yandexmetrikacounter
Güneşhan: "2026 Yatırım Programında Çanakka | Çanakkale Olay

Güneşhan: "2026 Yatırım Programında Çanakkale'ye hastanenin adı bile geçmiyor"

CHP Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan, düzenlediği basın toplantısında ekonomi, tarım, dış politika ve Çanakkale’nin yerel sorunlarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Güneşhan, bütçe açığından Atikhisar Barajı’ndaki son duruma, hastane yetersizliğinden Suriye politikasına kadar pek çok konuda iktidarı sert sözlerle eleştirdi.

184

Bugün CHP İl Binasında bir basın toplantısı düzenleyen Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan, Türkiye ve Çanakkale gündemine dair konulara değindi.

Konuşmasına vatandaşların Ramazan ayını çok çor şartlar altında, yoksullukla mücadele ederek geçirmek zorunda kaldığını belirterek başlayan Güneşhan şunları söyledi:

“2026 yılı ocak ayı gelir ve gider noktasında baktığımız zaman açığımızın 214 milyar lira bütçenin açık verdiğini görüyoruz. Yani 1 trilyon 421 lira gelir var.

1 trilyon 635 milyar lira da gider var. Dolayısıyla 214 milyar lira sadece ocak ayında bütçe açık verdi. Şimdi tabii bu gelirlerimizin en önemli kalemini ne oluşturuyor? Vergiler ve cezalar oluşturuyor. Bugün Türkiye'de vergi kimlerden alınıyor? Hepimiz çok iyi biliyoruz ki o beşli çeteden 40 haramilerden alınmıyor.

Devlet bu açığı kapatmak için vergi üzerine vergi getiriyor; sahip olduğu malı, mülkü ne varsa hepsini satıyor. Bunlardan bir tanesi de biliyorsunuz bizim Çanakkale'de Orman Kampı. Orman Kampı Çanakkale'deki tüm insanların, herkesin, kurum ve kuruluşların itirazlarına rağmen satıldı. Bununla ilgili hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz. Çünkü burası Çanakkale halkının yeridir ve Çanakkale halkının kullanımına açık bir şekilde kalmalıdır.

Bugün Türkiye'de, dünyada tarımın doğduğu coğrafyada yaşıyoruz ama gıda enflasyonunda dünyada 4'üncüyüz. Bakın çiftçilerimizle ilgili biliyorsunuz geçen günlerde bir genelge yayınladılar.

Destekleme kredilerinden faydalanmak istiyorsanız borcu yok yazısı getireceksiniz dediler. Yani Halk Bankası'ndan, Ziraat Bankası'ndan Tarım Kredi Kooperatiflerine borcu yoktur yazısı getireceksiniz. Ancak bu destekleme kredilerinden faydalanabilirsiniz denildi. Şimdi sormak istiyorum. Yani bu bankalara borcu olmayan çiftçi var mı? Veya bankaya veya SGK'ya borcu olmayan çiftçi var mı?

Hepsinin borcu var. Dolayısıyla biz buna itiraz ettik. Tepkimizi ortaya koyduk. Sivil toplum örgütleri, çiftçilerimizle birlikte ve iktidar geri adım attı ve bu genelgeyi kaldırdı. Tabii burada üzüldüğümüz bir nokta şu. Bu iktidar daha önce de yaptığı gibi önce vatandaşa eşeğini kaybettiriyor, sonra da bulduruyor, vatandaş da seviniyor. Şimdi Ziraat Odası başkanları geri alındıktan sonra bu genelge gerçekleştikten sonra hepsi sıraya geçtiler. Teşekkür üzerine, teşekkür. Oysa bunu yapan zaten bu iktidar. Yani onun için zaten bunları böyle dedikleri için, yani bunun hesabını sormadıkları için, bunları sorgulamadıkları için Türkiye'de tarım bu noktaya getirdi. Onları da buradan ben eleştirimi getirmek istiyorum.

