TÜKODER Çanakkale Temsilcisi Ali Rıza Berkit ile yaptığımız söyleşide, kent halkının tüketici hakları konusundaki bilinç seviyesinden sivil toplum kuruluşlarının karar alma süreçlerine kadar pek çok konuda konuştuk.
Çanakkale, tüketici hakları konusunda bilinçli bir kent mi? Çanakkaleliler haklarını aramayı biliyorlar mı?
Evet, zaman zaman, kendileriyle ilgili bir tüketici ihlali olduğunda bazıları bildiğini zannediyor ama kulaktan dolma. Bir de yasa da sürekli değişiyor ülkemizde. En son 6502 sayılı Tüketici Yasası güncellendi. 2026 yılı itibariyle 186 bin liraya kadar alınan ürünlerde; alınan mal, ürün, sıkıntılı çıkarsa, arızalı çıkarsa Ticaret İl Müdürlüğü Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuruyor tüketici. Eğer 186.000 lirayı geçerse vatandaşın talebi o zaman tüketici mahkemesine gidecek. Tüketici hakem heyetleri ücretsiz. Hiçbir şekilde harç alınmıyor. Çanakkale’de Tüketici Hakem Heyeti, yaklaşık bir aydan bu yana İsmetpaşa Mahallesi Sakızlı Çeşme Sokak üzerindeki yeni yerinde hizmet veriyor. Biz de hakem heyeti üyesiyiz.
Bu arada vatandaşlar Tüketicileri Koruma Derneği ile Tüketici Hakem Heyeti’ni karıştırıyorlar. Biz Tüketici Koruma Derneği bir sivil toplum örgütüyüz. Nerede görev yapıyorsunuz, nerede hizmet veriyorsunuz derseniz çok zor bir soru. Sözde Balıkhane’nin üzerindeyiz ama bir türlü ne telefonlarımıza ne de bize bizzat ulaşamıyorlar tüketiciler.
Hakem heyetlerinin birleşmesiyle birlikte Çanakkale’deki Tüketici Hakem Heyeti’ne olan başvuruların sayısı 600’e yakın. Vatandaşın bize ulaşamamasının şöyle bir sonucu oluyor; İncelediğimiz dosyaların büyük bir kısmında tüketici kesinlikle haklı ancak hayatında ilk defa böyle bir şeye müracaat ettiği için evrak eksikliği yahut bilgi eksikliğinden ötürü ret kararı çıkıyor. Biz de bu duruma çok üzülüyoruz.
Eskiden herkesin daha kolay ulaşabileceği bir yerdeydik. 2025’in sonundan bu yana durum böyle. Tüketiciler bizi bulamıyorlar. Haklı bir şekilde eleştiriyorlar da. Biz öz eleştiri yapıyoruz bununla ilgili ama kamu yararına çalışan dernek statüsünde olduğumuz için de ticari gelir durumumuz yok. Ayda 1 lira üyelerimizden aidat alıyoruz. Bazı üyeler de “Beni üyelikten çıkarabilirsiniz” diyor. Hiç gider koymuyoruz. Yönetim kurulu üyeleri olarak bütün masrafları kendimiz karşılıyoruz. Muhasebemizde hiçbir kuruş denetlemelerde fatura görünmüyor. Bu yeterli değil.
Her gün tüketicilerle ilgili yasa çıkıyor. Mesela geçtiğimiz günlerde kredi kartı aidatlarına %70 zam geldi diye kamuoyuna söylendi. Bazı tüketiciler kart aidatlarını kendiliğinden geri alabiliyorlar ama bazıları da alamıyor. Bununla ilgili eğer banka tüketiciye bir ücretsiz kart taahhüt edip imzalı kâğıt vermediyse, tüketici hakem heyeti aracılığıyla kredi kartları aidatları tüketiciye geri yansıtılıyor.
Aynı zamanda tüketici araç veya konut kredisi kullananların hayat sigortasını da tüketiciye sormadan bankaların yapması doğru değil ama maalesef vatandaşın, bu konuda yeterli bilgisi yok. Gerekli başvuruları yaparlarsa onlar da bu bedelleri geri alabilirler.
Çanakkale'de çok ciddi tüketici sorunları var. Otopark sorunu var. Trafik sorunu var. Ulaşımla ilgili belli aksaklıklar var. Bunların zaman içinde tartışılıp konuşulması lâzım. Siyasiler de “Bu ili, bu ülkeyi birlikte yöneteceğiz” diyor ama sivil toplum örgütlerini çağırıp; “Size gelen bir eleştiri var mı, ne yapabiliriz” gibi bir çağrı duyamıyoruz. Önümüzdeki günlerde inşallah toplumun, toplumla beraber yönetilmesiyle ilgili, birlikte yönetimiyle ilgili bir şeyler olur diye beklenti içindeyiz.
