info@ozugurdanismanlik.com
Bu hafta "Hayat Boyu Öğrenme Haftası". Genellikle bu hafta dendiğinde akla ilk gelen okullar, halk eğitim merkezleri, yeni bir dil öğrenmek veya bir hobi kursuna yazılmak oluyor. Elbette bunlar çok kıymetli. Ancak bir sosyolog ve aile danışmanı olarak ben, öğrenmenin çok daha köklü, ruhsal ve "içsel" bir boyutu olduğuna inanıyorum: Kendini yeniden inşa etme becerisi.
Çoğumuz okul sıralarından mezun olduğumuzda öğrenmenin bittiğini sanıyoruz. Oysa hayat, biz fark etsek de etmesek de her gün bizi yeni bir sınavın önüne oturtuyor. Bazen bir aile tartışmasında, bazen bir kriz anında, bazen de zihnimizin bulanıklaştığı zamanlarda… İşte asıl öğrenme, tam o "tetiklenme" anlarında başlıyor.
Hayat boyu öğrenmenin en zor ama en şifalı aşaması, "doğru bildiğimiz yanlışları unutmaktır." Yıllarca taşıdığımız "Ben böyleyim, değişemem," "Bu yaştan sonra ne öğreneceğim?." “Bizden geçti artık” veya "Onlar asla değişmez," gibi katı düşünce kalıplarını bırakmak, aslında en büyük öğrenme eylemidir.
Benim her fırsatta anlattığım Odak Değiştirme
Yöntemi, aslında bir öğrenme disiplinidir. Odağımızı;
değiştiremeyeceğimiz insanlardan, geçmişin pişmanlıklarından ve
geleceğin kaygılarından çekip; "Şu an burada neyi farklı
yapabilirim?" sorusuna yöneltmek, zihnimize yeni bir yol
öğretmektir. Hayatımızın her aşamasında, yaşımız ve konumumuz ne
olursa olsun, hayat boyu öğrenmemizi destekleyen sihirli bir
sorudur “Şu
anda burada neyi farklı yapabilirim?” sorusu.
Beynimiz Hiç Emekli Olmaz
Nöro plastisite bilimi bize şunu söylüyor: Beynimiz, biz ona yeni bir şeyler öğrettiğimiz sürece genç kalır. Yeni bir bakış açısı geliştirmek, bir olay karşısında verdiğimiz o alışılmış otomatik tepkiyi değiştirmek, beyinde yeni sinirsel bağlar kurmak demektir. Yani aslında her "odak değiştirme" pratiği, zihnimiz için bir gençleşme aşısıdır. Yaptığımız her farklı pratik, beynimizi zinde tutar ve merak duygumuzu canlandırır.
Merak, En Büyük Şifadır
Hayat boyu öğrenen insanın en büyük silahı
meraktır. Başkalarının neden öyle davrandığını
yargılamak yerine merak etmek; yeni bir beceriyi merak etmek;
yeni bilgileri merak etmek; kendi duygularımızın kökenini merak
etmek... Sosyolojik olarak baktığımızda, merak eden toplumlar
gelişir; bireysel olarak baktığımızda ise merak eden ruhlar
iyileşir. Merak duygusu hem bizi besler, hem de dinamik tutar.
Bizi hayat boyu öğrenme sürecinden uzak tutacak tek engel,
zihnimizdir. Bunun dışında hiçbir engel yoktur.
Bu hafta; kendi iç dünyanızın, tepkilerinizin ve potansiyelinizin
öğrencisi olun.
Unutmayın, öğrenmenin yaşı yoktur ama öğrenmeyi bıraktığınız gün
yaşlanmaya başlarsınız.
Kendinize şunu sorun: “En son ne zaman bir şeyi merak ettim ve bu
merakıma göre harekete geçtim?”
Yeni bir bakış açısı, taze bir başlangıç ve bitmeyen bir keşif yolculuğu dilerim.
İnstagram: Koyde.birsosyolog