Türkiye genelinde maalesef bu iktidar bu ülkeyi iyi yönetmiyor. Türkiye şu anda yönetilmiyor, savruluyor ve freni patlamış kamyon gibi hızla aşağı doğru iniyoruz. Kendi içimizde yaşadığımız bu sıkıntılar, sorunların yanında bölgemizde de yaşadığımız sorunlar var. Suriye meselesi var.

Biliyorsunuz şu anda Suriye'de HTŞ denen geçmişi tamamen radikal, cihatçı bir yapı olan bir yapı yönetimde. Türkiye'de bu yapıya destek veriyor. Şu anda bir barış ortamı var gibi gözükse de uzun vadede Suriye'de gerçek anlamda hem toprak bütünlüğünü hem de bütünsel barışı sağlayabilmesi çok zor.

Onun için Türkiye Cumhuriyeti'nin oranın yerleşik halkları olan Kürtlerle, Araplarla, Türkmenlerle, Sünnilerle, Dürzilerle beraber ortak hareket etmesi lazım. Onların içinde olduğu bir yönetimin mutlaka Suriye'de işbaşına gelmesi için çaba göstermesi gerekiyor. Ama maalesef iktidar tamamen HTŞ'ye sırtını dayanmış veya HTŞ ile yan yana yol yürüyor. Bu da doğru değil.

Çünkü önümüzdeki süreçte biz HTŞ'nin gerçek yüzü bir kez daha ortaya çıkacaktır diye düşünüyoruz. Yine tabii burnumuzun dibinde İran'da konuştuğumuz İran'da olanları bitenleri de yakından takip ediyoruz. Dünyanın başında Trump denen bir bela var. Nerede, ne zaman, ne yapacağı belli olmayan biri. İran'a her an saldırısı söz konusu olabilir. Olduğu zaman da burada en büyük zararı Türkiye görecektir. Gene bu işten karlı çıkacak olan Amerika ve İsrail olacak. Dolayısıyla orada diplomatik bir yolla mutlaka bu savaşın önüne geçilmesi lazım. Onun için çaba gösterilmesi lazım. Burada da iktidara önemli görevler düşüyor.

Bir başka önemli konu ise Atikhisar Barajı ve Devlet Su İşleri. Şimdi maalesef liyakatsiz insanlar Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi Çanakkale'de de karşımıza çıktı. Devlet Su İşleri bölge müdürü. Çünkü şimdi Devlet Su İşleri kontrolünde olan Atikhisar Barajının su seviyesi %100 dolu hale gelip alt savaklar çalışmadığı için üstten sular kontrolsüz bir şekilde Sarıçay'a doğru akmaya başladı ve bunun sonucunda da Çanakkale özellikle Sarıçay bölgesi ciddi bir sıkıntı yaşadı. Şimdi ben buradan Devlet Su İşleri Müdürüne sormak istiyorum.

Bu dip savaklar niçin çalışmıyor? Yani bunun önlemleri, tedbirleri niye alınmıyor? Bu dip savakları köreltmenin, çalıştırmamanın bir anlamı ve çalışamaz duruma getirmenin ne anlamı var yani? Niçin bu böyle oluyor? Bu tamamen beceriklilikten kaynaklanıyor, öngörüsüzlükten kaynaklanıyor. Bir şey olmaz anlamında geliyor. Çünkü yıllardır baraj hep full seviye %100 seviyeye gelmemişti. Gelmediği için de gene bir şey olmaz, bize bir şey olmaz mantığıyla anlayışıyla gidilmiştir. Aynı zamanda iki kanaldan da tarım sulaması için verilen açılan kanallar var. O kanallar da çalışmıyor. Orada da arıza var. Dolayısıyla Atıkhisar Barajı pozisyonunu, durumunu biz Allah'a havale etmiş durumundayız. Hiçbir şey yapamıyoruz. Elimizden bir şey gelmiyor.

