info@ozugurdanismanlik.com
Yaz aylarının tam ortasında olduğumuz bu günlerde, hepimizin dilinde benzer bir arayış var: "Biraz dinlenmek." Yoğun geçen kış aylarının, bitmeyen sorumlulukların ve zihinsel koşturmacaların ardından kendimizi deniz kenarına, gölge bir ağaç altına ya da sakin bir köşeye bırakmak istiyoruz. Ancak fiziksel olarak durmak, gerçekten dinlendiğimiz anlamına geliyor mu?
Çoğu zaman tatil ve dinlenme kavramlarını birbirine
karıştırıyoruz. Birçoğumuz için tatil; aylar öncesinden yapılan
yoğun planlar, gidilecek yerlerin listesi, bavul hazırlama telaşı
ve her anı sosyal medyada paylaşma gayretiyle geçen yeni bir
koşturmaca sürecine dönüşüyor. Gittiğimiz o güzel koylarda,
arkadaki rüzgarın sesini duymak yerine telefon ekranından dünyayı
izlemeye devam ediyoruz. Bedenimiz sahilde dinlenirken,
zihnimiz
arkada bıraktığımız işleri, geleceğe dair kaygıları ya da
"mükemmel bir an yakalama" baskısını üretmeye devam ediyor. O
anda yaşadığımız tüm güzellikleri, hissederek içimizde yaşamak
yerine, herkesle paylaşma sorumluluğu hissediyoruz üzerimizde.
İşte bu yüzden, günlerin sonunda eve döndüğümüzde kendimizi
fiziksel olarak hafiflemiş ama ruhsal olarak hâlâ çok yorgun
bulabiliyoruz.
Ruhsal dinlenme; hiçbir şey yapmadığımız anlarda kendimizi suçlu hissetmemeyi, zihnimizi sürekli bir şeyler üretmeye zorlamayı bırakmayı ve sadece "şimdi" ile kalabilmeyi gerektirir. Tatil bitip evinize, işimize döndüğümüzde, zaten sorumluluklarımıza kaldığı yerden devam edeceğiz. Bunu tatil yaptığımız anlarda da düşünmek ve planlamak, ekstra bir zihinsel yük yüklenmemize sebep oluyor.
Ruhun dinlenebilmesi için her şeyden önce zihne bir "sessizlik
izni" verilmesi gerekir. Günümüz dünyasında en büyük
eksikliğimiz, uyarıcılardan uzak kalamamak. Telefonumuza düşen
bir bildirim, arka planda çalan televizyon ya da sürekli takip
ettiğimiz gündem, zihnimizin arka planında çalışan sekmeleri açık
tutuyor. Tıpkı çok fazla sekme açık kaldığında yavaşlayan bir
bilgisayar gibi, bizim zihnimiz de bu aşırı bilgi yüklemesiyle
yoruluyor. Ruhsal dinlenme, bu sekmeleri tek tek kapatabilme
cesaretini göstermektir. Kendimize gün içinde sadece 15 dakika
bile olsa hiçbir şey yapmadan,
sadece nefesimizi hissederek oturma izni verebiliyor muyuz?
Yaşadığımız anın güzelliğine odaklanıp, sadece orada kalabiliyor
muyuz?
Tatile gittiğimiz yerde, sakin ve durağan bir an içinde yaşarken; sadece o rüzgarın tenimize dokunuşuna odaklanmak, denizin dalga sesini gerçekten dinlemek, zihinsel tuzaklardan sıyrılmanın en doğal yoludur. Doğayla kurduğumuz gerçek ve aracısız bir bağ, ruhumuzu sakinleştirir ve bize ruhumuzu ve bedenimizi aynı anda dinlendirme alanı açar.
Bu yaz kendinize bir iyilik yapın; planları, beklentileri ve "kusursuz tatil" baskısını bir kenara bırakın. Ruhunuzun da bedeninizle birlikte dinlenmesine, sadece durarak ve kendinize şefkat göstererek izin verin.
Ruh ve beden bütünlüğü içerisinde bir tatil geçirmeniz dileğiyle, haftaya görüşmek üzere…
Instagram/YouTube : Koyde.birsosyolog