yandexmetrikacounter
GERONTOLOJİ: YAŞLILIK VE YAŞLANMA BİLİMİNDE | Çanakkale Olay
Bilge Çetinkaya

bilgecetinkaya96@gmail.com

GERONTOLOJİ: YAŞLILIK VE YAŞLANMA BİLİMİNDEN DAHA FAZLASI

Psikolojik Danışman/Gerontoloji Uzmanı
62

Hayata ve kendine dair arayışta olan tüm okurlara yeniden içten merhaba. Geçen yazımızda yaşlı, yaşlılık ve yaşlanma kavramları üzerine birlikte düşünmeye çalışmıştık. Bu yazıda ise o yolculuğa bu kez gerontolojinin penceresinden bakacağız. Bir “yaşlı” hayal ettiğimizde zihnimizde oluşan resmin aslında yaşam boyunca edindiğimiz deneyimlerden, toplumsal kabullerden ve gördüğümüz imgelerden beslendiğini konuşmuştuk. Peki tüm bunlara gerontolojinin bakış açısından baktığımızda ne görüyor olacağız?

Gerontolojiyle yolculuğum lisans döneminde gelişim psikolojisi dersimde konu seçerken başladı. Ben sınıfta diğer arkadaşlarımın çok da merakını cezbetmeyen yaşlılıkta bilişsel gelişim konusunu araştıracaktım. Araştırırken zihnimde yankılanan tek soru: “Neden hep benzer başlık ve içerikler var?” olmuştu. Çünkü konuya psikoloji penceresinden bakıyordum. Araştırmalarımı biraz daha derinleştirince gözüme yeni ve daha önce duymadığım bir kavram ilişti: “Gerontoloji”. Bu kavram üzerine yoğunlaşınca zihnimde oluşan ilk düşünce: “Gerontoloji yaşlı bireylerle ilgili bir alan.” olmuştu. Bu kadar basit değildi. Bunu sonraki pratiklerimde ve okumalarımda daha iyi anlayacaktım. Gerontoloji bana yaşlılığı değil insanı öğretecekti.

“Yaşlı hayal edin” sorusu gerontoloji için cevabı kısaca zihnimizde oluşan görüntüden bahsedip bitirebilecek bir soru olmayacaktır. Çünkü ona göre, bir yaşlıyı zihnimizde oluşan bugünkü yansımasına bakarak anlamamız mümkün olmayacaktır. Örneğin, baston kullanan bir yaşlı görüyoruz. Aklımıza ilk ne geliyor? Yaşlı. Destek ihtiyacı. Kırılganlık ve niceleri. Bu cevaplara doğru ya da yanlış diyemeyiz belki, ama eksik olabilirler. Burada gerontoloji elimizden tutuyor ve yeni sorularla devam ediyor: Bu kişinin çocukluğu nasıldı? Nasıl bir işte çalıştı? Nasıl beslendi? Hiç spor yaptı mı? Şehrin kaldırımları onun yürümesine uygun mu gibi pek çok soru. Yani bastona değil, bastonun arkasındaki hayata bakıyor. Belki de bu yüzden gerontolojiyi tek bir cümlede tanımlamak istemedim. Çünkü bana göre gerontoloji, yalnızca ezberlenecek bir tanımdan ibaret değil; onu anlamaya başladıkça herkesin zihninde farklı yönleriyle şekillenen bir bakış açısı. Belki bu yazıyı okumayı bitirdiğinizde zihninizde gerontolojinin anlamı benimkinden farklı olacaktır ve bunun doğru ya da yanlış bir yanı yoktur. İşte bu yüzden gerontoloji, yalnızca yaşlılık ve yaşlanma bilimi değildir. Yaşlılığı meydana getiren bütün yaşamı inceler ve anlamaya çalışır. Gerontolojiyi benim için bu kadar kıymetli kılan özellik de budur.

Yazımızı yine bir soru bırakarak bitirmek istiyorum: Bir insanı gerçekten tanımak için yalnızca kaç yaşında olduğunu bilmek yeterli midir? Yoksa o yaşa gelene kadar yaşadıklarını, kurduğu ilişkileri, verdiği mücadeleleri, içinde bulunduğu yaşam koşulları gibi pek çok boyutu da bilmek gerekir mi?

Belki de gerontolojinin bizlere kazandırdığı en kıymetli bakış açılarından biri budur: İnsanı yalnızca bulunduğu yaşta değil, yaşam yolculuğunun bütünü içinde görebilmek.