yandexmetrikacounter
Yörükçüoğlu Çanakkale’den mesaj verdi; “Üre | Çanakkale Olay

Yörükçüoğlu Çanakkale’den mesaj verdi; “Üretmeden kalkınma mümkün değil”

BBP Genel Başkan Yardımcısı Türker Yörükçüoğlu, Çanakkale ziyaretinde hem kentin manevi değerine dikkat çekti hem de ekonomi, eğitim ve yerel kalkınma üzerine çarpıcı açıklamalarda bulundu.

35

BBP Genel Başkan Yardımcısı Türker Yörükçüoğlu, Çanakkale ziyaretinde gazeteciler Erhan Taylan ve Fatih Ortaç’a önemli açıklamalarda bulundu. Yörükçüoğlu, açıklamalarında kentin tarihi ve manevi önemine vurgu yaparken, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal yapısına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Çanakkale’nin her Türk vatandaşı için ayrı bir anlam taşıdığını ifade eden Yörükçüoğlu, “Böyle güzide bir şehirde bulunmak elbette çok değerli. Çanakkale her Türk vatan evladı için önemli bir yerdir. Burası bizim ruhumuzun inşa olduğu yerdir” dedi.

121066_wuciwug_e615f43c_yorukcuoglu-can.jpeg

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde mevcut sorunların uzun yıllara dayanan yapısal bir süreçten kaynaklandığını belirten Yörükçüoğlu, üretim odaklı modele geçilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye hızlı bir şekilde ithalat odaklı bir ekonomi olmaktan çıkmalı, ihracat odaklı üretime konsantre olmuş bir ülke haline gelmelidir” ifadelerini kullandı. Yörükçüoğlu, konuşmasına şu ifadelerle devam etti.

121066_wuciwug_52dc09fa_yorukcuoglu-can.jpeg

“Çanakkale, ruhumuzun inşa olduğu şehir”

Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi İşler Başkanı Türker Yörükçüoğlu, “Çanakkale’nin her Türk vatandaşı için özel bir anlam taşıdığını vurguladı. Böyle güzide bir şehirde bulunmanız sizin için de herhalde değerlidir. Çok değerli. Çanakkale her Türk vatan evladı için değerli bir yer. Burası bizim ruhumuzun inşa olduğu yer” dedi.

121066_wuciwug_0f533351_yorukcuoglu-can.jpeg

“Türkiye’nin sorunu günlük değil, yapısal bir sürecin sonucudur”

Türker Yörükçüoğlu, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmesinde mevcut sorunların uzun yıllara dayanan yapısal bir süreçten kaynaklandığını belirterek, çözümün üretim odaklı bir modele geçişten geçtiğini vurguladı. Büyük Birlik Partisi politikalarına değinen Yörükçüoğlu, ithalat ağırlıklı ekonomik anlayışın terk edilmesi gerektiğini ifade etti. “Türkiye'deki son dönemdeki sıkıntılarımız bizim bugüne ait şeyler değil. Bunlar bir süreç. Türkiye hızlı bir şekilde ithalat odaklı bir ülke olmaktan, bir ekonomi olmaktan ihracat odaklı üretim tamamen konsantre olmuş ve sermayeyi yurt dışına doğru değil içeriye sermaye transferi yapan, içeride sermaye biriktiren bir ülke haline gelmeli. Gelişmiş ülkelerin tarihlerine baktığımızda aynı şeyleri görürüz. Japonya bu şekilde kalkındı. Almanya bu şekilde birliğini sağladı. İtalya bu şekilde bir endüstri ülkesi oldu. Daha dünün köylü ülkeleri bile Çin gibi, Kore gibi ülkeler içeride bir üretim seferberliğiyle dünyanın dikkatini çeken ekonomiler haline geldi. Bizim de yolumuz belli. Biz bu süreçte eğer ithalat odaklı ekonomik çerçeveye devam edersek gerçekten bu hızla dibe batmakta olduğumuz bataklıktan kurtulamayacağız. Mevcut iktisat aklı Türkiye'yi daha da derine götürüyor. Bu bugünün meselesi değil, çok eski bir hikaye. Biz diyoruz ki Türkiye'de tam milliyetçi bir ekonomi yaklaşımı olması lazım. Öyle bir akıl olacak ki bizim yerli sanayicimizi, üreticimizi, esnafımızı, çiftçimizi ve hayvancımızı destekleyecek. Parayı yurt dışında değil, kendi insanımız kazanmalı. Türkiye’nin her bölgesi üretim potansiyeline sahip. Biz üreterek kalkınmak zorundayız. Her konuda yerli üretim, milliyetçi bir bakış açısı ve milletin yanında duran bir yönetim anlayışı gerekir. Eğer bu aklı Türkiye’de hâkim kılamazsak, özellikle nitelikli gençlerimiz yurt dışına gitmeye devam edecek. Türkiye’de önce vizyonu ve aklı değiştirmek gerekir” şeklinde ifade etti.

