5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeni ile Çanakkale Belediyesi’nin desteklediği, Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi, Yeşil Yenice Dayanışması, İda Dayanışma Derneği ile Zirve Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü tarafından düzenlenen, “Ne maden ne kömür, Çanakkale ister uzun ömür” sloganı ile gerçekleştirilen etkinliğe katılım yoğun oldu. Etkinliğe CHP Çanakkale Milletvekilleri Avukat Muharrem Erkek ve Bülent Öz, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, CHP İl Başkanı Nejat Önder ile çevre ilçe ve köylerden gelen siyasiler ile çok sayıda yurttaş katıldı. Dünyaca ünlü kapya (kırmızı) biber ile marka haline gelen verimli toprakları ile bilinen Yenice, Kaz Dağları’nı tehdit eden çeşitli ‘yatırım’lara karşı mücadele platformu oldu.
Soma’da 15 bin ağacı katlettiler
Halk oyunları gösterisi ile başlayan etkinlikte Soma’dan gelen Şehit Madenci Aileleri’nden İsmail Çolak, konuşma yaptı. Çolak, “Ben size 301 kişinin katledildiği, işçi katliamlarının olduğu, acıların başkenti Soma’dan selamlar, saygılar getirdim. Bu katliamda 301 kişinin içerisinde benim oğlum da vardı. 26 yaşındaki Uğur Çolak’ın babasıyım ben. Sermayenin yer altında öldüremediklerini maalesef Kolin bunun devamını getirmek üzere! Bizim kendi köyümüzün ve 5 köyün orasında bu inşaat başladı. Şuana kadar iki projeleri bulunuyor. Kömür nakil barajları ve sulama barajları bizim köyün içinde bulunuyor. Bu alanda şuana kadar yaklaşık 15 bin çam ağacını katlettiler. Biz yasal süreci başlatmamıza rağmen kesimi bir türlü durduramadık. Zaman zaman bunu başardık, ama kısmen de olsun durduk. Yasal süreç devam ediyor. Bugünlerde bir ara karar bekliyoruz. Biz buradan tüm doğa dostlarına, Soma’da bizim de gerçekleştirmek istediğimiz, Kolin’e karşı, sermayeye karşı Soma’da düzenleyeceğimiz mitinge davet ediyoruz” dedi.
“10 yıl sonra çok geç olacak”
ÇOMÜ’den emekli Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Murat Türkeş, ise konuşmasında; “Yenice’nin güzellikleri, havası, toprağı, suyu bunların hepsi konuşuldu. Eğer Yenice Çan yöresine yapılacak olan termik santrallere şimdi karşı çıkmazsak, 10 yıl sonra çok geç olacak. Çan deneyimini hepimiz biliyoruz. Yine topografik ve coğrafik özellikleri nedeni ile geçmişte Çan yöresinde olduğu gibi kurulacak olan yeni Termik santraller özellikle kömüre dayalı termik santralleri, hava kirleticileri, bu termik santraller için yapılmakta olan bütün inşaat işleri atmosfere milyonlarca toz salacak. Bugünkü gözlemler ve genel modellere de baktığımızda, Biga Yarımadası’ndaki termik santralleri, var olanları ve gelecekte yapılacak olanların, sağlık etkilerinin, hava kirliliği, toz birikmesi, kül birikmesi gibi etkilerinin en yoğun olacağı yerler, topografik olarak Biga, Çan ve Yenice arasındaki yöreye karşılık geliyor. Dediğim gibi 10 yıl sonra karşı çıktığımızda çok geç olacak. Hala tarım yapılabiliyorsa, o tarımsal ürünleri bugünkü değerleri ile satılamayacak bir Çan, Yenice, Biga yöresi istemiyorsak, buna karşı çıkmak zorundayız” dedi.