Gerekli bakımlar yapılmamış, edilmemiş. Ama Devlet Su İşleri Müdürüne sorulduğu zaman da bizim arkadaşlarımız eleştiriyi yaptığı zaman, ortaya koyduğu zaman, basınla paylaştığı zaman da boş boş konuşuyor gibi hadsiz bir açıklamada bulunuyor. Sen kim oluyorsun böyle bir açıklama yapıyorsun? Kardeşim işini yapmamışsın sen. Önce işini yap. İşini yap. Dip savakları niye açılmıyor ve o hâlâ görevinin başında. Onu hâlâ görevinin başında tutan bir de iktidar var. Anlamak mümkün değil. Anında görevden alacaksın. Yok, mu başka gelecek olan kişi.

Atikhisar Barajı, Çanakkale taşkın sahası içinde yer aldığı için yapıldı. Yani 50 yıllık baraj, her şey olabilir. Baraja bir şey olsa ne olacak?

Bir başka önemli konu da hastane… Çanakkale’ye acilen yeni bir hastane yapılmalı. Bunda herkes hemfikir. Ancak 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı yatırım listesinde yeni bir hastane yapımı yok.

2026 yılında Çanakkale'ye toplam yapılacak olan proje tutarı 49 milyar 900 milyon. Ama ödenek ne kadar değerli arkadaşlar? 6.3 milyar bir ödenek ayrılmış Çanakkale’ye. Yani 2026 yılında yine Çanakkale’ye hiçbir şey yok. Çoğu yatırım projesine 20 milyon lira, 30 milyon lira paralar usulen konulmuş ama hastane ile ilgili en ufak bir yatırım projesi yok. Adı bile anılmıyor.

Buradan iktidar yetkililerine, onların temsilcilerine sesleniyorum. Gelin bu konuya hep beraber sahip çıkalım. Bu işin siyaseti de olmaz. Bu işin tarafı da olmaz. Bu işin partisi de olmaz. Hep beraber çalışalım. Biz de destek olalım. Biz de yardımcı olalım. Ve bu hastaneyi bir an önce Çanakkale halkının hizmetine sunalım.

Bir başka önemli konu ise tıp fakültesi hastanesi. Yeri maalesef son derece yanlış seçilmiş. Sarıcaeli’nde Teknopark’ın olduğu bölge var. 250-300 dönümlük bir yer. Buraya yapılması gereken hastane kavşağın üzerinde, büyüme imkânı olmayan, otopark sorunu olan bir yere yapılmış. Gitsek aracımızı park edeceğimiz yer bulamayacağız. Hastaneye ek bir bina yapamıyorlar. Oysa Sarıcaeli’nin olduğu bölgeye yapılmış olsaydı sadece Çanakkale’nin değil, bölgenin belki de en güzel hastanelerinden biri olmuş olacaktı. Kısa vadede bir şey yapılamaz ama orta ve uzun vade planlamasıyla mutlaka oraya bir tıp fakültesi ve üniversite hastanesi yapılabilir.

Teknopark ile Tıp Fakültesi dekanlığı yer değiştirebilir. Bugün oraya gidip bakın. Lojmanlar, halı sahalar, özel bir okul, Teknopark var. Teknopark’ta GESTAŞ var. GESTAŞ’ı İl Özel İdaresine alalım. Teknopark’ın giderlerinin bir kısmı karşılansın diye GESTAŞ oraya boşu boşuna kira ödemesin.

Çanakkale için bir başka önemli konu da üniversitemizin dört fakülte binasının depreme dayanıklı çıkmaması. Bunlardan bir tanesi Ziraat Fakültesi. Bu Ziraat Fakültesini daha önce yine Üvecik’te bulunan bir alan var, çok büyük ve geniş bir yer, oraya yapalım. Kampüsü ile sosyal donatılarıyla, yurtlarıyla birlikte uygulamalı bir Ziraat Fakültesi olsun.”

Toplantıda CHP Çanakkale İl Başkanı Levent Gürbüz, Merkez İlçe Başkanı İbrahim Can Ergun, il ve ilçe yöneticileri de hazır bulundu.

(HADİYE AYŞE İRİM)
Paylaş