“Siyasette kutuplaşma değil, birlik ve hizmet yarışı olmalı”

Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Türker Yörükçüoğlu, Ankara’daki siyasi atmosfer ve erken seçim tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, kutuplaşma yerine birlik vurgusu yaptı. Yörükçüoğlu, siyasi rekabetin hizmet yarışı olması gerektiğini ifade ederek sözlerine ekledi; “Biz Türkiye'nin birliğini savunuyoruz. Türkiye'de sağcısı, solcusu, Alevisi, Sünnisi, Kürt'ü, Türk'ü hepsi aynı geminin içinde yer alıyor. Bir kere ayrıştırmamak lazım, kutuplaşmamak lazım. Biz bir milletiz. Türkiye'de iş birliği sağlamamız lazım. Büyük Birlik Partisi olarak bizim öncelikli hedefimiz bu. Siyasi partilerde tansiyonun yükselmesini doğru bulmuyoruz. Çünkü neticede millet için yapılan her türlü hizmet mücadelesi değerlidir. Millete iyilik yapmak üzere çıkılan bir yolda kavga, millete iyilik değil kötülük getirir. Asgari müştereklerde bir araya gelmeliyiz. Bizim ortak paydamız 86 milyonluk Türk milletidir. Siyaset bir hizmet yarışı olmalı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi gereği seçimlerde iki turlu bir yapı var. Görünen o ki önümüzdeki seçimlerde yine Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi yarışacak gibi duruyor. Biz elbette Büyük Birlik Partisi olarak ikinci tura kalmayı isteriz. Türkiye’ye üretim odaklı, güçlü bir ekonomik model sunmak istiyoruz. Ancak siyaset gerçekler üzerinden yürür. O gün geldiğinde milletimiz bir tercih yapacaktır. Biz Cumhur İttifakı çerçevesinde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bununla birlikte müstakil bir partiyiz ve Türkiye’yi daha üretken, daha güçlü bir ülke haline getirecek planlarımız hazır. Milletimizden yetki bekliyoruz” ifadelerine yer verdi. Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Türker Yörükçüoğlu, Çanakkale’nin ekonomik ve sosyal kalkınmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, kentin yüksek potansiyeline rağmen yeterince değerlendirilemediğini ifade etti. Yörükçüoğlu, özellikle nüfus yapısı ve üretim modeli üzerine dikkat çeken açıklamalar yaptı. Bizim Çanakkale ile ilgili çok fazla çalışmamız var, tıpkı Türkiye’nin 81 vilayeti gibi. Ama burası imkanları çok daha fazla, potansiyeli çok daha yüksek bir il. Buna rağmen potansiyelinin çok azıyla yetinen bir şehir. Öncelikle burada ciddi bir nüfus problemi var. Çanakkale’de kadın başına düşen çocuk sayısı 1.4’ün altına inmiş durumda. Bu çok ciddi bir durum. Esnafı geziyoruz, çoğu yaşlı ve yanında genç çalışan yok. Bu tabloyla bir ülke geleceğe güçlü şekilde yürüyemez. Öncelikle aile yapısını güçlendirecek kültürel çalışmalar yapılmalı. Çanakkale aynı zamanda muazzam bir endüstri bölgesi olabilir. Özellikle deniz ürünleri ve tarım alanında büyük bir potansiyele sahip. Ancak üretici ürününü ham olarak satıyor. Katma değer oluşturmak için ürünlerin işlenerek, markalaştırılarak satılması gerekiyor. Bunun için küçük üreticilerin bir araya gelmesi şart. Dev kooperatifler ve üretici birlikleri kurulmalı. Böylece hem üretici daha fazla kazanır hem de elde edilen gelir şehirde kalır. Aksi halde büyük şirketler kazancı alıp başka yerlere taşır ve yerel ekonomi bundan yeterince faydalanamaz. Biz, Avrupa’da ve Uzak Doğu’da örneklerini gördüğümüz güçlü üretim birliklerini Çanakkale’de de hayata geçirmek istiyoruz. Zeytin başta olmak üzere tarımsal ürünleri dünya markası haline getirerek üreticinin kazancını katlamak mümkün. Bunun yolu da yerli üretimi destekleyen, milli ekonomi anlayışıdır” dedi.