Size yapılan başvurularda gençler ile yaşlılar arasında bir fark var mı yaş açısından?
Yaş istatistikleri ile ilgili çok net bir şey söyleyememekle birlikte, gençlerin alışveriş için interneti daha çok kullandıkları bir gerçek. Ancak pek çok dolandırıcılığın da internet üzerinden daha kolay yapılabildiğini unutmamak gerekiyor. Telefonda bir sürü cazip şeyler söyleniyor, ondan sonra bir daha ulaşamıyorsunuz. Dolandırılma vakalarının genellikle yaş ile ilgili bir farkı olmuyor.
Biz bazen iletişim kuruluşlarının bile yazılı adreslerini bulmakta zorlanıyoruz. Müşteri hizmetlerini arıyorsunuz, gerçek bir insanla muhatap olmak çok zor. Bant kaydı var. Bu anlamda da ciddi sıkıntılar var. Örneğin bu durumu en çok da iletişim kuruluşlarına yönelik şikâyetlerde görüyoruz. Bunların da gözden geçirilip, daha şeffaf olmaları gerek diye düşünüyorum.
Son günlerde bize en çok gelen şikâyet kalemlerinden bir tanesi de üç tekerlekli araçlar. Örneğin geçen gün bir vatandaşımız böyle bir araç alarak Bozcaada’ya gittiğini ancak kısa sürede arıza yapan aracının adada kaldığını söyledi. Servis oraya gitmiyor. Satıcı aracı kendisine getirmesini istemiş ancak öyle bir aracın Çanakkale’ye nakliyesi neredeyse aracın kendi bedeli kadar. Şu an konunun takipçisiyiz.
Bu tür araçlara Ticaret Bakanlığı tarafından bir düzenleme yapılması, TSE’nin bir standart getirmesi lazım. Yasaya göre satılan ürünlerin servislerinin kesinlikle yakın bir bölgede olması gerek. Bazı ürünlerin servisleri yok Çanakkale’de. Bu da tüketici açısından bir sıkıntı diye düşünüyorum.
Bozcaada’da bir kargo teslimi problemi var. Pandemi döneminde başlayan bir uygulama ile adaya gelen paketler, toplu bir şekilde bir noktaya bırakılıyor. Herkes gidip, kargosunu bu noktadan alıyor. Pandemi bitmesine rağmen adada kimse evine teslimat alamıyor. Bu sorunun giderilmesi için toplu müracaat gibi bir yol izlenebilir mi?
Tabii ki hastalık döneminde bu uygulama doğru olabilir ancak şu an bu durumun devam etmesi ayıplı hizmet kapsamına girer. Bunun da bir yaptırımı olmalı. Hakem heyetine başvurulabilir. Başvuru toplu da olabilir ancak biz o şikâyetleri tek tek alıyoruz. Kamuoyu yaratmak açısında toplu başvuruda bulunulabilir. Tüketici hakem heyetine başvurulduğunda firmalardan savunma isteniyor. O savunmaya göre de yeniden hareket edilebilir diye düşünüyorum.
Tüketici Hakem Heyetlerinin birleştirilmesi il merkezlerindeki dosya yükünü arttırdı mı?
Kesinlikle arttı. Yani ilçelerin bir kısmı atıl durumdaydı, yani fazla bir başvuru yoktu. Bazı ilçelerde bilinç seviyesi düşük olunca, müracaat da az oluyor. Bazı kişiler de 3 lira için dahi hakem heyetine başvurabiliyor. Bu da doğru bir şey değil. Yasanın bence buna da bir sınırı olmalı. En alt limit belirlenmeli, örneğin 100 TL gibi… Çünkü artık hizmet bedeli var. Taahhütlü yazı gönderiliyor. Savunma isteniyor. Bir emek var, çalışanlar var. Yani o vatandaşın hak arayışındaki bu rakam belli seviyeye getirmeli. İş yükünü de azaltır. Yani şu an ayda 500, 550 tane dosya geliyor. Çok fazla. Yani 4-5 ay da sürüyor bazı dosyaların incelenmesi. Üstelik bazı ürünlerin kullanım ömürleri de kısıtlı oluyor. Sonuç alınana kadar, ürünün kullanılması imkânsız hale geliyor. Bunun da önüne geçilebilir.
(HADİYE AYŞE İRİM)