23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bir açıklama yayınlayan YKKED Çanakkale Şubesi, 1940 yılındaki Köy Enstitüsü genelgesine atıfta bulunarak; çocukların "yetişkin birey" olarak kabul edildiği günlere olan özlemi dile getirdi.
YKKED'nin mesajında şu ifadeler yer aldı:
“Neremiz ağrıyorsa, yüreğimiz orada atar” derler; gel de el kadar sekiz ölü çocuk orada yatarken Çocuk Bayramı’nı coşkuyla kutla! Kalbimizin bu denli öfkeyle attığı bir 23 Nisan daha yaşamamıştık. Liyakatten uzak, cennet sözünü ağzından düşürmeyenlerin cehenneme çevirdiği hayatımız artık güvensiz, umutsuz, yarınsız bir karabasan… Okul koridorlarında çocuk çığlığı yerine mermi sesleri…
Hüznümüz cayır cayır, alev alev iç yangınımıza karışınca, aklımıza hemen “Biz nerede hata yaptık da çocuk katiller yetiştirdik?” sorusu geliyor. Bunu düşünerek zaman yitirmeyelim. Yüzümüzü Cumhuriyet aydınlığına dönelim. 100 sene önce bugünümüzden daha ilerdeydik çünkü. Kimse duymak istemeyen biri kadar sağır, görmek istemeyen biri kadar kör değildir ya yine de hatırlatalım:
1 Temmuz 1940 tarih ve 435 sayılı “Köy Enstitülerdeki Eğitim-Öğretimin Düzenlenmesi” isimli genelgede şöyle yazmaktadır:
Köy Enstitüleri eğitim-öğretim programları oluşturulurken öğrenciler, “çocuk” olarak değil yetişkin bireyler olarak algılanır. Program, öğretmen adayının okumasına, düşünmesine, konuşmasına ve yazmasına, olaylara eleştirel bakabilmesine, üretken olmasına, el becerileri kazanmasına, güzel sanatlarla ilgilenmesine, başkalarıyla birlikte çalışabilmesine; devrimlerin özünü kavrayıp benimsemesine ve çevresine yaymasına; özgür ve katılımcı yurttaş olmasına; yaparak ve yaşayarak öğrenmesine yönelik hazırlanır.
Cumhuriyetin devrimci, aydınlanmacı kazanımlarını ülkeye yayan Köy Enstitülü çocuklar, bu öğretiyle laikliği, demokrasiyi öğrenmişlerdi; kendine yetmeyi ve yurtseverliği… Sonraki basiretsiz iktidarlar, toprak ağaları, ardından “kimi ölürken çoğu nutuk söyleyen” vatansevmez insanlar Köy Enstitülerini kapatıp yobazlarla doldurdular ülkeyi. Şair nasıl da sağlam bir dize bırakmış tarihe: “Kimi ölürken…” Her ölüm hayatın bir parçasını koparıp yanı sıra götürür ya, çocuk bayramında bunları düşünmek işkenceden beter. Etimiz koparılır gibi paslı bir kerpetenle…
Çocuk katiller birdenbire ortaya çıkmadı. 23 Nisan Çocuk Bayramı’nı kana bulayan o zavallı çocuklar, neredeyse 100 yıldır Cumhuriyet devrimleriyle hesaplaşması bitmeyen laiklik karşıtı çevrelerin yarattığı intikamcı bir sistemin eseridir. Bugün elimizde kanın sıcaklığı, yüreğimizde buz gibi bir üşüme varsa, korku duvarının dibine sinerek hiçbir şeyi değiştiremiyorsak ve artık çocuklarımız çocuklarımızı öldürmeye başlamışsa; sorumluluk alma zamanıdır. Biz kendi acılarımızın gölgesinde yatmaya devam ettikçe, fırtına var diyerek denizin öte yanına bakmaktan korktukça, sekiz yaşında, on yaşında öldüğünden göğü hep mavi kalan çocukların yüzüne bakamayacağımız gibi onların acısı da bizi rahat bırakmayacaktır.
İçimiz depremden çıkmışçasına yıkık dökükken; 23 Nisan’da kalbimiz dünyanın bütün çocukları için atmalı. Ve insan, gökyüzünün sahibi olan çocuklar gibi, coşkulu yıldızlar gibi korkusuzca yaşamalı!
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.”
(HABER MERKEZİ)