“Mevcut ekonomik düzen sürdürülebilir değil”

Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Türker Yörükçüoğlu, esnafın yaşadığı ekonomik zorluklara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak mevcut ekonomik sistemin sürdürülebilir olmadığını savundu. Yörükçüoğlu, küçük esnaf ve üreticinin rahatlaması için köklü bir zihniyet değişimine ihtiyaç olduğunu ifade ederek, “Biz esnaf konusunda, küçük üretici konusunda özgün bir siyasi partiyiz. Türkiye’deki birçok parti mevcut düzeni daha iyi işletmek üzerinden siyaset yapıyor. Ama mesele mevcut düzenin daha iyi işletilmesi değil, bu düzenin değişmesi gerekir. Çünkü her yıl yüksek cari açık veren bir ekonomide kimse gerçek anlamda nefes alamaz. Biz diyoruz ki sanayicimiz güçlü olmalı, yerli üretim esas alınmalı. Türk şirketleri büyüyerek yurt dışında yatırım yapmalı. Aksi halde yabancı şirketler burada kazanıp parayı kendi ülkelerine götürüyor ve biz fakirleşiyoruz. Dış ticarette ciddi bir dengesizlik var. Özellikle Çin ile olan ticaret açığı sürdürülebilir değil. Türkiye’nin üretim kapasitesi bu ürünleri karşılayabilecek düzeydedir. Bu nedenle ithalata bağımlılığı azaltıp, dengeli ve hatta fazla veren bir dış ticaret yapısına geçmemiz gerekiyor. Esnafın nefes alabilmesi için üretim artmalı, piyasa dengelenmeli ve yerli üretici desteklenmeli. Bunun yanında eğitim sistemi de üretimle entegre hale getirilmeli. Özellikle Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi başta olmak üzere üniversiteler sanayiyle birlikte çalışmalı. Ayrıca meslek liseleri ve teknik eğitim güçlendirilmeli. Gençler beceri temelli yetiştirilmeli. Üretim odaklı bir eğitim sistemi kurulmadan ekonomik kalkınma mümkün değildir. Biz Türkiye’nin nasıl kalkınacağına dair somut planlarımızı hazırladık. Yerel kalkınmadan ülke kalkınmasına kadar bütüncül bir model ortaya koyuyoruz. Bu anlayışla hem esnafın hem üreticinin güçleneceğine inanıyoruz” şeklinde ifade ederek, üretim artışıyla birlikte piyasaların canlanmasını ve ekonomik çarkların yeniden sağlıklı bir şekilde dönmesini hedeflediklerini vurguladı.

“Çanakkale turizminde yerel kazanç öncelikli olmalı”

Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Türker Yörükçüoğlu, Çanakkale’nin turizm potansiyeline ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, mevcut yapının yerel kazancı yeterince öncelemediğini ifade etti. Yörükçüoğlu, turizmin yerel halkın gelirine doğrudan katkı sağlaması gerektiğini vurguladı.

