burcu.arik@gmail.com, https://dogakultur.net
Güle güle leylek, seneye görüşmek üzere!
Bahar ve yaz aylarında Bozcaada iskelesine gidip gelenler bilir; Taştepe mevkiinde bir leylek yuvası var. Bu yıl da o yuvada yavrular büyüdü. Şimdi göç zamanı geldi. Oradan her geçişimde tam karşısındaki evde olmayı dilerim. Bu yuvaya gelmelerini beklemek ve ayrılacakları güne tanıklık etmek heyecan verici olsa gerek.
Leylekler güneye doğru yola çıkıyorlar. Onları gökyüzünde süzülürken gördüğümüzde gülümsüyoruz. Kimimiz dilek diliyor, kimimiz “Çok gezeceğiz” diye geçiriyoruz içimizden. Oysa o anda binlerce kilometrelik, kuşaktan kuşağa aktarılan çok eski bir yolculuğun küçücük bir bölümüne tanıklık ediyoruz sadece.

Fotoğraf:
Leylek (Ciconia
ciconia), Çanakkale’nin doğasını tanıtan fotoğrafçı
Cenk
Polat’ı izlemenizi öneririm. Bu güzel
kenti kimlerle paylaştığımızı görebilirsiniz.
Leylekler gündüz göç ediyor ve çoğunlukla yüzlerce, bazen binlerce kuştan oluşan sürüler hâlinde ilerliyorlar. Süzülerek uçtukları için yükselen sıcak hava akımlarından, yani termallerden yararlanıyorlar. Termaller karalar üzerinde oluşuyor. Deniz üzerinde ise bu yükselici hava akımları karadaki kadar güçlü ve düzenli olmadığı için leylekler uzun deniz geçişlerinden kaçınıyorlar.
Doğasever Cenk Polat’tan edindiğim bilgilere göre Çanakkale genelinde onlarca bireyden oluşan leylek sürülerine rastlanabiliyor. Yüzlerce leyleğin bir araya geldiği daha büyük sürüler ise Kavak Deltası, Saros Körfezi ve Çan hattında daha sık görülüyor. Göç döneminde gözümüzü gökyüzünden ayırmamak için bir neden daha!

