yandexmetrikacounter
Zafer Partili Babözü Çanakkale'de Konuştu: | Çanakkale Olay

Zafer Partili Babözü Çanakkale'de Konuştu: "Türk Çiftçisinin 7 Trilyon Lirası Gasp Edildi"

Çanakkale’de partililerle bir araya gelen Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nihat Babözü, ülkede yapay gündemler oluşturularak vatandaşların temiz, sağlıklı ve ucuz gıdaya ulaşım gibi birincil sorunlardan uzaklaştırıldığını savundu. Hükümetin çiftçilere yönelik destek yayınlarının gerçeği yansıtmadığını ileri süren Babözü, 2006 yılında çıkarılan kanuna göre gayri safi milli hasılanın en az %1'inin çiftçiye verilmesi gerektiğini söyledi.

154

Bazı ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere kentimize gelen Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nihat Babözü, partisinin il binasında basın mensuplarına bazı açıklamalarda bulundu.

Zafer Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi ve Başdanışman Erdoğan Erhan, Genel İdare Kurulu Üyeleri Ferruh Özkan, Prof. Dr. Baran Duran ve Hakkı Şafak Ses, Zafer Partisi Çanakkale İl Başkanı Ahmet Uslu ve partililerin de hazır bulunduğu toplantıda konuşan Babözü, ülkede yapay gündemler oluşturularak; insanların birincil sorunlarından uzaklaştırıldığını söyledi.

Vatandaşların sağlıklı, temiz ve ucuz gıdaya ulaşamadıklarını belirten Babözü şunları söyledi:

“İnsanların gözü başka taraflara baksın diye yapay gündemler oluşturuluyor. Oysaki ülkemizin birinci sorunu bugün nedir? Özellikle hasat döneminde tarımla ilgili sorunlar ve buna bağlı insanların sağlıklı ve temiz gıdaya, ucuz gıdaya ulaşamaması.

Bunu yaparken de hükümeti yer yer şunları görüyoruz; Hükümet düzenli olarak biz çiftçilere işte bu ay 50 milyon, bir dahaki ay 100 milyon, 500 milyon destek verdik adı altında sürekli yayın yapıyorlar. Oysaki bunlar gerçek olmayan yayınlar. Türk çiftçisine sadece kanuni hakları dâhilinde verilmesi gereken paralar var. Bu da nedir?

Hepimizin bildiği gibi gayri safi milli hasılanın en az %1'inin Türk çiftçisine verilmesi gerektiği 2006 yılında çıkartılan kanuna belirmiş belirtilmiştir. Şimdi baktığımız zaman hükümet sürekli bunları yapıyor. Neden? Çünkü kendi açıklarını kapatmaya çalışıyor. Bugün normal dille, diplomatik dille ya da adaplı olsun diye bizim çiftçinin haklarını gasp ediyor diyoruz. Aslında çalıyor. Bunu da şöyle anlatalım.

Şimdi 2006'dan 2026 yılına kadar geçmiş olan 20 yıllık dönem içerisinde Türk çiftçisinden resmi rakamlara göre çalınan para 170 milyar dolar yani 7 trilyon liradan fazla para bu kanuni haklardan çalınan paralar.

Şimdi peki Türk çiftçisinin Ziraat Bankası ve diğer bankalara yani bütün bankalara çiftçinin borcu ne kadar? 1 trilyon 300 milyar dolar lira civarında. Yani çiftçiye bu ve geçtiğimiz günlerde yine cumhurbaşkanı Türk çiftçisine çiftçiler gününde yaptığı açıklamada şimdiye kadar iktidarlar boyunca 706 milyar lira para verdiğini söyledi.

Oysaki 7 trilyon 750 milyar lira para verilmesi gerekiyordu. 7 trilyon lira gibi dehşet bir parayı gasp etmişler. Dehşet ve bunu gasp ederken de kim yapmış? AKP hükümetinin bütün unsurları.”