“Çanakkale ile ilgili olarak biz ister turizm, ister sanayi, ister tarım olsun; aklımız şu şekilde çalışıyor: Bu yapılan işten Çanakkaleli ne kazanacak? Bizim odak noktamız bu. Dışarıdan bir yatırımcı gelir, burada tesis kurar ve kazandığı parayı alıp giderse bunun Çanakkale’ye bir faydası olmaz. Önemli olan yerel halkın bu sektörün sahibi olmasıdır. Turizm mutlaka 12 aya yayılmalı. Şu an daha çok deniz turizmine dayalı ve bu da en fazla 3-4 ay sürüyor. Oysa Truva gibi tarihi değerler, Saros Körfezi, Marmara Denizi ve Ege Denizi gibi doğal zenginlikler bu bölgeyi yıl boyu turizm merkezi haline getirebilir. Turizmin gelişmesi için yerel üretimin de güçlendirilmesi gerekir. Çanakkaleli’nin ürettiği ürünler markalaştırılmalı, sergilenmeli ve satılmalıdır. Bunun için yerel birlikler ve kooperatifler büyük önem taşır. Ayrıca zincir mağazalar ve büyük şirketler yerel ekonomiyi zayıflatıyor. Küçük esnafın korunması ve güçlendirilmesi gerekir. Perakende sektörü yerel halkın elinde olmalı. Aksi halde kazanç şehir dışına çıkar ve yerel kalkınma sağlanamaz. Biz, turizmin yerli üretimle entegre olduğu, kazancın Çanakkale’de kaldığı bir model oluşturmak istiyoruz. Bunun için de milletimizin desteğini bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.

"Turizm mutlaka 12 aya yayılmalı"

Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Türker Yörükçüoğlu, Çanakkale’nin turizm potansiyeline ilişkin değerlendirmesinde, mevcut yapının yerel ekonomiye yeterince katkı sağlamadığını belirten Yörükçüoğlu; “Çanakkale ile ilgili olarak biz ister turizm, ister sanayi, ister tarım olsun; aklımız şu şekilde çalışıyor: Bu yapılan işten Çanakkaleli ne kazanacak? Bizim odak noktamız bu. Dışarıdan gelen yatırımcı burada tesis kurup kazandığı parayı götürüyorsa bunun Çanakkale’ye bir faydası yok. Önemli olan yerel halkın bu sektörün sahibi olmasıdır. Turizm mutlaka 12 aya yayılmalı. Şu anda daha çok deniz turizmi yapılıyor ve bu süre 3-4 ayı geçmiyor. Oysa Truva gibi tarihi değerler, Saros Körfezi, Marmara Denizi ve Ege Denizi gibi doğal zenginlikler sayesinde Çanakkale yıl boyunca turizm merkezi olabilir. Turizmin gelişmesi için yerel üretimin de güçlendirilmesi gerekir. Çanakkaleli’nin ürettiği ürünler markalaştırılmalı, sergilenmeli ve satışa sunulmalıdır. Bu noktada kooperatifler ve yerel birlikler büyük önem taşır. Ayrıca zincir mağazalar ve büyük şirketler yerel ekonomiyi zayıflatıyor. Küçük esnafın korunması ve güçlendirilmesi şart. Aksi halde elde edilen gelir şehir dışına çıkıyor ve yerel kalkınma sağlanamıyor. Biz, turizmin yerli üretimle entegre olduğu ve kazancın Çanakkale’de kaldığı bir modelin hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için de milletimizin desteği büyük önem taşıyor” dedi.

“Turizm geliri Çanakkale’de kalmalı”

Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Türker Yörükçüoğlu, Çanakkale’deki yerel yönetim performansına yönelik sert eleştirilerde bulunarak, şehirleşme ve sosyal yaşam alanlarının yetersizliğine dikkat çekti. Yörükçüoğlu, mevcut belediyecilik anlayışının hem fiziksel hem de sosyal açıdan başarısız olduğunu savundu.