Fotoğraf:
EBird sayfasında
leyleklerin görüldüğü noktalar.
Avrupa’daki leyleklerin göç yolları kabaca ikiye ayrılıyor. Batıdaki popülasyonlar Afrika’ya giderken Cebelitarık Boğazı’nı kullanıyor. Doğudaki popülasyonlar ise İstanbul Boğazı üzerinden Orta Doğu’ya, oradan Afrika’ya ilerliyor. Aşağıdaki haritaya baktığınızda bu yolculuğun ne kadar büyük bir coğrafyayı birbirine bağladığını çok daha iyi görüyorsunuz. Kuşlar sınır tanımıyor.
Coğrafi dağılım haritası: EBird’de leylek sayfasında paylaşılan bu haritaya göre mor alanlar leyleklerin yıl boyunca görüldüğü yerleri, maviler kışlama, turuncular ise üreme alanlarını gösteriyor. Lynx Edicions/BirdLife International
Bilim insanları, son yıllarda göç tarihlerinde değişiklikler gözlüyor. Polonya’da yapılan bir çalışma, leyleklerin geliş tarihlerinin 19. yüzyılın sonlarından bu yana yaklaşık on gün öne kaydığını göstermiş. Araştırmacılar bunu daha sıcak geçmeye başlayan ilkbaharlarla ilişkilendiriyor. Bir kuşun geliş tarihindeki birkaç günlük değişim küçük görünebilir. Ancak yıllar boyunca tutulan kayıtlar bir araya geldiğinde mevsimlerin ritmindeki değişimleri anlamamıza yardım ediyor. Doğa gözleminin ve düzenli kayıt tutmanın değeri burada da ortaya çıkıyor.
Bu yıl göç döneminde Türkiye’deki elektrik altyapısının leylekler için nasıl ölümcül bir tehlikeye dönüşebildiğini yeniden gördük. İstanbul Küçükçekmece’de çok sayıda leylek demiryolu elektrifikasyon tesisleriyle temas ederek yaşamını yitirdi. Bunun üzerine TCDD koruyucu önlemleri artırdığını ve üniversitelerle birlikte leyleklerin göç güzergâhlarını ve uçuş davranışlarını incelemek üzere çalışma başlattığını açıkladı. Elektrik hatlarında yalıtım yapılması ve leylekler için güvenli yuva platformları kurulması da kullanılan önlemler arasında. Çanakkale’yi de kapsayan bölgede bu tür çalışmalar yapılmış olsa da ne yazık ki elektrik direkleri ve trafoların oluşturduğu risk burada da tamamen ortadan kalkmış değil. Bu nedenle riskli noktaları gördüğümüzde ilgili kurumlara bildirmek önemli.
Fotoğraf:
Leylek (Ciconia
ciconia), Cenk
Polat
Belki önümüzdeki günlerde başımızı biraz daha sık gökyüzüne kaldırabiliriz. Çanakkale’de gördüğümüz leylekleri, tarih ve yer bilgisiyle birlikte kaydedebiliriz. Ücretsiz olan eBird, iNaturalist gibi yurttaş bilimi platformlarında biriken gözlemler, kuşların nerede ve ne zaman görüldüğüne ilişkin büyük bir ortak hafıza oluşturuyor. Bir leyleği görmek böylece yalnızca güzel bir karşılaşma olarak kalmıyor; bilimsel bilgiye küçük bir katkıya da dönüşebiliyor.
Leylek, Çanakkale’de göçünü izleyebileceğimiz tek tür değil elbette. İlkbaharda gelip yazı burada geçiren birçok kuş türü de dönüş yoluna hazırlanıyor. İbibik (Upupa epops), kızıl sırtlı örümcek kuşu (Lanius collurio) ve alaca sinekkapan (Ficedula semitorquata) bunlardan bazıları. Çanakkale’de gözümüzü dört açmamızı gerektiren daha seyrek görülen ya da koruma açısından özel önem taşıyan kuşlar da var. Elmabaş patka (Aythya ferina), dikkuyruk (Oxyura leucocephala), Terek düdükçünü (Xenus cinereus) bunlardan bazıları.

Fotoğraf:
Görmesi en keyifli
türlerden biri olan ibibik (Upupa
epops), Cenk
Polat

Fotoğraf:
Ala doğan (Falco
vespertinus), Çanakkale’de Kumkale’de görmüştüm.
Cenk
Polat

Fotoğraf:
Esenler’de ara ara
rastladığım kızılsırtlı örümcekkuşu (Lanius
collurio), Cenk
Polat
Fotoğraf:
Türkiye’de oldukça nadir görülen bu Terek düdükçününü (Xenus
cinereus) görenler ne şanslı. Cenk
Polat
Taştepe’deki yuvanın sakinleri de artık yoldadır belki. Önlerinde uzun bir yol var. Baharda yeniden döndüklerinde aynı yuvayı bulabilecekler mi, yine yavrular büyütecekler mi, bunu hep birlikte göreceğiz. Şimdilik onlara güvenli bir yolculuk dileyelim.
Çanakkale’deki leylek kayıtları için buraya tıklayın. Leylekle ilgili bilgi edinmek için ise bir yurttaş bilimi platformu olan eBird’in buradaki sayfasına bakın. TRAKUŞ’un leylek sayfası da çok iyi.
Haftaya hangi konuyu seçeceğim hususunda kararsızım. Kurumuş otları mı yazsam, deniz kabuklularını mı? Siz hangisini istersiniz?
Sizler de doğa gözlemlerinizi #canakkaledogaguncesi ile paylaşır mısınız? Instagram’da da buna özel bir hesap açtım: https://www.instagram.com/canakkaledogaguncesi/