rehberlik ve psikolojik danışmanlık yaptığınız yazıyor. ÇEDES Projesi kapsamında okullara manevi danışman olarak din görevlilerinin atanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Manevi danışman olarak Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri yeterli olmadığı için mi hükümet bu politikayı benimsedi? Yoksa psikolojik danışmanlar ve rehberlik öğretmenleri manevi destek konusunda yetersiz kaldığı için mi bu politika uygulanmak isteniyor? İkisinin de yeterli olduğunu düşünüyorsanız bu politikanın amacı nedir?

MEB’in okullarda Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik hizmetlerini sunmak için görevlendirdiği psikolojik danışmanlar var. Manevi danışmanlık buna ilave konmuş bir şey. Bu danışmanlık hizmetleri de herkese mecburi sunulan hizmetler değil. Manevi danışmanlığı isteyen alır. Çoğu ülkedeki okullarda bu tip danışmanlar var. Türkiye’de bunun olması bence güzel bir hizmet. Yetersizlik söz konusu değil, ikisinin de alanı farklı.

119401_wuciwug_507c46d8_siyasetten-egit.jpeg

Çan’da kamuyu zarara uğrattığınız yönünde iddialar bulunmaktadır. Özellikle otel yapımı ve sonrasında satış süreciyle ilgili kamu zararına yol açıldığı ifade edilmektedir. Bu iddialar doğru mu? Doğru değilse kamuyu aydınlatacak somut bilgi ve belgeleri paylaşacak mısınız?

Çan’da belediye olarak bir otel yaptık. O bölgenin en iyi termal oteli ve böyle bir eser yoktu. Bu turizme dönüştü. Dışarıdan yüzlerce insanın geldiği bir tesis haline geldi. Sonra biz belediye olarak bunu işletmenin doğru olmadığını düşündük. Kamudan ziyaret olduğunda ücret talep etmediğimiz için otelin gelirleri ciddi anlamda düştü. Sonra burayı satma kararı aldık. Belediye için de bir gelir olması gerektiğini düşündük. Satışı da belediyeye ciddi bir gelir oluşturdu. O günkü şartlarda ihaleye 4 firma girdi. Biz de en yüksek fiyatı veren firmayı tercih ettik. Daha fazla ücrete satılabilir miydi konusunda da evet, her şey daha fazlaya satılabilir. Ancak kamuda bir şeyi alırken ve satarken usul bellidir. Çan’da da bu usule uygun bir süreç işledi.

119401_wuciwug_2e0cee21_siyasetten-egit.jpeg

Bir yıldan fazla süre önce AK Parti Milletvekili Ayhan Gider, dönemin il başkanı ve belediye meclis üyesi bakanla görüşüp merkeze 150 yataklı hastane müjdesi vermişti. Ancak henüz bir şey yapılmış değil. 2026 bütçesinde Çanakkale yatırımları içinde de gözükmüyor. Bu durum vaat olarak mı kaldı?

Milletvekilimiz Ayhan Gider, bir yıl önce bu şekilde bir açıklama yaptı. Çanakkale’de ikinci bir hastaneye ihtiyaç var. Yakın zamanda İl Sağlık Müdürü ve ekibiyle bir görüşme yaptık. Bence Ayhan Bey bir gün vermedi. ‘Böyle bir hastaneye ihtiyaç var’ dedi. Şu anda da yer ile ilgili çalışmalar devam ediyor. Çanakkale’ye 250 yataklı yeni bir hastane kazandıracağız. Çünkü bu bir ihtiyaç. Merkezde bulunan eski devlet hastanesinin yerine de İl Sağlık Müdürlüğü poliklinik sayısını arttıracak. 2027 yılında bu konuyla ilgili somut adım atılacağına inanıyorum.

ÇOMÜ’de son yapılan akademisyen alımında bir siyasi parti yöneticisinin puanları düşük olmasına rağmen birinci yapıldığını gördük. Sonrasında da enerjiyle alakalı bölüme okul öncesi öğretmeninin alındığını gördük. Bu alana ilişkin yorumunuz nedir?

Öncelikle siyasi partinin yöneticisi değil onun yakını söz konusu. Akademisyen alımının yapıldığı noktada bir komisyon var. Bu komisyonun verdiği karara göre alımlar yapılıyor. Örneğin 10 kişinin başvurduğu yerde 1 kişi alınacağı için bu tarz polemikler olacaktır. O konuda akademik bir haksızlık yok. Okul öncesi öğretmenliği mezununun alınması konusunda bir bilgim yok.

Belediye ‘genç odaklıyız’ diyor ama öğrencinin hayatına dokunan tek somut adım yok. Bu söylem ile gerçek arasındaki uçurumu nasıl açıklıyorsunuz?