Türker Yörükçüoğlu; “Çanakkale’deki yerel belediyecilik anlayışı ne yazık ki Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi başarısız. Şehirler betonlaşmış durumda. Mahalle kültürü yok edilmiş. Çocukların oynayacağı alanlar kalmamış. Bu şehirlerde ne sağlıklı bir çocukluk yaşanabilir ne de huzurlu bir aile hayatı kurulabilir. Sokaklar dar, kaldırımlar düzensiz. İnsanlar çocuklarıyla rahat yürüyemiyor. Bu durum vatandaşları alışveriş merkezlerine yönlendiriyor ve küçük esnaf zarar görüyor. Belediyeler sadece fiziki düzenlemelerde değil, sosyal ve kültürel kalkınmada da yetersiz kalıyor. Sadece sloganlarla belediyecilik olmaz. İnsanların yaşamını kolaylaştıran, şehirleri yaşanabilir hale getiren bir anlayış gerekir. Biz şehirlerimizi çocuklar, gençler ve aileler için yeniden inşa etmek istiyoruz.Gençlere baktığımızda ise ciddi bir sorunla karşı karşıyayız. Gençlerimiz hem zihinsel hem de duygusal olarak boşlukta. Eğitim sistemi çocuklara yeterli beceri ve nitelik kazandıramıyor. Bu nedenle gençler sosyal medya ve oyun bağımlılığına yöneliyor. Bu durumun temelinde hem eğitim sistemindeki eksiklikler hem de şehirlerin sağlıksız yapısı var. Betonlaşmış şehirlerde, sosyal alanlardan yoksun büyüyen gençler üretkenlikten uzaklaşıyor. Biz çocuklarımızı kendi kültürel değerlerimizle, bilimsel ve beceri temelli bir eğitim anlayışıyla yetiştirmek zorundayız. Aksi halde bu sorunlar daha da derinleşir. Yaşanan olumsuz olaylar da bunun birer uyarı niteliğindedir” şeklinde ifade etti.

“Öğretmenler sistem baskısı altında”

Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Türker Yörükçüoğlu, eğitim sistemi, aile yapısı ve toplumsal düzen üzerine yaptığı değerlendirmelerde mevcut yapının öğrencileri yeterince hayata hazırlayamadığını savundu ve ekledi; “Eğitim sistemi uzun süredir değişmiyor; temel sorun beceri ve uygulama eksikliğidir. Çocuklar 12 yıl eğitim alıyor ama hayata dair bir hüner kazanamıyor. Oysa eğitim, usta-çırak ilişkisi gibi olmalı ve öğrenciye beceri kazandırmalıdır. Öğretmenlerimiz aslında çocukların hayat ustası olmalı ancak sistem bunu engelliyor. Ayrıca velilerin beklentileri öğretmenler üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Biz öğretmenlerimizin yanındayız, ancak asıl çözüm sistemin değişmesidir. Aileler de bu süreçte büyük sorumluluk taşır. Çocuklara sadece iyi şartlar sağlamak yetmez, onları hayata hazırlamak gerekir. Küçük yaşta sorumluluk almayan çocuklar ileride hayatla mücadelede zorlanır. Çocukların çalışması, üretmesi ve sorumluluk alması gerekir. Aksi halde bağımlı bireyler yetişir. Şehirlerin de çocukları ve gençleri destekleyecek şekilde tasarlanması şarttır. Gençlerin siyasete katılımı konusunda ise yaş değil, tecrübe ve olgunluk önemlidir. Ülke yönetimi ciddi bir birikim gerektirir. Son olarak, milli iradenin güçlenmesi için ekonomik gücün tabana yayılması gerektiğini vurgulayan Yörükçüoğlu, servetin birkaç elde toplanmasının özgürlüğü zayıflattığını, güçlü bir sivil toplum ve üretim yapısının zorunlu” olduğunu ifade ederek sözlerini tamamladı.

(ERHAN TAYLAN)
Paylaş