“Günah çıkartma derdine düşmüşler”

Geçmiş dönemlerde AK Parti hükümetlerinde görev yapmış bazı isimleri de eleştiren Babözü, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bugün muhalefet gibi kendini işte mevcut hükümetten sonra bir yere konumlandırmak isteyenler Babacan gibi, Davutoğlu gibi adamlar buna dâhil bugün bir Cumhuriyet savunucusu gibi ortalarda gezen aklı sonradan başına gelmiş dönemin Milli Eğitim Bakanlığını yapmış Hüseyin Çelik gibi adamlar günah çıkartma derdine düşmüşler.

Oysaki bunlar günü geldiğinde sağlam bir iktidar geldiğinde Bunlardan hesap sorulması gereken kişiler ve örgütlü suç işlemişlerdir bunlar. Ve bugün bütün gerçi özelde Türk çiftçisinin sorunu gibi gözüken olaylar bütün Türk milletinin sorunu. Bugün insanlarımız gıdaya ulaşamıyorlarsa bir de temiz gıdaya hiç ulaşamıyorlarsa bunun sebebi bunlardır.

Özellikle İç Anadolu böyle de Ege bölgesine doğru geldiğimizde Gönen bölgesinde, Balıkesir bölgesinde, Çanakkale'nin değişik yerlerinde çiftçiler borçlarını biriktirmişler. Sürekli bir dahaki yıl öderiz, bir dahaki yıl öderiz diye ötelemişler ve artık bıçağın kemiğe dayandığını, insanların hakikaten ciddi manada intiharı düşündüğü durumlara geliyor. Bir insanın en kıymetli şeyi hayattır, yaşama hakkıdır.

İnsanlar bu kadar bıkmışlar, bu kadar bıkılmış Bir durumda muhalefete yapılan hareketlerin bütün Türk milletine yapıldığını görüyoruz. Bu hukuksuzluklardan korkuyoruz. İnsanlarımız da maalesef uzun yıllara yayılan ve çözülemeyen ekonomik sorunlardan dolayı inancını kaybetmiş, dayanma gücünü kaybetmiş durumdalar ve mücadele azimleri kayboluyor.

Ve siyasetin mevcut durumu da insanlarımızı umutsuzluğa sürüklüyor. Oysaki insanlar bizlerin bugün burada görevi nedir? Hâlâ umudun olduğu, bunun işin geriye çevrilebileceğini, bu memlekette hâlâ namuslu, düzgün insanların olduğunu, artık siyasetten, siyasetçiden öte devlet adamlığı bir gerçek bir Türk milletinin unsuru olarak, iyi yetişmiş insanlar olarak bunların çözülebileceğini göstermemiz gerekiyor.

Bir siyasi hareketlerin, toplulukların bu millete yapabileceği en büyük kötülük insanları umutsuzluğa sürüklemektir.”

Zafer Partisinin gençlere yönelik programlarından da bahseden Babözü, açıklamasında şunları söyledi:

“Genel Başkanımızla düzenlediğimiz toplantıda gençlere yapacağımız yatırımlar, umutlar, vaatleri birebir 80 madde olarak alt başlık olarak topladık ve yayınladık. Genel Başkanımız da hemen her gün bir maddeyi sosyal medyada paylaşıyor. Bunlar nelerdir? Örneğin birikmiş üniversite mezunu çocuklarımız var. İlk etapta kapatılmış 20.000'den fazla köy okulumuz var.

Bu köy okullarına hemen 3 tane öğretmen Bir ziraat mühendisi, bir veteriner hekim atayacağız. Ve bunlarla birlikte hem eğitimi hem de çocuklarımıza bunları yapacağız. Diğer taraftan çocuklarımızın birikmiş işine girene kadar KYK'dan da olan burslara olan borçları var. Bunları bir telefon elde etmesini, bunların Wi-Fi'lerini, internet ödemelerini hepsini karşılayacağız. Yani çünkü artık bizler gidiyoruz.

