Çanakkale’de kamuoyunda geniş yankı uyandıran kuyumcu dolandırıcılığı soruşturmasında adli süreç yeni bir aşamaya geldi. 31 Aralık 2025 tarihinde ortaya çıkan olayla ilgili hazırlanan 206 sayfalık iddianame tamamlanarak taraflara tebliğ edildi.
Müşteki avukatlarından Av. Alper Yavuz Ajlan, dosyada şu an itibarıyla 137 resmi müştekinin bulunduğunu, bilirkişi raporuna göre mağdurların toplam zararının 109 milyon TL olarak belirlendiğini açıkladı.
İddianamede sanığın TCK 158 kapsamında “nitelikli dolandırıcılık” suçundan, her bir müşteki yönünden ayrı ayrı cezalandırılması talep edildi.
Olay, 31 Aralık 2025 tarihinde Çanakkale Merkez Çarşı Caddesi’nde faaliyet gösteren Turan Kuyumculuk’ta yaşandı. Kuyumcu Hasan Turan ve oğlu M.T.’nin, müşterilerinden kâr karşılığında veya daha sonra aynen iade edilmek üzere altın ve para aldığı öne sürüldü.
Kendisine emanet edilen altın veya parayı geri isteyen bir müşterinin ödeme alamaması üzerine durum polise bildirildi. Hasan Turan ve oğlu M.T. “nitelikli dolandırıcılık” suçlamasıyla gözaltına alındı. Baba ve oğul, çıkarıldıkları mahkeme tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
İddialara göre kuyumcuya ve oğluna ulaşamayan çok sayıda mağdur ise 13 Ocak 2026 tarihinde savcılığa giderek şikâyetçi oldu.
Soruşturmanın geldiği son noktayı değerlendiren Av. Alper Yavuz Ajlan, sürecin nasıl başladığını şu sözlerle anlattı: “31 Aralık 2025 tarihinde ortaya çıkan bir olaydan bahsediyoruz aslında. Öncesinde de mağdur olanların sayısının olduğunu, epeyce mağdur olanın olduğunu biliyoruz ama 31 Aralık tarihinde bir vatandaşın şikayetçi olması, olayın kamuoyuna yansımasıyla beraber maalesef süreç bu noktaya kadar geldi. Geldiğimiz nokta itibariyle iddianame düzenlendi. İcra takibi başlatan vatandaşlarımız var; onlar icra dosyalarından sonuç almaya çalışıyorlar mağdurlar. Aynı zamanda ceza dosyası kapsamında da 18.07.2026 tarihinde iddianame düzenlendi ve tarafımıza tebliğ edildi. Duruşma tarihlerinin adli tatil sonrasında belirlenmesini bekliyoruz. 137 müştekinin zararı giderilmeden, sanığın tahliyesinin pek mümkün olmadığını düşünüyoruz. O yüzden kendilerinin zararı gidermesi ve bir yerden başlamaları gerekiyor.”
Soruşturma kapsamında kamuoyunda daha önce gündeme gelen 250 milyon TL’lik zarar iddialarına da açıklık getiren Ajlan, artık bilirkişi raporunun esas alınması gerektiğini söyledi.
Ajlan, dosyadaki resmi müşteki sayısının 137 olduğunu, ancak bu sayının artabileceğini belirterek şöyle konuştu: “Şu an dosya kapsamında 137 müşteki mevcut. Sayının artması gündemde; hâlâ daha mağdur olup bize yeni ulaşan vatandaşlarımız da olabiliyor. Hâlihazırda bir değerlendirme yaptığımızda şikayetçi olmayanların sayısı da epey fazla, farklı nedenlerle şikayetçi olmaktan imtina edenler var. 250 milyon TL iddiası noktasında bizim daha önce vermiş olduğumuz rakamlar yanıltıcı değildi; müştekilerin beyanlarından yola çıkarak ortalama bir zarardan bahsettik, kesin rakam vermekten imtina ettik. Ama artık bilirkişi raporu var dosya kapsamında. Bilirkişi raporunu baz alarak konuşmak gerekiyor; net rakam olarak vermek gerekirse mağdurların toplam zararı 109 milyon TL. Kendi müvekkillerimizden örnek vermek gerekirse; 8,5 milyon TL zararı olan müvekkilimiz var, 2 kilo altını olan mağdur var bir şekilde uhdesine alamadığı.”
Soruşturma kapsamında dikkat çeken delillerden birinin de iş yerindeki güvenlik kamerası görüntüleri olduğu belirtildi. Ajlan, iddianamede yer alan değerlendirmelere göre gece saatlerinde iş yerinden önemli miktarda altın çıkarıldığını ve aramalarda imitasyon altınlar ele geçirildiğini söyledi.
Ajlan, söz konusu sürece ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Vatandaş 31 Aralık tarihinde, sadece o gün şikayetçi olan insan sayısı 30 küsur olmasına rağmen, ciddi bir mağduriyet olmasına rağmen ve kaçma şüphesi, delilleri karartma durumu söz konusu olmasına rağmen adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Bu kapsamda tutukluluk kararı çıkmamasından dolayı mağdurların ciddi anlamda zarara uğradığını düşünüyoruz. İddianame kapsamında da bir değerlendirme yapıldığında; gece vakti dükkana gidiyorlar ve dükkanda görüntülerle sabit, çözümlemeleri de yapılmış vaziyette, dükkandan gece vakti önemli miktarda bir altın çıkartıyorlar. Maalesef altınları, kıymetli eşyaları kaçırmak gibi bir durum da söz konusu. Yapılan aramalar neticesinde dükkanda hatırı sayılır miktarda imitasyon altın da ele geçirildi. Vatandaşlarımıza, daha önce yapılan ticaretlerinde elde edilen bir altın ellerinde mevcutsa bunu mutlaka konunun bir uzmanıyla paylaşarak kontrol ettirmelerini önemle tavsiye ediyoruz.”
Kuyumculuk faaliyetinde müşterilerle güven ilişkisi kurulduğu ve işlemlerin bir bölümünün vadeli ticaret şeklinde gerçekleştirildiği belirtildi.
Ajlan, mağdurların ellerindeki belgelerin soruşturma açısından önem taşıdığını ifade ederek şöyle konuştu: “137 müştekinin 80-85 tanesiyle doğrudan iletişim halindeyiz. Müştekilerin elinde bir kartvizit, kartvizitlerde emanette altın olduğu, ne kadar miktarda altının kuyumcuda olduğu yönünde bir bilgi, imza, kaşe ve kuyumcuya gönderilen paralar mevcut. Vadeli ticaret yapmayı alışkanlık haline getirmiş bir işletmeden bahsediyoruz. Bir çeyrek altın, bir gram altın ya da ajda bilezik almak istediklerinde ‘Bir hafta sonra gel, on gün sonra gel, sipariş vereceğim’ şeklinde beyanlarda bulunarak bu durumu âdet haline getirmişler. Vatandaşlarda ‘Geç de olsa senin altınını getiriyorum’ intibaı uyandırmışlar. Paralarını gönderiyorlar ancak altınlarını alamıyorlar. İlk şikayetçi olanlarda ise durum şu: Altınlarını bozdurmak istiyorlar ama paraları hesaplarına gönderilmiyor. Altınları da gidiyor, paraları da gidiyor; geri istediklerinde ‘Paranızı veremeyiz’ diyorlar.”
(Azize Yalçın/Zehra Demirdöven'in röportajının devamı 24 Ağustos Pazartesi)
(HABER MERKEZİ)