Eski bir dosta yazılan tüm yazıların ardından, hüzünlü anıları bir kenara bırakıp, zamanın akışına yenildiğin an'larda.... hiç kendine sordun mu gerçekten iyi misin diye... Ben sorayım öyleyse, iyi misin...?
Bir cesaretle attığın her adımda, en yakınım dediğin insanların teker teker kayboluşlarını izledin değil mi... Bazen onlara kızdın, bazen ise kendine... Aslında hayatındaki rolleri bittiği ve bir adım öteye seninle gelemeyecek olmalarıydı bu sonun sebebi...
Bir zamanlar bir insandan ,bir yerden vazgeçmenin düşüncesi bile seni ürkütürken, şu an hiç tereddüt etmeden aniden terk edebiliyorsun değil mi bir şehri, bir insanı...
Büyümek olgunlaşmaktır derler ya hep, aslında büyümek tek başına ayakta kalabileceğini görmekti... Tek başınalığın verdiği o hüznü ve hazzı iliklerine kadar hissetmekti....
Olgunlaşmayı yaş almak zannedenlerin aksine, çocuk yaşta büyümek zorunda kalanları anlayabilmekti...
Hayatı bütünüyle kabullenip derin bir nefes almaktı....
Yüreğine hiç sordun mu peki, iyimi diye....
Kimimiz hala salıncakta sallanıyor... Kimimiz lunaparkta... Kimimiz dehlizin en kuytu köşesinde, yağmurlu bir bayram sabahı, hiç gelmeyecek olanı bekliyor.....
Sustukların büyür içinde... Ve sustuklarınla güçlenirsin bunca kötülüğün gölgesinde....