Çanakkale’de Koza AŞ tarafından Serçeler ve Terziler köyleri arasında yapılmak istenen altın madeni projesine ilişkin verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali istemiyle açılan davada keşif gerçekleştirildi. Bölgede yapılan inceleme sırasında zaman zaman gerginlik yaşanırken, çevre savunucuları, hukukçular ve yerel yöneticiler süreci yakından takip etti.
Kazdağları havzasını yakından ilgilendiren dava, hem çevresel etkileri hem de son dönemde bölgede artan maden ruhsatları nedeniyle kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan, keşif sırasında üçüncü davacıların söz hakkı konusunda sıkıntı yaşadığını belirtti. Doğan, bazı davacıların keşif alanına alınmadığını, yalnızca gözlemci olarak bulunmalarına izin verildiğini ifade etti.
Keşif alanında şirket yetkilileri ile çeşitli tartışmalar yaşandığını aktaran Doğan, Çanakkale halkının da alandan uzak tutulmaya çalışıldığını savundu. Üç farklı dava dosyası bulunmasına rağmen yalnızca iki dava üzerinden keşif yapıldığı yönündeki iddialar dikkat çekti.
Çevre savunucuları, keşif sürecinin daha şeffaf ve kapsayıcı yürütülmesi gerektiğini dile getirirken, bölgenin ekolojik ve kültürel değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı.
Dava avukatlarından Ali Çalı ise sürece ilişkin daha temkinli bir değerlendirmede bulundu. Çalı, Çanakkale Barosu Çevre ve Kent Hukuk Komisyonu olarak 91 kişiyi temsilen davaya müdahil olduklarını açıkladı. Keşif başlangıcında bazı müdahaleler yaşandığını ancak hâkimle yapılan görüşmenin ardından büyük ölçüde söz haklarının verildiğini belirten Çalı, ayrı bir mahkemede görülen dava kapsamında bazı tarafların doğrudan beyanda bulunmasına izin verilmediğini ifade etti.
Bilirkişi heyetinin tutumuna ilişkin değerlendirmede de bulunan Çalı, keşif sırasında taraflı veya yönlendirilmiş bir yaklaşım gözlemlemediklerini söyledi. Nihai sonucun bilirkişi raporuyla netleşeceğini belirten Çalı, “Rapor lehimize gelirse sorun yok. Aksi durumda hukuki ve saha mücadelesine devam edeceğiz” dedi.
Ali Çalı, son dönemde bölgede artan maden ruhsatlarına da dikkat çekti. Yaklaşık 15 yeni ruhsat verildiğini ifade eden Çalı, daha önce iptal edilen Kirazlı’daki maden işletmesine ilişkin yeniden çalışmalar yapıldığını söyledi.
Özellikle Kirazlı bölgesinde geçmişte verilen çevre mücadelesinin örnek olduğunu hatırlatan Çalı, Çanakkale’nin birlikte hareket etmesi halinde benzer sonuçların yeniden alınabileceğini savundu.
Belediye Başkanvekili Ünal Bey’in de davaya müdahil olarak keşfe katıldığı, belediye meclis üyelerinin de bölgede hazır bulunduğu öğrenildi. Yerel yönetim temsilcileri, bölgenin doğal yapısının korunmasının öncelikli olduğunu ifade etti.
Altın madenciliği üzerine kitap ve makaleleri bulunan gazeteci İbrahim Gündüz de keşfe katılan isimler arasındaydı. Bölgeye ilk kez geldiğini belirten Gündüz, gördüğü manzara karşısında büyük üzüntü duyduğunu ifade etti.
Türkiye genelinde madencilik faaliyetlerinin doğa üzerinde ciddi tahribat yarattığını savunan Gündüz, dağların, meraların, yaylaların ve ormanların ekonomik meta olarak görülmesini eleştirdi. “İş ve istihdam” söylemiyle yürütülen projelerin doğa üzerinde geri dönülmez zararlar bıraktığını dile getiren Gündüz, yaşanan süreci “eko kırım” olarak nitelendirdi.
Gündüz, çevre mücadelesinin yalnızca yerel değil ulusal bir mesele olduğunu belirterek, Kazdağları ve çevresindeki direnişin Türkiye genelindeki ekoloji hareketleri açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi.
Keşif sonrası gözler hazırlanacak bilirkişi raporuna çevrildi. Mahkemenin kararında belirleyici olması beklenen rapor, projenin çevresel etkileri, su kaynaklarına olası zararları, tarım ve orman alanları üzerindeki etkileri gibi başlıklarda teknik değerlendirmeler içerecek.
Bölgede yaşayan yurttaşlar ise özellikle su kaynaklarının zarar görmesi ve tarımsal üretimin olumsuz etkilenmesi ihtimalinden endişe ediyor. Serçeler ve Terziler köylerinin çevresinde planlanan altın madeni projesinin, Kazdağları ekosistemi üzerindeki etkileri kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.
(YUSUF SONKURT)