Çanakkale’nin kültürel mirası içinde önemli bir yere sahip olan Aleksandreia Troas Antik Kenti, geçmişte Anadolu ile Akdeniz dünyası arasında güçlü bir bağlantı noktası olarak öne çıktı. Ezine ilçesine bağlı Dalyan Köyü yakınlarında bulunan antik kent, bugün sessiz kalıntılarıyla ziyaretçilerini karşılasa da geçmişte hareketli limanları, geniş caddeleri, ticaret alanları ve anıtsal yapılarıyla bölgenin en önemli şehirlerinden biri olarak yaşamını sürdürdü. Arkeolog Ziyneti Şahin, Aleksandreia Troas’ın yalnızca bulunduğu bölgenin değil, farklı medeniyetlerin kesiştiği büyük bir merkez olduğunu belirterek, kentin tarihsel önemine dikkat çekti. Şahin, “Bazı kentler bulundukları coğrafyanın değil, birbirine bağladıkları dünyaların merkezi olur. Aleksandreia Troas da yüzyıllar boyunca Anadolu’nun batıya açılan en önemli kapılarından biri olarak bu rolü üstlenmiştir” ifadelerini kullandı.
Antik çağda kentlerin kuruluşunda liman, tarım alanları, su kaynakları ve ulaşım yollarının büyük önem taşıdığını anlatan Ziyneti Şahin, Aleksandreia Troas’ın bu özelliklerin tamamına sahip olduğunu belirtti. Ege Denizi’ne açılan korunaklı limanları sayesinde deniz ticaretinde önemli bir merkez haline gelen kent, Troas Ovası’nın verimli toprakları sayesinde de güçlü bir ekonomik yapıya sahip oldu. Şahin, “Troya nasıl Çanakkale Boğazı’nı kontrol eden bir kale kentiyse, Assos Edremit Körfezi’nin ticaretini yöneten bir liman kentiydi. Aleksandreia Troas ise Anadolu’yu Ege adalarına, Yunanistan’a ve İtalya’ya bağlayan çok daha geniş bir ticaret ağının önemli duraklarından biri oldu” dedi.
Aleksandreia Troas’ın kuruluşunun Büyük İskender sonrası döneme dayandığını aktaran Şahin, kentin Antigonos Monophthalmos tarafından yaklaşık MÖ 310 yılında kurulduğunu belirtti. Çevredeki bazı yerleşimlerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan kente ilk olarak Antigoneia adı verildiğini ifade eden Şahin, MÖ 301 yılındaki İpsos Savaşı sonrası Lysimakhos tarafından kentin adının Aleksandreia olarak değiştirildiğini anlattı. Kent, zaman içerisinde bulunduğu Troas Bölgesi nedeniyle Aleksandreia Troas adıyla anılmaya başladı.
Yaklaşık iki bin yıl önce Aleksandreia Troas Limanı’nın büyük bir hareketliliğe sahne olduğunu belirten Ziyneti Şahin, kentin farklı kültürlerin buluştuğu bir merkez olduğunu söyledi. Şahin, “Limanlara gelen gemiler yalnızca ticari ürünleri değil, farklı insanları, alışkanlıkları ve düşünceleri de beraberinde getiriyordu. Latince, Yunanca ve Anadolu’nun farklı dilleri bu kentte aynı anda duyulabiliyordu” diye konuştu.
Kentte tahıl, zeytin, üzüm ürünleri ve taş işçiliğinin önemli ticaret alanları arasında yer aldığını belirten Şahin, bu ekonomik canlılığın Aleksandreia Troas’ı bölgenin en zengin şehirlerinden biri haline getirdiğini ifade etti.
Roma İmparatorluğu döneminde Aleksandreia Troas’ın büyük bir gelişim gösterdiğini aktaran Şahin, kentin geniş caddeleri, hamamları, tiyatrosu, odeonu ve su yapılarıyla dönemin şehircilik anlayışını yansıttığını söyledi. Kentte bulunan Herodes Atticus Hamamı’nın Anadolu’daki en büyük Roma hamamlarından biri olduğunu belirten Şahin, yapının yalnızca temizlik amacıyla değil, sosyal hayatın da önemli merkezlerinden biri olarak kullanıldığını kaydetti.
Aleksandreia Troas’ın dünya tarihi açısından önemli olaylara da ev sahipliği yaptığını belirten Ziyneti Şahin, Aziz Pavlus’un Avrupa yolculuğuna bu kentten başladığını anlattı. Şahin, “Aziz Pavlus, Aleksandreia Troas Limanı’ndan hareket ederek Avrupa kıtasına geçti. Bu yolculuk, Hristiyanlığın Avrupa’da yayılması açısından tarihi bir dönüm noktası olarak kabul edilir” dedi.
Kentle ilgili dikkat çeken tarihi bilgilerden birinin de İmparator Konstantin dönemine ait olduğunu aktaran Şahin, Aleksandreia Troas’ın Roma İmparatorluğu’nun yeni başkenti olarak değerlendirilen şehirlerden biri olduğunu söyledi. Coğrafi konumu, limanları ve altyapısıyla Konstantin’in dikkatini çeken kent, ancak sonrasında İstanbul’un tercih edilmesiyle başkent olma fırsatını kaybetti.
Binlerce yıllık geçmişe sahip Aleksandreia Troas’ın bugün hâlâ bölgenin en önemli kültürel miraslarından biri olduğunu vurgulayan Ziyneti Şahin, antik kentin korunmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekti. Dalyan kıyılarında sessizce duran bu antik kent, geçmişte Anadolu’dan dünyaya açılan büyük bir kapı olarak taşıdığı tarihi mirasla ziyaretçilerini bekliyor.
(ERHAN TAYLAN)