Çanakkale'nin zengin tarihsel mirasını inceleyen Arkeolog Ziyneti Şahin, bugünkü Behramkale Köyü sınırları içinde yer alan kentin sadece görkemli surlar ve taş yapılardan ibaret olmadığını dile getirdi. Assos'un insanlığa bıraktığı düşünsel mirasa dikkat çeken Şahin, “Bazı kentler güçlü ordularıyla tarihe geçer, bazıları ise insanlığa bıraktıkları düşüncelerle… Assos, ikinci gruptadır” diyerek kentin tarihsel kimliğini özetledi.
Antik Çağ'da yerleşim yerleri seçilirken güvenlik, ticaret yolları, su kaynakları ve tarım olanaklarının birlikte değerlendirildiğini ifade eden Arkeolog Ziyneti Şahin, Assos'un da bunun en güzel örneklerinden biri olduğunu vurguladı. Troya'nın Çanakkale Boğazı'ndan aldığı stratejik güce benzer şekilde, Assos'un da Edremit Körfezi'ne hâkim konumuyla öne çıktığını belirten Şahin, deniz seviyesinden yaklaşık 235 metre yüksekteki volkanik tepe sayesinde olası tehlikelerin önceden fark edilebildiğini açıkladı.
Kentin eteklerindeki doğal limanın ekonomik yaşamın kalbi olduğunu söyleyen Şahin, Midilli Adası ile Anadolu kıyıları arasındaki deniz ticaretinde zeytinyağı, şarap, seramik ve andezit taş işçiliği ürünlerinin bu limandan Ege’ye ulaştırıldığını aktardı. Kentin arkasında yükselen Kaz Dağları'nın ise zengin su kaynakları ve verimli tarım alanlarıyla bu gelişimi desteklediğini sözlerine ekledi.
MÖ 7. yüzyılda Aiollerin bölgeye yerleşmesiyle planlı bir kimlik kazanan Assos'un dünya tarihindeki en önemli konuklarından birinin Aristoteles olduğunu hatırlatan Şahin, ünlü filozofun MÖ 347 yılında hocası Platon'un ölümünün ardından kentin aydın yöneticisi Hermias'ın davetiyle buraya geldiğini belirtti. Assos'un sakin ve özgür düşünce ortamının Aristoteles'in çalışmalarına zemin hazırladığını ifade eden Şahin, Kaz Dağları'nın bitki çeşitliliği ve Ege'nin zengin canlı yaşamı sayesinde ünlü filozofun biyoloji ve zooloji alanındaki çalışmalarının temelini burada attığını vurguladı. Şahin, Aristoteles'in hayatını paylaşacağı Pythias ile de bu kentte evlendiğini anımsattı.
Assos'un yüzyıllar süren sessizliğinin ardından 19. yüzyılın sonlarında yeniden keşfedildiğini belirten Arkeolog Ziyneti Şahin, 1881-1883 yılları arasında Amerikan Arkeoloji Enstitüsü (Archaeological Institute of America) tarafından yürütülen çalışmaların ilk sistemli kazılar olduğunu ifade etti. Kazılara Joseph Thacher Clarke, Francis H. Bacon ve daha sonra Babil kazılarıyla ünlenecek olan mimar Robert Koldewey'in öncülük ettiğini bildirdi.
O dönemde tapınak frizlerinin önemli bir bölümünün yurt dışına götürülerek bugün Boston Güzel Sanatlar Müzesi'nde sergilendiğini aktaran Şahin, bu durumun kültür varlıklarının ait oldukları coğrafyaya dönüşü konusundaki tartışmaları halen canlı tuttuğunu beyan etti. Cumhuriyet döneminde ise çalışmaların Türk arkeologlar öncülüğünde, Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu başkanlığında sürdüğünü ifade eden Şahin, günümüzde bu bilimsel mirasın Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) öğretim üyesi Prof. Dr. Nurettin Arslan başkanlığındaki ekip tarafından başarıyla geleceğe taşındığını vurguladı.
Arkeolog Ziyneti Şahin, kültür mirasının sadece geçmişi öğrenmek için değil, geleceği daha bilinçli kurabilmek için korunması gerektiğinin altını çizerek, bir sonraki yazısında rotayı Troas'ın en büyük liman kentlerinden biri olan Alexandria Troas'a çevireceğini duyurdu.