Bu soruyu onun yerinde olsam şeklinde cevaplayabilirim. Gençlere odaklı daha çok proje yapmaya çalışırdım. Çanakkale buna müsait bir şehir. Nüfusumuzun dörtte biri öğrenciden ve gençten oluşuyor ve bu ciddi bir rakam. Belediye bence gençlere yönelik yeterince proje yapılamıyor. Ben olsam gençlerin sosyalleşebileceği ortamlar oluşturmaya çalışırdım.

KYK'lardaki çamaşır ve kurutma makinesinde öğrenciler olarak ciddi sıkıntı yaşıyoruz. Öğrenci sayısına göre miktar çok az. Bunun için yakın zamanda bir çözüm var mıdır?

Kerime Sultan Erkek Öğrenci Yurdu. Bunu Gençlik Spor İl Müdürümüze ileteyim ben mesela. Öyle bir sıkıntı varsa.

AK Parti belediyeciliği ile kıyaslandığında Çanakkale Belediyesi'nin sosyal yardımlar ve gençlere yönelik projelerdeki eksiklerini nasıl tanımlarsınız?

Sosyal yardım olarak durumu iyi olmayan ailelere, belediyelerin kaynakları var arkadaşlar. Kullanabileceği kaynaklar var. Çanakkale Belediyesi bunu ne olarak kullanıyor? Hakan Bey meclis üyemiz. Kent Lokantasında kullanmayı tercih ediyor. Ben olsam o tarz kullanmazdım. Yani direkt ihtiyacı olan ailelere ulaşır onlara destek sağlardım. Çünkü burada geleni seçemiyorsun. Ben gidip yemek yiyebilir miyim orada? Yiyebilirim. Aynı düşük ücretle. Yani ihtiyacı olanın ayağına gidilmesi gerektiğini düşünüyorum.

50 yıldır olan taşkın önleme amaçlı yapılmış bir barajın parasının bugün belediyeden kesilmesi ve ne kadar devam edeceğinin belli olmaması belediyeleri silkeleme amaçlı mıdır?

Atikhisar Barajı'ndan Çanakkale Belediyesi su temin ediyor şu anda. Türkiye'de su sağlama görevi şehirlerdeki belediyelere aittir. Devlete, DSI'ye, diğer bakanlıklara değil. Belediye bunun için insanlardan su parası alıyor. Öyle değil mi? Ve suyu da o sağlayacak.

Su kaynağı olmayan belediyeler DSI'nin barajlarına, devletin barajlarına diyor ki ben senden su almak istiyorum. Baraj yapılma aşamasındaysa içme suyu amaçlı yapılıyor ve alacağı su debisi kadar oraya katkı sunuyor. Çanakkale Belediyesi bunca yıldır oraya para ödememiş. Ve hep su parası almış.

Yani 20 yıldır, 30 yıldır su parası alıyor Çanakkale Belediyesi ve bedava su üretiyor. Ki tüm belediyeler suya bir maliyeti var. İşte Kepez'i biliyorum, su kuyusu. Biga'yı biliyorum, su kuyusu. Çan'ı biliyorum böyle. Bu da ciddi bir maliyet, enerji maliyeti. Yani 20-30 yıldır Çanakkale Belediyesi'ne aslında tabiri hoş değil de bir güzellik yapılmış bilmeden. Şimdi normale dönülmüş, her belediyede yapıldığı gibi sen su alıyorsan şu kadar da para vermen gerekiyor denmiş. Bu her belediyeye yapılan bir şey. Çanakkale Belediyesi'ne yapılan bir haksızlık değil. Yanlış bir uygulama değil. Her belediye bunu ödüyor. AK Partili de olsa, CHP'li de olsa DSİ'nin yaptığı bir barajdan su kullanıyorsa kullandığı debi kadar parasını ödüyor. Ödemek zorunda. Çanakkale Belediyesi de bundan sonra ödemeye başlıyor. Şu ana kadar ödememiş. Keşke su parası da almasaydı. Yani suyun üretimine para harcamamış ama hep su parası almış.

Çanakkale'de yollar, otobüs saatleri ve ulaşım düzeni yıllardır şikâyet konusu. Bu kadar şikâyete rağmen neden bir gelişme yok sizce?

Ben buna siyasi bir cevap vereyim. Çünkü rahat seçim kazandıkları belli. Yani öyle olmasa vatandaşın bu tepkilerini bir şekilde belediye başkanı ciddiye alır. Ki ben Muharrem Bey'in mesela bu tarzını beğeniyorum. Bir sorun varsa el atmaya çalışıyor. İnşallah ulaşımla ilgili sorunu da çözer. Çanakkale'de yaşayan bizler de böyle rahat etmiş oluruz.