“Kuranlara, kurduranlara beddua ediyoruz”
CHP’li İl Genel Meclis üyesi Hicri Nalbant ise konuşmasında, “Bu bölge bir yeryüzü cenneti. Bu cennetin en kuzeyinde termik santraller kuruluyor. Kapasitesi 18 bin 500 megawat. Türkiye’nin kurulu gücünün 4’te biri. Kaz Dağları’nda altın işletmeleri altın çıkarmaya çalışıyorlar. Bunların sayıları şimdilik 12, ama her geçen gün bu sayının artacağını düşünüyoruz. Böyle cennet bir ülkeye bu kadar termik santral kurdurtmak ne demek? Bu şu demek, burada yılda 47 milyon ton kömür yanacak demek. 20 milyon ton kül birikecek demek. Bu dağlara siyanürlü altın işletmeciliğini getirmek ne demek? Bütün orman ağaçlarının kesileceği demektir. Su kaynakları kirlenecek demektir. Havamız kirlenecek demektir. Tarımımız yok olacak. Bu bölgedeki insanların sağlığı bozulacak, hepimiz göçe zorlanacağız demektir. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Onun için herkes mücadeleye devam etmek zorunda. Bugünlerde mahkeme keşfi vardı. Keşif sırasında termik santral kurulacak bölgeyi gördükten sonra şunu söyledim, termik santral kurduranlara, kuranlara, destek olanlara, karar verenlere beddua ediyorum. Herkes ayaklandı. Evet beddua ediyoruz. Bu bölgeye kim termik santral kurarsa, kim altın işletmeciliği yaparsa beddua ediyoruz. Mücadelemiz sonuna kadar sürecek” dedi.
“Bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz”
Mitingde konuşan Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ise, “Bu mücadele yıllardır sürüyor. Ama bu bize geri adım attırmıyor. Çünkü biz mücadeleyi kendi çıkarlarımız için, kendi menfaatlerimiz için, kendi rantlarımız için yapmıyoruz. Biz mücadelemizi bize emanet edilmiş olan bu doğayı korumak için yapıyoruz. Gelecekteki çocuklarımız için yapıyoruz ve bu ülkenin doğal zenginlikleri bizim en büyük servetimizdir. Şuradaki dağlara bir bakın. Kim yaratabilir bunları? Bu dağların bu güzelliği, bu ormanların yok olması, Biga Yarımadası’ndaki güzellikleri kim yaratabilir? Kaz Dağlarını kim yaratabilir? Bunlar bizlerin en büyük servetidir. Burada iki tane mücadelemiz var çevre konusunda. Siyanürle altın arayan tekellere karşı mücadele ediyoruz. Onlara karşı direnmeye çalışıyoruz. Sularımızı, havamızı kirletmemeleri için mücadelemiz sürüyor. Şimdi yine burada termikçiler ile mücadele ediyoruz. Bu termikçiler hükümetin gücünü arkalarına almak sureti ile istediklerini yapabileceklerini zannediyorlar. Maalesef buna güvenlik güçleri de destek oluyor. Bir yere gidiyorsunuz, jandarma sizi oradan kovuyor, gazlıyor. Halbuki esas katliam orada. Koruması gerekenler, korumaya çalışanları engelliyorlar. Ama bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. 11 tane termik santral için müracaat var. Bunun 4 tanesi yapılmış durumda. Gelirken dikkat ettiyseniz, Çan’a girerken bir duman var. O dumanın hepsi sis değil. Onun içerisinde mutlaka termik santralden çıkan zehirli gazlar da var. Bu doğayı mahfeden, bu doğanın bitkisine, ağacına zarar veren bir oluşumdur. Dünya artık termik santrallerden vazgeçiyor. Avrupa ve Batı ülkelerinde termik santralleri kapatıyorlar. Katı, fosil kaynağıyla enerji üretimine son veriyorlar. İşte o teknolojileri bize verip, burada kullanmamız için bize gönderiyorlar. Oradakiler insan da, buradakiler insan değil mi?” ifadelerini kullandı.
(Haber Merkezi)