Çocuklarımız da yurt dışına gitmeye çalışıyorlar. Umutsuzlar. Daha kapılmışlar. Bunları ülkemizde susabilmek için bütün bunları yapacağız. Çünkü devletin görevidir. Bu çocuklarımızı bu hale getiren mevcut iktidardır, yönetimdir, devlettir. Devlet onlara sahip çıkmak zorundadır ve çıkıp günü geldiğinde bizler çocuklarımıza sahip çıkacağız.”

Duran “Zafer Partisini bugünlere getiren gençlerdir”

Babözü’nün ardından söz alan Zafer Partisi GİK Üyesi Prof. Dr. Baran Duran da partilerinin bugünkü konumunun gençlerle çok yakın işbirliğinde olmalarından kaynaklandığını söyleyerek; konuşmasına şöyle devam etti:

“22 yıllık kamu yönetimi hocasıyım. 22 yıldır devlette gençlerle ilgileniyorum ve memur yetiştiriyorum. Şimdi gençlik konusu dediğiniz zaman zaten 18-25 yaş arası gençlikte Türkiye'nin 1. partisiyiz. Bütün liselerde, bırakın üniversitelere teşkilatlı durumdayız. Dolayısıyla bizi var eden, bizi bugünlere getiren ve devindiren zaten gençlik teşkilatı. Dolayısıyla gençlerle çok yakın işbirliğindeyiz.

Bizim her hafta gençliğin gündemine ilişkin gençlik kolları sözcümüz konuşuyor. 6 aydır konuşuyor. Her hafta yapıyoruz ve direkt gençler kendi sorunlarını ele alıyorlar. Ve evet köy okullarını açacağız. Nasıl açacaksınız? Eğer Türkiye'de 13 milyon sığınmacıya her yıl cebine 10 milyar dolar koymazsanız o okulları açacaklar. Köy enstitülerini açacaklar. Çocukların önüne yeni bir alternatif sunacak. Paranız olur, pulunuz olur. Bütçeniz dolu. Dolayısıyla çocuklar artık yarınlarından umutsuz.

Bakın ev gençleri diye bir kavram oluştu Türkiye'de. Bu şey 5 yıl önce Amerika'nın bir numaralı sorunu idi. 5 yıl önce Amerika'da olursa; 5 yıl sonra Türkiye'ye de gelir. Ev genci nedir? Tamamen şey asosyal bir biçimde kendini eve kapatmış, üniversitesine bile gidemiyor. Bir bilgisayar ekranına bakarak kendine hayali dünyalar işliyor.

Bu adamın gençlik umudu yok. Sinemaya, tiyatroya gitsin diyeceksiniz. Ne babasında sinemaya, tiyatroya verecek para var, ne de kendisinde var. O evin içinde kalıyor. Bu oğlan veya kız dışarı çıktığında Türkiye'de suça bulaşma riski en fazla olan kesimi oluşturuyor. Bu kesime yönelik programlarımız var.

Türkiye'de bu konularla en fazla ilgilenen iki parti var. Ev gençleri kavramını ilk olarak ele alan kişi bizim genel başkanımız Sayın Prof. Dr. Ümit Özdağ’dır. Ondan sonra da Saadet Partisi kendi ideolojisine göre program yaptı. Bakın iktidar partileri yok. Gençler bizim geleceğimizdir diyerek gençlere hiçbir şey sunmuyorsunuz. Gençlere iş sunmuyorsunuz. Gençlere alternatif eğitim modeli sunmuyorsunuz.

Herkes üniversite okumak zorunda değil. Siz üniversiteye herkesi sokarsanız, herkes işsiz olarak oradan mezun edersiniz. Biz bundan 10 sene evvel mezunlarımıza 2 sene işsiz kalacaksınız diyorduk. Ben Edirne'den ayrılırken artık 4 yıldan önce atanamazsın diyorum. Yani adamı karşıma alıp hakaret etsem; bundan daha iyi.”

(HADİYE AYŞE İRİM)
Paylaş