Ama diğer belediyeler çabuk refleks gösteriyor. Çanakkale bu konuda biraz daha yavaş hareket ediyor. Bundan sonra inşallah daha hızlı hareket eder.

Çanakkale Belediyesi'nin İller Bankası'ndan alamadığı 300 milyonu sizin almanız halk açısından nasıl yorumlanır? Seçilmişe verilmeyen desteğin atanmışa verilmesini nasıl yorumlarsınız?

Ben mesela buradan bakılmasına da biraz üzülüyorum yani. Çanakkale Belediyesine 300 milyonluk bir kaynak geldi diye bakmak lazım diye düşünüyorum. Borcu olmadan yürütülebilen bir belediye Türkiye'de yok. AK Parti’de de olsa, CHP'de de olsa. Yani orada da ben de mesela JICA kredisi kullandık Japonlardan. Çok uygun bir kredi.

Türkiye'de artan üniversite mezunu sayısına rağmen iş gücü piyasasında karşılığı azalan diplomalar konusunda somut çözüm planı var mı? Bununla ilgili çalışmalar yapılacak mı?

Ben de üniversite okudum, yüksek lisans yaptım, doktora yaptım. Siz de üniversitede okuyorsunuz. Devletin iş sağlama zorunluluğu yok. Bu şahsi düşüncem. Eğitim öyle bir şey değil. Sen gider eğitim alırsın. Sonrasında eğitiminle ilgili bir iş yapabilirsin ya da farklı alanda çalışabilirsin.

Şöyle baktığımızı düşünüyorum. İşte üniversite okudu, o bölümü bitirdi; devlet ona hemen iş verecek. Üniversitenin ve eğitimin temel amacı bu değil arkadaşlar. Keşke bir üniversiteyi bitiren herkes iş sahibi olsa. Bu temennimiz ama teknik olarak da bu mümkün değil. Türkiye'de kaç bin tane üniversite öğrencisi var? 7 milyon mezun olan öğrenciyi siz mezun olduklarını bir işe yerleştiremeyebilirsiniz. En ideali yerleştirmek ama bunu yapabilen bir devlet de yok. Ki eğitimin temel amacı da bu değil. Onun için benim size böyle ağabey olarak, il başkanı olarak değil, naçizane tavsiyem, okuduğunuz bölümlerin yanında bir şeyler yapmaya çalışın arkadaşlar.

Ramazan etkinlikleri talimatıyla okullarda camiye götürme, dua fotoğrafı istemek gibi uygulamalar başladı. Bu talimatın amacı nedir? Laik bir eğitim sisteminde devlet okullarında bu kadar yoğun dini ritüel etkinliği yapmak anayasaya uygun mudur?

Laik bir eğitim sisteminde insanlar istediği ve düşündüğünü yaşayabilir. Zorla yapılan bir faaliyet değil. Bir veli ya da aile ben istemiyorum dediğinde bu hakkı da var. Onun için böyle polemik konusu değil bence. Bu isteğe bağlı bir şey. Zorla tutup bunu hiçbir eğitim kurumu ya da bir idareci bunu yapmıyor. Yapamaz zaten.

Bugün İran tarafından gönderilen füze hakkındaki düşünceniz nedir? Türkiye'nin bu durum karşısında tutumu ne olacaktır?

Bu konuda Cumhurbaşkanımız da bakanlıklar da açıklama yaptı. Yani böyle bir olay yaşandı. Çok şükür imha da edildi NATO üyesi tarafından. Türkiye böyle bir coğrafi konumda, inşallah buraya sıçramaz.

Bu konuda da ben devletimizin, cumhurbaşkanımızın çok kararlı ve akıllıca bir süreç izlediğini düşünüyorum. Yani Ukrayna-Rusya savaşında da öyle, Suriye konusunda da öyle. Suriye'de son gelinen noktada Türkiye'nin uyguladığı o dış politikanın başarılı olduğunu herkes gördü.

İki gün önce lisede yaşanan öğretmen cinayeti konusundaki düşünceleriniz nedir? Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu konu hakkında güvenlik açısından bir çabası var mı?

Hiç kimsenin yaşanmasını istemeyeceği bir olay, talihsiz bir olay. Yani Bu konuda da bakanlık da zaten açıklama yaptı. Gereğini de yaptı. Şu kuralı koyduk, şu tedbiri aldık, önleyebiliriz diyebileceğiniz bir durum değil. Keşke öyle olsa. Yani öğrenci, ruhsal durumu iyi olmayan bir öğrenci geliyor ve cinayeti işliyor. Hepimiz üzüldük buna. İnşallah tekrar olmasın. Temennimiz bu.

Haber-Fotoğraf: Eylül Koçak - Seçil Çinçin

(HADİYE AYŞE İRİM)
Paylaş