İstanbul Ticaret Borsası’nın (İSTİB) düzenlediği Altın Tohumlar toplantıları kapsamında bu ay odak noktası nane üretimi ve sektörde kalite standartları oldu. Toplantıda, Türkiye’nin nane sektöründe bilinçli üretim ve doğru çeşit seçimi ile daha güçlü bir konuma ulaşabileceği vurgulandı. Nane üreticileri, akademisyenler ve sektör temsilcilerinin bir araya geldiği etkinlikte, kaliteli ürünün önemine dikkat çekildi.
Toplantının açılışında konuşan İstanbul Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ahmet Bülent Kasap, Türkiye’de nane üretiminin son yıllarda önemli bir büyüme gösterdiğini belirtti. Kasap, “Ülkemizde yıllık nane üretimi 26 bin tonun üzerine çıktı. Son 10 yılda üretim hacminde yaklaşık %80’lik bir artış yaşandı. 2016 yılında 10 bin dekar civarında olan ekim alanlarının bugün 15 bin dekara ulaşması, pazarın genişlediğini ve üreticimizin bu büyümeye zamanında karşılık verdiğini gösteriyor” dedi.
Kasap ayrıca, nane ekili alanların son on yılda yaklaşık %50 büyüdüğünü belirterek, Türkiye’nin nane üretim kapasitesinin hem iç pazarda hem de ihracatta önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.
Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Emir Soltanbeigi, nanede sürdürülebilir katma değerin ancak üretimden işleme kadar bütüncül bir modelle sağlanabileceğini söyledi. Soltanbeigi, “Dünya genelinde en yaygın üretilen tür, melez yapıya sahip İngiliz nanesidir. Türkiye’de ise ağırlıklı olarak bahçe nanesi tüketilmektedir. Ancak kaliteyi belirleyen esas unsur, uçucu yağ ve mentol oranıdır. Kaliteyi artırmak için doğru genetik materyalden, hasat sonrası ileri teknoloji işleme süreçlerine kadar bütüncül bir model kurulmalı, pilot uygulamalar ve çiftçi eğitimleriyle desteklenmelidir. Ayrıca coğrafi işaret çalışmaları, bu değerin ekonomik ve kültürel olarak korunmasını sağlayacaktır” dedi.
Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nden Biyolog Yalçın Kaya, Türkiye’de nane denildiğinde genellikle bahçe nanesinin anlaşıldığını ifade ederek, “Gaziantep, bahçe nanesi üretiminde lider konumda ve toplam üretimin yaklaşık %80’i bu bölgeden karşılanıyor. Bahçe nanesi ağırlıklı olarak taze tüketim ve baharatlık kullanım için tercih ediliyor. Buna karşılık tıbbi nane yağı ve mentol ihtiyacımızın büyük kısmı ithalatla karşılanıyor. Yıllık yaklaşık 5 milyon dolarlık ithalat söz konusu. Özellikle mentol ithalatı 250 ton seviyelerinde. Oysa doğru çeşit seçimi ve üretim planlaması ile bu bitkiler ülkemizde yetiştirilebilir” dedi.
Gaziantep’in Nizip ilçesinde 220 dekar alanda nane üretimi yapan üretici Hüseyin Öztekin, kaliteli nane üretiminin ancak bilinçli üretimle mümkün olduğunu söyledi. Öztekin, “Kaliteli nane için fide seçiminden işçiliğe kadar birçok faktör var. Doğru fideyi seçen, doğru ilaçlama ve gübreleme yapan, yabani otları ayıklamak için işçilik maliyetine katlanan üreticinin ürünü elbette kaliteli oluyor. Ancak bu kaliteli ürün hak ettiği değeri görmez ve fiyatlandırılmazsa çiftçinin şevki kırılıyor. Nane alıcısı, kaliteli ve düşük yabancı ot oranına sahip bir nane ile kalitesiz ve yüksek yabancı ot içeren naneyi aynı kefeye koymamalı. O da nane, bu da nane dememeli. Bu iki nane arasındaki fiyat farkı ne kadar çok olursa, çiftçiler iyi ve kaliteli nane üretimi konusunda motive olur” dedi.
Baharat toptancısı İbrahim Arar, nane üretiminde kalite ve sürekliliğin ancak standartlara dayalı, planlı ve sözleşmeli bir üretim modeliyle sağlanabileceğini vurguladı. Arar, “Baharat sektöründe reçeteye uygunluk esastır. Paketleme yapan firmalar, belirlenen kalite kriterlerine ve teknik şartnamelere uygun üretilmiş naneyi tercih eder. Bakımı iyi yapılmış ve yapılmamış iki nane arasındaki fark gözle görülür. Kalite, doğru uygulamanın sonucudur. Türkiye hem iç pazar hem de ihracat taleplerini karşılayacak yüksek potansiyele sahiptir. Doğru üretim modeliyle üretici, sanayici ve ülke ekonomisi kazanır” dedi.
İSTİB Meclis Üyesi Emin Demirci, baharat sektöründe kalite standardının ancak üretim sürecinin başından itibaren alınacak tedbirlerle sağlanabileceğini ifade etti. Demirci, “Kekik ve nane gibi yapraklı baharatlarda kalite, hasat öncesi bakım ve doğru tarımsal uygulamalarla başlar. Çiftçi ürüne gereken özeni göstermediğinde standart dışı ürün ortaya çıkar ve bu durum doğrudan fiyatlara yansır. Bu nedenle sektörün sorunlarının çözümü için ilk adım çiftçi eğitimidir. Doğru üretim teknikleri, standartlaşma, teknoloji yatırımı ve bilinçli üretici ile nane yalnızca bir baharat değil, yüksek katma değerli ve sürdürülebilir bir ihracat ürünü haline gelebilir” dedi.
Uzmanlar, nane bitkisinin yüksek su talebi nedeniyle özellikle Çanakkale gibi sulama olanaklarının yeterli olduğu bölgelerde tarımsal üretim için uygun bir ürün olduğunu vurguluyor. Türkiye’de artan nane talebi ve kaliteli üretimin teşvik edilmesi, hem iç pazar hem de ihracat açısından Çanakkale için önemli bir potansiyel oluşturuyor.
Altın Tohumlar toplantısında ortaya çıkan ortak görüş, Türkiye’nin nane üretiminde hem kaliteyi hem de sürdürülebilirliği artırabilmesi için:
gibi adımların bir arada yürütülmesi gerektiği oldu.
Türkiye, özellikle bahçe nanesi üretiminde uluslararası pazarlarda rekabet avantajı elde edebilir. Tıbbi nane ve mentol üretiminde dışa bağımlılığı azaltmak, üreticiyi motive etmek ve ihracatı artırmak ise ancak bilinçli üretim ve doğru fiyatlandırma ile mümkün.
(HABER MERKEZİ)