Sabandan dövene zaman yolculuğu: Gençler "Karasapanın" sırrını çözdü!
Kalkım ÇPAL öğrencileri, akıllı telefonları bir kenara bırakıp Üçkabaağaç Köyü’nde tarihin tozlu sayfalarına girdi. Teknolojinin olmadığı dönemde toprağın nasıl "can bulduğunu" yerinde gören öğrenciler, eski tarım aletlerinin gizemli dünyasını keşfettiler.
Çanakkale’nin Yenice ilçesinde eğitim veren Kalkım Çok Programlı
Anadolu Lisesi, ders kitaplarını tarlaya indirdi. "Okul Dışı
Öğrenme Ortamları Projesi" kapsamında Üçkabaağaç Köyü’ne çıkarma
yapan öğrenciler, bugün sadece müzelerde görülebilecek geleneksel
tarım araçlarının aslında nasıl birer mühendislik harikası
olduğuna şahitlik ettiler.
Teknolojisiz tarımın "Süper kahramanları"
Köy sakini İbrahim Avcı’nın rehberliğinde gerçekleşen etkinlikte,
öğrenciler bugünün dev traktörlerinin atası olan araçları
elleriyle dokunarak inceledi. İbrahim Amca, öğrencilere şu
"ilginç" detayları anlattı;
-
Karasapanın Gücü: “Öğrenciler, geçmişin en
önemli tarım araçlarından biri olan karasapanın toprağı nasıl
işlediğini uygulamalı olarak görme fırsatı buldu. Ahşap gövdesi
ve demir ucu ile toprağı adeta yeniden şekillendiren bu
geleneksel aletin kullanımının ne kadar büyük emek istediğini
yakından inceleyen öğrenciler, eski dönem çiftçilerinin zorlu
çalışma şartlarını daha iyi anladı. Hayvan gücüyle çekilen
karasapanın her sürüşünde toprağın altüst oluşunu izleyen
gençler, tarımın yalnızca üretim değil aynı zamanda sabır,
dayanıklılık ve alın teri gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu
öğrendi. Etkinlik boyunca karasapanın geçmişten günümüze
tarımsal üretimdeki yeri anlatılırken, modern teknolojinin
olmadığı dönemlerde çiftçilerin büyük özveriyle çalıştığı
vurgulandı.”
-
Dövenle Gelen Bereket: “Etkinliğe katılan
öğrenciler, traktörlerin ve modern tarım makinelerinin olmadığı
dönemlerde hasat edilen ekinlerin nasıl işlendiğini büyük bir
ilgiyle dinledi. Harman yerlerinde kullanılan dövenin alt
kısmına yerleştirilen keskin taşların, başakları ezerek buğday
tanelerini sapından ayırdığını öğrenen öğrenciler, geçmişte
tarımın ne kadar zahmetli bir süreç olduğunu yakından hissetti.
Genellikle hayvanların çektiği dövenin harman üzerinde
saatlerce dolaştırıldığını anlatan eğitmenler, o dönemde bir
avuç ürün elde edebilmek için büyük emek harcandığını
vurguladı. Dövenin çıkardığı sesler, yükselen saman tozları ve
sıcak güneş altında süren uzun çalışmaların köy hayatının
vazgeçilmez bir parçası olduğu ifade edildi. Öğrenciler, bugün
teknoloji sayesinde dakikalar içinde yapılan işlemlerin
geçmişte günler süren yoğun bir emeğin sonucu olduğunu
öğrenirken, üretimin arkasındaki alın terine ve çiftçilerin
fedakarlığına bir kez daha hayran kaldılar.”
-
El Emeği Depolama: “Öğrenciler, geçmişte
teknolojik imkânların olmadığı dönemlerde çiftçilerin
ürünlerini nasıl koruduğunu büyük bir merakla dinledi.
Geleneksel ambarlar, toprak küpler, ahşap sandıklar ve doğal
malzemelerle hazırlanan saklama kaplarının, ürünleri uzun süre
bozulmadan muhafaza etmek için kullanıldığı anlatıldı.
Özellikle serin, hava alan ve nem dengesi korunan alanların
tercih edildiği belirtilirken, atalarımızın doğanın imkanlarını
kullanarak adeta doğal bir soğutma sistemi oluşturduğu
vurgulandı. Bu yöntemler sayesinde buğday, bakliyat, un ve
kurutulmuş gıdaların aylarca tazeliğini koruyabildiği ifade
edildi. Öğrenciler, elektriğin olmadığı dönemlerde geliştirilen
bu yöntemlerin hem israfı önlediğini hem de sürdürülebilir
yaşamın önemli bir parçası olduğunu öğrenirken, geçmiş
nesillerin bilgi ve tecrübelerine Köy sakini İbrahim Avcı’dan
dinleyerek hayran kaldılar.”
"Okul değil, yaşayan tarih"
Öğretmenler Halil Güney, Hüseyin Kaçar ve Müdür Yardımcısı Zafer
Öztürk rehberliğinde gerçekleşen bu saha çalışması, öğrencilere
doğayla uyumlu yaşamanın kodlarını öğretti. Eski aletlerin
yapımındaki ustalık ve kullanımındaki fizik kuralları, gençlerin
tarıma olan bakış açısını tamamen değiştirdi. Uygulamalı
gözlemler sırasında öğrenciler, geçmişin zorluklarını bizzat
hissederek kültürel mirasın neden korunması gerektiğini yerinde
dinleyerek, gözlemleyerek bilgi sahibi oldular.
Kalkım ÇPAL yetkilileri, doğayla iç içe ve geçmişle bağ kuran bu
tür "yaşayan derslerin" öğrencilerin aidiyet duygusunu ve tarih
bilincini güçlendirdiğini belirterek, saha çalışmalarının devam
edeceği müjdesini verdi.
(ERHAN TAYLAN)