info@ozugurdanismanlik.com
Geçtiğimiz günlerde bir dostumla sohbet ederken, masadaki kitaba bakıp derin bir iç çekti: “Eskiden bir oturuşta yüzlerce sayfa okurdum. Şimdi ise aynı sayfayı üç kere okuyorum ama zihnime tek bir cümle bile girmiyor. Kitap kapandığı an, ne okuduğumu unutuyorum.”
Bu cümle size de tanıdık geldi mi? Birçoğumuz bugün benzer bir zihinsel yorgunluğun ve odaklanma krizinin ortasındayız. Elimize bir kitap veya uzun bir metin aldığımızda, dakikalar içinde sıkılıyor, parmaklarımızın arasında kayıp giden ekranlara dönme ihtiyacı duyuyoruz. Yeterince dikkatli okuyamıyoruz; daha doğrusu, derinlemesine okuma yeteneğimizi günden güne kaybediyoruz. Hatta bir sosyal medya paylaşımında bir etkinliğin tarihi, yeri ve saati yazıyor olmasına rağmen, bana etkinliğin nerede olduğunu, saat kaçta ve hangi tarihte olduğunu soranlarla bile karşılaşıyorum sıklıkla.
Peki, en basit ve kısa açıklama veya bilgileri bile "okumak" neden bugün bu kadar sıkıcı ve zor gelmeye başladı?
Cevap, zihnimizin maruz kaldığı dijital ritimde saklı. Gün boyunca birkaç saniyelik videolar, kısa iletiler ve sürekli yenilenen bildirimlerle beslenen beynimiz, "hızlı dopamin" salgılamaya alıştı. Zihin, her parmak kaydırmada yeni bir uyaran almaya o kadar adapte oldu ki; sabit, sessiz ve sabır gerektiren bir kitap sayfası karşısında bocalıyor.
Okumak, yapısı gereği yavaş bir eylemdir. Emek ister, duraklamayı gerektirir, hayal gücünü tetikler. Ancak her şeyin "hızlı tüketim" üzerine kurulduğu modern dünyada, yavaş olan her şey zihne bir "yük" veya "sıkıntı" gibi görünmeye başlar. Sıkıntı dediğimiz şey ise aslında zihnimizin uyaransız kaldığı anlarda verdiği bir yoksunluk tepkisidir.
Yeterince Dikkatli Okumamak Ne Doyurur Ne İyileştirir
Özellikle kitap okumak, beş duyumuzu harekete geçiren ve bizi hayal kurmaya yönlendiren aktif bir eylemdir. Bir metni yüzeysel geçmek ise sadece kelimelerin üzerinden göz gezdirmek, ruhumuza dokunmaz. Tıpkı çiğnemeden yutulan bir yemeğin bize lezzet de şifa da vermediği gibi...
Dikkatli ve derinlemesine okumak ise sadece bilgi edinmek değildir; bir zihinsel hijyen ve duygusal düzenleme alanıdır:
Zihni Yeniden Okumaya Alıştırmak
Eğer siz de sayfaların arasında kaybolmakta zorlanıyorsanız, kendinize yüklenmeyin. Zihniniz sadece yanlış bir ritme alıştı ve onu yeniden eğitmek sizin elinizde.
İşe radikal hedeflerle değil, küçük adımlarla başlayabilirsiniz. Günde sadece 10-15 dakikayı, telefonunuzu tamamen başka bir odaya bırakarak ve sadece tek bir sayfaya odaklanarak geçirmek mükemmel bir başlangıçtır. Okumayı bir "bitirme görevi" değil, zihninizle baş başa kaldığınız şefkatli bir mola olarak görmek bakış açınızı değiştirecektir.
Kelimelerin derinliğinde buluşabilmek ve sınırları zorlayan bu hız çağında kendi iç dengemizi koruyabilmek dileğiyle...
Instagram / Youtube : Koyde.birsosyolog